Asrın felaketi ile yerle bir olan Hatay'dan geliyorum.
Bir hafta kadar süren izlenimlerimi aktarmak isterdim ancak, yaptığım gözlemler inanın köşe yazılarına sığmayacak kadar fazlaca detaylı.
Sadece Hatay değil, 10 il daha etkilenmişti büyük afetten.
Ancak, büyük çapta etkilenen illerin başında Hatay var.
Ardından K.Maraş, Adıyaman ve Malatya.
Hatay'a akşam saatlerinde giriş yaptık.
Gördüğümüz manzara karşısında irkildik ve şok yaşadık.
Benimle birlikte Hatay'a gelen arkadaşlarım da şok geçirdi.
Eyüp Yıldırım, Ahmet Ayvaz, Ali Ertuğrul Kul ve Hüseyin Akkol'dan oluşan ekiple birlikte, Hatay'ın tam merkezinde bulunan çadıra gittik.
Burada ilk günden itibaren, Bağımsız Türkiye Partisi teşkilatlarınca depremzedelere sıcak yemek hizmeti veriliyordu.
Bu konu aslında partiler üstü olmakla birlikte, BTP'nin bu konuda göstermiş olduğu olağanüstü çaba, buraya yolu düşen herkes tarafından takdir ve dua ile karşılık buluyordu.
Yediden yetmişe Türk milleti ayağa kalkmış, sanki tamamı bu çadırın etrafında bir araya gelmiş gibiydi.
Nereden geliyorsunuz veya nerelisiniz diye sorduğumuz herkesten, farklı bir ilin ismini duyuyorduk.
Bu durum, olağanüstü bir moral ve motivasyon olarak bölge insanına yansıyordu.
Ancak ne var ki, yaşanmakta olan acıların büyüklüğü karşısında çok büyük bir şok geçiren Hataylılar, kimin nereden geldiğine bakamayacak kadar kendi dertlerine düşmüşlerdi.
Kadim şehir Hatay'ın enkazlarla dolu sokaklarında dolaştım durdum.
Bazen canlı insan kurtarılma çalışmalarına tanık oldum, bazen de çıkarılan onlarca cenaze görüntülerine donuk ve yaşlı gözlerle baktım.
Yanlışlıkla başkasının cenazesini alıp defnedenleri de gördük.
14'üncü günü geçmiş olmasına rağmen, halen daha enkazdan cenazesinin çıkarılmasını bekleyenler de vardı.
Devlet nerede, neden bu kadar gecikti sorularına çok kez tanıklık ettik.
Bölgede asayişi sağlayan askeri kolluk güçlerine karşı büyük bir sevgi ve güven vardı.
Bu konuda geç kalındığını onlar da itiraf etmişti ancak, bu mesele sahada görev alan ve aslanlar gibi koşturan güvenlik güçlerinin sorumluluğunda değil, bizzat hükümetin inisiyatifinde olan bir konuydu.
Özel harekatçılar, Jandarmalar, JÖH'ler, TSK'nın diğer birimleri Hatay'ın her alanına hakimdiler.
Onların görevi sadece güvenlik olduğu halde, arama kurtarma ve daha pek çok alanda inanılmaz mücadele verdiler.
Her birinin alınlarından öpmek lazım.
Çadırları tek tek ziyaret ettim ve geçmiş olsun dileklerimizi ilettim.
Yavaştan başlayan söyleşilerimizde, çoğu kez gözlerimiz yaşlı olurdu.
Anlattıklarını can kulağı ile dinledim.
Neden bu kadar bina yıkılmıştı diye sorular sordum.
Neden yıkılan bazı binaların yanında, yıkılmayan kimi binaların olduğunu ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmeye çalıştım.
Anlattıkları şeyler, vahim sonuçları olması gereken cinsten beyanlardı.
Yıkılan tüm binaların hatalı yapıldığı gerçeği, gün gibi ortadaydı.
Yıkılmayan binalarında, inşaat yönetmeliğine uygun ve çok sağlam yapıldığı da çok net olarak ortadaydı.
2021 yılında Hatay'da hasarlı binaların tespiti AFAD tarafından yapılmıştı ama sonuç, sıfır.
Büyük bir ihmal vardı ve bunun faturası sadece birkaç müteahhitte kelepçe vurulmasıyla asla geçiştirilemez!
Birinci ve ikinci günler çok önemliydi.
Müdahalenin gecikmesi, yüzlerce insan hayatını kararttı.
Burada tespit ettiğimi sorumlular silsilesi, ta tepeye kadar varıyordu.
Bu işin sorumlusu sadece AK Parti iktidarı olmayabilir ancak, 20 yıllık bir iktidara çok rahat bu hesap sorulabilir.
Hiçbir şekilde mimarisini beğenmediğim TOKİ evleri bu bölgelerde yıkılmamış veya az hasar almış.
Demek ki olabiliyormuş.
Demek ki, kaybolan on binlerce canımız şayet bu evlerde oturmuş olsaydı, hayatta olacaklardı.
Durumun önemi ve çapı, çok çok büyüktür.
Enkazın altında kalanlar hem fakirlerdi, hem de zenginler.
Bu işin çözümü, sadece zengin olmakla da halledilemiyor.
Devlet politikasının olması gerekiyor.
Güçlü bir devlet yapısının olması, artık kaçınılmaz olarak gündemin en başında yerini almıştır.
Yeniden bir Türkiye inşa edilebilir.
Tıpkı Japonya örneğinde olduğu gibi.
Gerekli olan sadece ve sadece tek bir şey var.
Milli devlet, sosyal devlet.
Tam bağımsız bir ekonomi.
Bunun için de tek bir yol var o da, BTP'nin parti programında olan Prof. Dr. Haydar Baş'a ait "Milli Ekonomi Modeli" tezinin hayata geçirilmesi.
Uygulanırsa tek bir sakat veya dayanıksız binanın olmadığı yeni bir Türkiye
İnşa edilebilir.
Hem de sıfır maliyetlerle.
Nasıl olacağını Sayın Hüseyin Baş biliyor.
- TÜRK milletine ters kelepçe! / 01.04.2025
- Türkler Ehl-i Beyt ile akrabadır / 31.03.2025
- Türk’ler Ehl-i Beyt İslam’ını kabul etmiştir / 30.03.2025
- İktidar çok tehlikeli oynuyor! / 26.03.2025
- Suriye için tek çözüm: Atatürk modeli / 25.03.2025
- Ne ekersen onu biçersin! / 24.03.2025
- Muhalefete tarihi görev: TEK ÇATI altında birleşin / 23.03.2025
- Türkiye’de sadece TÜRK’ler vardır! / 19.03.2025
- Ebu Suud’un Alevi katliamı fetvası / 18.03.2025