Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, PBS televizyonunda yayınlanan bir programda, Suriye’deki krizin Türkiye için dev boyutta güvenlik tehdidi oluşturduğunu söyledi.
Davutoğlu buna gerekçe olarak da şunları söyledi:
“Çünkü bu ülkeyle 911 kilometrelik sınıra sahibiz ve şu anda bu sınırda bir iktidar boşluğu var. Bazı terör örgütleri, PKK ve hatta El Kaide’nin bazı unsurları, bu iktidar boşluğunu istikrarsızlık yaratmak amacıyla kendi çıkarları için kullanmaya yeltenebilirler. Bugün bile, Türkiye’de çok sayıda terör eylemi, PKK terör eylemleri görüyoruz, bu iktidar boşluğunu kullanıyorlar”
Malum, bir süredir, yine bir ABD projesi olarak, BOP kapsamında PKK terörünü Barzani’nin kucağından alıp Suriye’ye ihale etme gayretleri var.
Sayın Davutoğlu da bu amaca hizmet eden açıklamalar yapıyor. Bu konuyu aydınlatabilmek için Arap Baharı öncesi ve sonrası Suriye’yi masaya yatıralım.
Arap Baharı denilen Amerikan üretimi fitne ateşi, Mısır’da ve Tunus’ta halk isyanı, Libya’da içeriden ve dışarıdan işgal, Suriye’de ise dışarıdan desteklenen terör oluşumları olarak zuhur etti.
Suriye’de halk isyanı kılıfını fazla tutturamadılar çünkü halk sürekli Esad’ın yanında yer aldı onu destekledi.
Durum böyle olunca dünyanın değişik yerlerinde ABD için rüştünü ispat etmiş terör unsurlarından –buna PKK da dahil- Özgür Suriye Ordusu’nu oluşturdular.
Bu sözde ordunun en büyük özelliği özde Suriye ile hiçbir alakasının olmamasıydı.
Daha net anlaşılması için ifade etmek gerekirse, PKK’ya Özgür Türkiye Ordusu, ya da Pejak’a Özgür İran Ordusu demek gibi bir şey bu…
Dolayısıyla Özgür Suriye Ordusu’na verilen destek, bu ordunun etkin olduğu her yerde, PKK’nın da güç bulması anlamına geliyordu.
Bu temel tespitten sonra Davutoğlu’nun açıklamasına tekrar dönelim.
Davutoğlu, Suriye sınırındaki PKK ve başka terör unsurlarının arttığından bahisle buranın istikrarsızlaştığını ve bunun Türkiye için dev boyutta güvenlik tehdidi oluşturduğundan bahsediyor.
Şimdi soruyoruz: Sayın Davutoğlu, bu istikrarsızlığın temel nedeni şu ana kadar uyguladığınız Suriye politikaları değil mi?
Düne kadar sorun yaşamadığımız Esad yönetimini, batıdan ve sizlerden aldığı destekle yıkmaya çalışanlar değil midir istikrarsızlığın kaynağı?
Yapılan yanlışların faturası olarak zuhur eden istikrarsızlığı da Esad’ın sırtına yüklemek sizce doğru bir yaklaşım mı?
Bakan Davutoğlu konuşmasının devamında, “Güvenlik birimlerinin hava unsurlarıyla, topçu birlikleriyle, tanklarla kentlere saldırması ne demek? Savaşta bile bir kentsel alana hava bombardımanı ya da topçu ateşiyle saldırı düzenlemek suçtur” diyor.
Bu noktada şu soruyu sorma gereği duyuyorum: Milli Savunma eski Bakanı Vecdi Gönül’ün de ifadesiyle, İncirlikten kalkan uçaklar Irak’a 4300 sorti gerçekleştirdi. Yani Irak’ın şehirleri, köyleri, binaları bizim İncirlik’ten kalkan ABD uçaklarıyla vuruldu, sivilleri katledildi. Sayın Davutoğlu, aynı ifadeleri neden o zaman söylemediniz?
Üstelik bağımsız kaynakların ifadeleri ve delilleriyle de sabittir ki, Esad’ın ordusu sivil katliamı yapmamaktadır, sivillerin de güvenliğini tehdit eden, sizlerin de rahatsız olduğunuzu beyan etiğiniz istikrarsızlığa neden olan terör unsurlarıyla mücadele ediyor.
