Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, AKP iktidarının ülkeyi getirdiği durumu "Demokratik krallık" ifadesiyle özetledi. Hedefi tam on ikiden vuran bir tespit? Krallığı biliyoruz da demokratik krallık ne anlama geliyor diyebilirsiniz, şöyle izah etmeye çalışalım.Millet istese de istemese de kral kraldır. Kralın astığı astık, kestiği kestiktir.Tek sorumlu kişi olduğu için de, ülke bir badireye düştüğü zaman bunun faturasını kendisi öder, topu kimseye atamaz. Demokratik krallıkta ise biraz sonra anlatacağım yöntemlerle iktidar milleti kendisini iktidara getirmesi için zorlar. Yani iş yapmasa da, hizmet sunmasa da masallarla, tiyatrolarla, devletin imkanları seferber edilerek, her türlü propaganda unsurları kullanılarak iktidar koltuğunda kalma sağlanır.Bu açıdan bakıldığında demokratik krallık, diğer krallıktan çok daha tehlikelidir. Çünkü normal krallıkta ifade ettiğimiz gibi tek sorumlu kraldır; demokratik krallıkta ise her ne kadar ayak oyunlarıyla koltuğa oturulsa da görüntüde milletin reyiyle bunun gerçekleştiği gözükmektedir. Dolayısıyla demokratik kral iktidar olsa da, işine gelmediği konularda muktedir olmaz, yapılan yanlışların bütün faturalarını milli iradenin, yani milletin sırtına yıkar.Top sürekli taca atılır. 13 yıldır bunu yaşamadık mı?Çiftçi feryat ettiğinde, işçi, işsiz, emekli, sağlıkçı, esnaf ayağa kalktığında, işadamları hükümetin icraatlarını eleştirdiğinde, "Biz milletin iradesiyle geldik", "Bizi iktidara siz getirdiniz" zırhının arkasına hep sığınmadılar mı?Demokratik krallıkta şikayet edilen millettir, suçlu yine millettir.Milletin paraları ayakkabı kutularından çıkar, madenleri Türkiye dışında her ülkeye kaçar; millete para yoktur, kaynak yoktur ama "milli irade arkamızdadır" olur.Olmayan derin devlet suçlanır, dün ortak bugün hasım paralel yapı suçlanır, suçlu hep muhalefettir, hakkını arayan çiftçidir, memurdur, esnaftır, emeklidir, işçidir, işsizdir.Hakkını istedin mi senden daha fazla teröristi yoktur, iç güvenlik yasası bu teröristleri(!) engellemek için dizayn edilir; 40 bin kişinin katiliyle bile masaya oturulur ama halinden şikayet edenle asla?Peki, bu kadar olumsuzluğa rağmen demokratik krallık nasıl korunuyor?Demokratik krallığın korunması için en önemli aşama sandıktır; demokratik olmak için sandıktan bir şekilde çıkmanız gerekiyor.Bu noktada AKP iktidarına en büyük hediye 1980 darbesidir. Diyeceksiniz ki, "yahu bu adamlar darbeye karşı, hatta darbecileri yargıladılar." Bu da bir parametredir.1980 darbesinden sonra 5 tane generalin koyduğu antidemokratik yüzde 10 barajı AKP iktidarının ve ona sağ ve sol koltuk değneği olanların en çok beslendikleri kaynaktır.Anayasa'nın birçok maddesine aykırı olan bu uygulama bir darbe ürünüdür, o günden sonra darbe vurduğu kesim de milletin kendisidir; milletin iradesidir.Taşeron iktidar ve güdümlü muhalefet, milli iradeyi gerçek manada temsil eden partilerin önünü kesmek için her türlü yöntemi kullanır ve ardından da "aşamazlar ki" fitnesiyle de son noktayı koymaya çalışır.Milletin cebinden alınan 530 trilyon lira para, 19 partinin girdiği seçimlerde seçim yardımı olarak sadece 3 partiye dağıtılır ve aslan payı da zaten kasaları dolu olan, kasalar sığmadığı için de ayakkabı kutularını değerlendiren, doğal olarak reklamı her gün her saat yapılan AKP'ye 300 küsur trilyon olarak aktarılır. AKP yararına kullanılan örtülü ödeneği, Cumhurbaşkanı'nın propaganda katkılarını ve belediyelerin imkanlarını buna dahil etmiyoruz.Ardından da toplumun arasında bulunan, her köşe başını tutan, kovsan da gitmeyen maaşlı dayaklık fitneciler, seçmenin kulağına fısıldar; "En çok bayrağı olana ver, diğerinin bayrağı bile yok", "veremezler ki", "giremezler ki", "aman istikrar bozulmasın"?Bunların anlamları; "ecnebiye, yandaşa var, millete yok", "kölelik istikrarı bozulmasın." Yahu milletin parasından 300 trilyon lira alanla, her masrafını kendi cebinden yapmaya çalışan bir partinin bayrağı hiçbir olabilir mi?İşte size bir demokratik krallık parametresi daha?Üstelik 19 partinin 16'sı kanuni olarak sadece kendi seçim bürolarının önüne bayrak asabilir, ama yaptıkları icraatlarıyla ölçülmesi gereken 3 parti ise istediği yere asabilir, kimse ne hesap sorar ne de indirir.İktidarın ve Meclis içi muhalefetin propagandası doğal olarak devlet özel fark etmez tüm medya ve basın unsurlarında ücretsiz olarak yapılır ama diğer partiler reklam için devasa bütçeler oluşturmak zorundadır.Milletin iradesine bütün bu engellemelerden sonra sıra gelir sandığa?Orada da her türlü paylaşım yapıldıktan sonra demokratik krallık için bu da yeterli değildir; arada sızan, kaçan milli irade varsa o da bilgiler aktarılırken havada kayboluverir, buharlaşır. Şikayet mekanizmaları da demokratik kralın kontrolünde olduğu için milli irade hesap bile soramaz.Tabi, onlar hesap sorulamayacağını düşünür ama bir gün bir Molla Kasım'ın gelip hesap soracağını hesap etmezler.Yunanistan'da da aynı siyaset vardı, dinazor iki parti arasında seçim gidip geliyordu ve Yunan halkı bu gidişata "dur" dedi. Çıkışı da Milli Ekonomi Modeli'nin projelerinde arıyor.AKP ve koltuk değnekleri bugüne kadar bunu bu şekilde kotardılar, ama milletimizin elbette ki bayrak sayılarına, dağıtılan erzaklara, her türlü engellemelere, oy çalmalara aldırmayacağı, cebine, işine, aşına bakacağı bir dönem olacaktır. Su nasıl akar ve gideceğe yere mutlaka varırsa milli irade de eninde sonunda varacağı güvenilir limanı mutlaka bulacaktır. Bu millet tam bağımsızlık için padişahını bile kaldırıp atmıştır.Demokratik krallığı da geçip krallığa özenenler biraz düşünseler, kendileri için de doğru olanın milli iradenin önünü gerçek manada açmak olduğunu görürler.Şerif Hüseyin'den, Saddam'dan, Hüsnü Mübarek'ten ya da Damat Ferit'ten ders çıkarırlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025