En büyük moral değerlerimiz olan bütün zaferleri, başarıları hep birlik ve beraberliğimiz sayesinde aldık. Anadolu'nun manevi genelkurmay başkanı olan Hünkârımız Hacı Bektaş-ı Veli'miz ne buyuruyor "Bir olalım, iri olalım, diri olalım" bu formül Anadolu'da otuz altı farklı etnik gurubu ve pek çok farklı inancı İslam'ın tevhit ve kardeşlik potasında eriterek tek bir millet yani Türk milleti yaptı. Bu formül sayesinde nice devletler kuruldu. Devlet ve millet düştüğü pek çok kaostan bu mübarek formül sayesinde kurtuldu, ayağa kalktı.
Dâhili ve harici bedhahların isteği arzusu bu formülü bozup bu milleti bitirmek, tarih sahnesinden silmek. Bunun için her türlü oyunu, tuzağı bu aziz Türk milletinin üzerinde denediler. Örnek mi buyurun; İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı'nın kararları;
"Sünni ve Şii Müslümanlar arasında birbirine karşı kötümserlik ve suizan duyguları icat ederek, mezhepleri, ihtilafları körüklemek.
İki, Müslümanların cehalet ve bilgisizliğini sağlamak, her türlü eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulmasını önlemek.
Üç, tembelliği teşvik etmek, çalışkanlığa mani olmak, ölümden sonraki hayatı anlatarak cennetten rengârenk misallerle insanları dünyadan kesmek.
Dört, sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir gibi hadislerden yararlanarak zorba, zalim ve kendini düşünen padişah ve hükümdarların hakkaniyetini ispat etmek.
Bir başka madde, seyahat özgürlüğü ortadan kaldırılmalı, şehir merkezlerinde ve köylerde fitne arttırılmalıdır.
Müslümanlar arasında ırkçı ve milliyetçi duyguları kamçılayarak eski kültür, dil ve tarihe sıkı sıkıya bağlı olan düşüncelerini ortadan kaldırmak.
İngiliz sömürge bakanlığı bu kararlarını öncelikli olarak Türk milleti üzerinde çeşitli ajanlar marifetiyle icra etti. Bu ajanlar öyle bir yetiştiriliyordu ki seçtikleri zeki çocuklarını Türk milletinin içine yerleştirip dergâhında, medresesinde, çarşısında, pazarında bizim inanç ve kültürümüzle donatıp, bizden gözüktürerek bu milletin parçalanıp bölünmesi için fitnenin her türlüsünü çıkartıyorlardı. Fitne faaliyeti içinde bulunan bu İngiliz ajanları koskoca Osmanlı İmparatorluğunun 22 milyon kilometrekarelik toprağını parça parça edip fiilen hükmettiği topraklar üzerinde bu gün toplam kırk beş ayrı devlet kurdurttular.
Bu İngilizler oyunlarıyla, tuzaklarıyla Türk milletini tarih sahnesinden tamamen silmek için Anadolu'yu da ittifak ettikleri iç güçler eliyle, destekledikleri bazı ulusları kullanarak işgal ettiler. Son kale olarak elimizde kalan Anadolu'yu da bize çok görüyorlardı. Elimiz de kala Anadolu'muz kaldı. Bugünkü sınırlarımızla söyleyecek olursak 740 bin kilometre kare. Koca Osmanlı nerelerden nerelere düştü. Küçüldükçe küçüldü. Allah aşkına söylerimsiniz 22 milyon kilometre kare nere, 740 bin kilometre kare nere? Tam bir iflas. Topraklarımızın yüzde 96'sını kaybetmişiz. Öyle ki, düşmanlar elimizdeki son kalan vatan toprağına da göz diktiler. İşgal ettiler.
Millette büyük bir travma, açlık, sefalet var. Her evden şehitler var. Millet savaşmaktan yorulmuş. Yani Anadolu'ya tam bir keşmekeş, kaos, belirsizlik, umutsuzluk hakim. Artık okumuş yazmış kesim Mandacılığı savunur olmuştu, tartışılan hangi devletin mandası olalım tercihi üzerineydi. İstanbul İngilizler tarafından işgal edilmiş. Payitaht İngiliz'in kontrolüne geçmişti.
Bu milletin bu zilletten kurtulması için bir ele ihtiyacı vardı. Yoksa tarihten silinecekti. Ancak bu mümkün değildi. Çünkü Bu millet Asekurullah bir milletti. Allah bu milleti sahipsiz bırakmazdı. Öyle de oldu.
(devam edecek...)
- Mustafa Kemal Atatürk bir Osmanlı paşasıydı / 01.04.2025
- Bayram, şeker ve ruhsuzluk / 29.03.2025
- Akıl mı aşk mı? İnsanı insan yapan nedir? / 25.03.2025
- Akıl ve inanç: Haritasız yolculuk olur mu? / 22.03.2025
- Ehlibeyt ve Ramazan: Oruç, sadece bir açlık mıdır? / 21.03.2025
- Boğaz kanla dolu, ama geçilmez! / 18.03.2025
- Unutulan hakikat, kaybolan insanlık / 16.03.2025
- İnsanın, insan-ı kâmil olduğu ay: Ramazan / 14.03.2025
- İstiklal’in sesi: Bir milletin ruhuna kazınan marş / 12.03.2025