Teröristlerin ağır silahlarla, füzelerle saldırdığı bir ortamda, elbette ki Esad’ın ordusu süngüyle mücadele etmeyecek.
Davutoğlu buna gerekçe olarak da şunları söyledi:
“Çünkü bu ülkeyle 911 kilometrelik sınıra sahibiz ve şu anda bu sınırda bir iktidar boşluğu var. Bazı terör örgütleri, PKK ve hatta El Kaide’nin bazı unsurları, bu iktidar boşluğunu istikrarsızlık yaratmak amacıyla kendi çıkarları için kullanmaya yeltenebilirler. Bugün bile, Türkiye’de çok sayıda terör eylemi, PKK terör eylemleri görüyoruz, bu iktidar boşluğunu kullanıyorlar”
Malum, bir süredir, yine bir ABD projesi olarak, BOP kapsamında PKK terörünü Barzani’nin kucağından alıp Suriye’ye ihale etme gayretleri var.
Sayın Davutoğlu da bu amaca hizmet eden açıklamalar yapıyor. Bu konuyu aydınlatabilmek için Arap Baharı öncesi ve sonrası Suriye’yi masaya yatıralım.
Arap Baharı denilen Amerikan üretimi fitne ateşi, Mısır’da ve Tunus’ta halk isyanı, Libya’da içeriden ve dışarıdan işgal, Suriye’de ise dışarıdan desteklenen terör oluşumları olarak zuhur etti.
Suriye’de halk isyanı kılıfını fazla tutturamadılar çünkü halk sürekli Esad’ın yanında yer aldı onu destekledi.
Durum böyle olunca dünyanın değişik yerlerinde ABD için rüştünü ispat etmiş terör unsurlarından –buna PKK da dahil- Özgür Suriye Ordusu’nu oluşturdular.
Bu sözde ordunun en büyük özelliği özde Suriye ile hiçbir alakasının olmamasıydı.
Daha net anlaşılması için ifade etmek gerekirse, PKK’ya Özgür Türkiye Ordusu, ya da Pejak’a Özgür İran Ordusu demek gibi bir şey bu…
Dolayısıyla Özgür Suriye Ordusu’na verilen destek, bu ordunun etkin olduğu her yerde, PKK’nın da güç bulması anlamına geliyordu.
Bu temel tespitten sonra Davutoğlu’nun açıklamasına tekrar dönelim.
Davutoğlu, Suriye sınırındaki PKK ve başka terör unsurlarının arttığından bahisle buranın istikrarsızlaştığını ve bunun Türkiye için dev boyutta güvenlik tehdidi oluşturduğundan bahsediyor.
Şimdi soruyoruz: Sayın Davutoğlu, bu istikrarsızlığın temel nedeni şu ana kadar uyguladığınız Suriye politikaları değil mi?
Düne kadar sorun yaşamadığımız Esad yönetimini, batıdan ve sizlerden aldığı destekle yıkmaya çalışanlar değil midir istikrarsızlığın kaynağı?
Yapılan yanlışların faturası olarak zuhur eden istikrarsızlığı da Esad’ın sırtına yüklemek sizce doğru bir yaklaşım mı?
Bakan Davutoğlu konuşmasının devamında, “Güvenlik birimlerinin hava unsurlarıyla, topçu birlikleriyle, tanklarla kentlere saldırması ne demek? Savaşta bile bir kentsel alana hava bombardımanı ya da topçu ateşiyle saldırı düzenlemek suçtur” diyor.
Bu noktada şu soruyu sorma gereği duyuyorum: Milli Savunma eski Bakanı Vecdi Gönül’ün de ifadesiyle, İncirlikten kalkan uçaklar Irak’a 4300 sorti gerçekleştirdi. Yani Irak’ın şehirleri, köyleri, binaları bizim İncirlik’ten kalkan ABD uçaklarıyla vuruldu, sivilleri katledildi. Sayın Davutoğlu, aynı ifadeleri neden o zaman söylemediniz?
Üstelik bağımsız kaynakların ifadeleri ve delilleriyle de sabittir ki, Esad’ın ordusu sivil katliamı yapmamaktadır, sivillerin de güvenliğini tehdit eden, sizlerin de rahatsız olduğunuzu beyan etiğiniz istikrarsızlığa neden olan terör unsurlarıyla mücadele ediyor.
Teröristlerin ağır silahlarla, füzelerle saldırdığı bir ortamda, elbette ki Esad’ın ordusu süngüyle mücadele etmeyecek.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025