Tarih: 7 Nisan 2001
Yer: Trabzon Atatürk Meydanı
Miting alanı hınca hınç dolu. 100 bin insan hepsi bir gaye etrafında buluşmuş. "Bu vatan bizimdir bizim kalacaktır" andı, meydanda yankılanıyor. Platformda Prof. Dr. Haydar Baş bey yarınlara ait bir mesaj veriyor. "Yürüyüşümüz devam edecektir, inşallah" diyor ve bir umut dağıtıyor millete.
Bu tarihi gün yeniden Kuvay-ı Milliye hareketinin ilanıydı. Bir milletin yeniden uyanışıydı. Kuvay-ı Milliye meşalesi gönülden gönüle tutuşturulmaya başlanmıştı. İstanbul ve Ankara'da yapılan mitinglerle milyonlar aynı niyet ve gaye etrafında bütünleşmişti. "Bu vatan bizimdi, bizim kalacaktı."
Prof. Dr. Haydar Baş bey liderliğinde yeniden Kuvay-ı Milliye ile milletin yürüyüşü başlamıştı.
Maalesef yılların birikimi olarak karşımıza çıkan karanlık tablo, zifiri karanlık karakteri kazanmıştı. Sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar had safhadaydı. Prof. Dr. Haydar Baş bey bu sorunların nasıl aşılacağını izah ediyor ve adeta haykırıyordu. Toplumsal barış projesinin altını çiziyor, liberal, sosyalist, ekonomik modellerin iflas ettiği günümüz dünyasında kendine ait olan "milli ekonomik model"le çözüm yollarını izah ediyordu; millî egemenliği savunuyor ve millî duruşu ortaya koyuyordu. Fakat siyasîler dinlememekte ısrarlıydı; millet ise kararını vermişti. Prof. Dr. Haydar Baş bey mutlaka "başbakan" olmalıydı. Bu fikir ve görüşler iktidar olmalıydı.
Tarih: 25 Eylül 2001
Bağımsız Türkiye Partisi bir güneş gibi Türk siyasî hayatına doğmuştu. Yürüyüş devam ediyordu. Milletin teveccühü ile teşkilatlar kuruluyor, üye kayıtlarında kısa sürede ciddi artışlar yaşanıyordu. Bu yaşanan coşku aynı zamanda "iktidara yürüyüşün ayak sesleriydi."
Tarih: 8 Mart 2002
Yer: Trabzon 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu.
BTP'ye katılım programı için halk fevc fevc salona geliyor. Program başlamadan tribünler dolmuş, saha dolmuş, salon dışındaki muazzam kalabalık tarafından kapılar kilitlenmiş durumda.
1 yıl içerisinde Kuvay-ı Milliye hareketi, Bağımsız Türkiye Partisi olarak yürüyüşüne devam ediyordu.
Salonda tam bir coşku hali yaşanıyordu, bir tarih yazılıyordu. BTP saflarına kadın, erkek, genç, yaşlı binlerce insanın katılımı gerçekleşiyordu. Hele Prof. Dr. Haydar Baş, milletin içinden çıkarttığı liderine olan sevdasını ve bağlılığını göstermesi; fikir olarak, ufuk olarak gül goncası gibi açması aynı anda yaşanıyordu.
Millet bu yürüyüşün bağımsızlık yürüyüşü olduğunu, bir iktidar yürüyüşü olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Devletini 'kâinat devleti' yapma yürüyüşü olduğunu görmüş ve "artık bu iş tamam" diyordu.
Evet Bağımsız Türkiye yürüyüşü devam ediyor. Çözüme doğru "güçlü millet, güçlü devlet, güçlü orduya" doğru devam ediyor.
Hayırlı olsun.
Yer: Trabzon Atatürk Meydanı
Miting alanı hınca hınç dolu. 100 bin insan hepsi bir gaye etrafında buluşmuş. "Bu vatan bizimdir bizim kalacaktır" andı, meydanda yankılanıyor. Platformda Prof. Dr. Haydar Baş bey yarınlara ait bir mesaj veriyor. "Yürüyüşümüz devam edecektir, inşallah" diyor ve bir umut dağıtıyor millete.
Bu tarihi gün yeniden Kuvay-ı Milliye hareketinin ilanıydı. Bir milletin yeniden uyanışıydı. Kuvay-ı Milliye meşalesi gönülden gönüle tutuşturulmaya başlanmıştı. İstanbul ve Ankara'da yapılan mitinglerle milyonlar aynı niyet ve gaye etrafında bütünleşmişti. "Bu vatan bizimdi, bizim kalacaktı."
Prof. Dr. Haydar Baş bey liderliğinde yeniden Kuvay-ı Milliye ile milletin yürüyüşü başlamıştı.
Maalesef yılların birikimi olarak karşımıza çıkan karanlık tablo, zifiri karanlık karakteri kazanmıştı. Sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar had safhadaydı. Prof. Dr. Haydar Baş bey bu sorunların nasıl aşılacağını izah ediyor ve adeta haykırıyordu. Toplumsal barış projesinin altını çiziyor, liberal, sosyalist, ekonomik modellerin iflas ettiği günümüz dünyasında kendine ait olan "milli ekonomik model"le çözüm yollarını izah ediyordu; millî egemenliği savunuyor ve millî duruşu ortaya koyuyordu. Fakat siyasîler dinlememekte ısrarlıydı; millet ise kararını vermişti. Prof. Dr. Haydar Baş bey mutlaka "başbakan" olmalıydı. Bu fikir ve görüşler iktidar olmalıydı.
Tarih: 25 Eylül 2001
Bağımsız Türkiye Partisi bir güneş gibi Türk siyasî hayatına doğmuştu. Yürüyüş devam ediyordu. Milletin teveccühü ile teşkilatlar kuruluyor, üye kayıtlarında kısa sürede ciddi artışlar yaşanıyordu. Bu yaşanan coşku aynı zamanda "iktidara yürüyüşün ayak sesleriydi."
Tarih: 8 Mart 2002
Yer: Trabzon 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu.
BTP'ye katılım programı için halk fevc fevc salona geliyor. Program başlamadan tribünler dolmuş, saha dolmuş, salon dışındaki muazzam kalabalık tarafından kapılar kilitlenmiş durumda.
1 yıl içerisinde Kuvay-ı Milliye hareketi, Bağımsız Türkiye Partisi olarak yürüyüşüne devam ediyordu.
Salonda tam bir coşku hali yaşanıyordu, bir tarih yazılıyordu. BTP saflarına kadın, erkek, genç, yaşlı binlerce insanın katılımı gerçekleşiyordu. Hele Prof. Dr. Haydar Baş, milletin içinden çıkarttığı liderine olan sevdasını ve bağlılığını göstermesi; fikir olarak, ufuk olarak gül goncası gibi açması aynı anda yaşanıyordu.
Millet bu yürüyüşün bağımsızlık yürüyüşü olduğunu, bir iktidar yürüyüşü olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Devletini 'kâinat devleti' yapma yürüyüşü olduğunu görmüş ve "artık bu iş tamam" diyordu.
Evet Bağımsız Türkiye yürüyüşü devam ediyor. Çözüme doğru "güçlü millet, güçlü devlet, güçlü orduya" doğru devam ediyor.
Hayırlı olsun.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Kızılderililerden Ortadoğu'ya aynı senaryo / 15.02.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Kızılderililerden Ortadoğu'ya aynı senaryo / 15.02.2025