Tarihin tekerrür ettiğini söyleriz ya hep, gerçekten de öyle. Her dönem aynı oyun oynanıyor sadece oyuncular değişiyor. Bugün de görüyoruz ki, din üzerinden siyaset yapanlar, menfaat peşinde olanlar eksik olmuyor. Peki, Atatürk'le ilgili söylenenlere ne demeli? "Atatürk dine karşıydı" diyenlere bir soralım: Hesap gününden korkmuyor musunuz?
Atatürk'ün savaşı, dini samimi şekilde yaşayan insanlarla değil, dini sömürü aracı yapanlarla oldu. Osmanlı'nın son döneminde, memleket sefalet içinde yüzerken, "bazı" din adamları padişahın her kararını "Allah böyle buyurdu" diye sunarak halkın sessiz kalmasını sağlıyordu. Vatan elden gidiyordu ama onlar fetvalarıyla bu çöküşü meşrulaştırıyordu.
Sonra Kurtuluş Savaşı dönemi başladı. Anadolu'nun dört bir yanında kadın, erkek, çoluk çocuk vatanı kurtarmak için mücadele edip, can verirken, yine "bazı" din adamları işgalcilerle kol kola girip Kuvayi Milliye'yi "dinsiz" ilan etti. Hatta Dürrizade Abdullah Efendi gibi şeyhülislamlar, "Kuvvacılar katledilmeli" diye fetva bile yayınladı.
Cumhuriyet kuruldu ama bu oyun bitmedi. 1925'te Şeyh Said, "Şeriat elden gidiyor" diyerek isyan başlattı. Amacı Cumhuriyet'i yok etmekti. 1930'da Menemen'de Derviş Mehmet, benzer bir bahane ile Asteğmen Kubilay'ı şehit etti. Atatürk bunları gördü, dini sömürüden kurtarmak için tekkeleri ve zaviyeleri kapattı. Bugün bazı kişiler bunu "dine karşıydı" diye yorumluyor. Oysa Atatürk'ün asıl derdi, dinin siyasete ve çıkar oyunlarına alet edilmesini önlemekti.
Yıllar geçti ama değişen bir şey var mı? 15 Temmuz'da FETÖ denen yapı, "din" diyerek devletin her köşesine sızmadı mı? Halkın üzerine bomba yağdırılmadı mı? Meclis vurulmadı mı?
Atatürk'e; dine karşıydı diyenler, aslında gerçekleri çarpıtıyor. O, dini sahtekârlardan, menfaat peşinde olanlardan korumak istedi. "Dindarlık" maskesi takıp halkı kandıranlar bugün de var. Tarikatlar, cemaatler, "din" adına devleti ele geçirmeye çalışıyor. Geçmişten ders almazsak, sonucun ne olacağı az çok belli…
Atatürk'le din arasındaki gerçek ilişkiyi anlamak için belgeler ortada, olaylar ortada. Biraz düşünsek yeterli olacak. Gerçekten dindar olanlar, dinin siyasete alet edilmesine karşı çıkmalı. Çünkü din, bireyin kalbinde ve vicdanında yükseldiğinde gerçek anlamını bulur.
Atatürk'ün savaşı, dini samimi şekilde yaşayan insanlarla değil, dini sömürü aracı yapanlarla oldu. Osmanlı'nın son döneminde, memleket sefalet içinde yüzerken, "bazı" din adamları padişahın her kararını "Allah böyle buyurdu" diye sunarak halkın sessiz kalmasını sağlıyordu. Vatan elden gidiyordu ama onlar fetvalarıyla bu çöküşü meşrulaştırıyordu.
Sonra Kurtuluş Savaşı dönemi başladı. Anadolu'nun dört bir yanında kadın, erkek, çoluk çocuk vatanı kurtarmak için mücadele edip, can verirken, yine "bazı" din adamları işgalcilerle kol kola girip Kuvayi Milliye'yi "dinsiz" ilan etti. Hatta Dürrizade Abdullah Efendi gibi şeyhülislamlar, "Kuvvacılar katledilmeli" diye fetva bile yayınladı.
Cumhuriyet kuruldu ama bu oyun bitmedi. 1925'te Şeyh Said, "Şeriat elden gidiyor" diyerek isyan başlattı. Amacı Cumhuriyet'i yok etmekti. 1930'da Menemen'de Derviş Mehmet, benzer bir bahane ile Asteğmen Kubilay'ı şehit etti. Atatürk bunları gördü, dini sömürüden kurtarmak için tekkeleri ve zaviyeleri kapattı. Bugün bazı kişiler bunu "dine karşıydı" diye yorumluyor. Oysa Atatürk'ün asıl derdi, dinin siyasete ve çıkar oyunlarına alet edilmesini önlemekti.
Yıllar geçti ama değişen bir şey var mı? 15 Temmuz'da FETÖ denen yapı, "din" diyerek devletin her köşesine sızmadı mı? Halkın üzerine bomba yağdırılmadı mı? Meclis vurulmadı mı?
Atatürk'e; dine karşıydı diyenler, aslında gerçekleri çarpıtıyor. O, dini sahtekârlardan, menfaat peşinde olanlardan korumak istedi. "Dindarlık" maskesi takıp halkı kandıranlar bugün de var. Tarikatlar, cemaatler, "din" adına devleti ele geçirmeye çalışıyor. Geçmişten ders almazsak, sonucun ne olacağı az çok belli…
Atatürk'le din arasındaki gerçek ilişkiyi anlamak için belgeler ortada, olaylar ortada. Biraz düşünsek yeterli olacak. Gerçekten dindar olanlar, dinin siyasete alet edilmesine karşı çıkmalı. Çünkü din, bireyin kalbinde ve vicdanında yükseldiğinde gerçek anlamını bulur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Fatih Haydar GÜNER / diğer yazıları
- Atatürk Türk milletinin inancını sömürenlere karşıydı / 31.03.2025
- Kadir Gecesi bir uyanış çağrısıdır / 26.03.2025
- Batsın bu sistem, bitsin bu düzen / 17.03.2025
- Aç insan erdemlerini yer / 16.03.2025
- Lüfer nerede Lüfer? / 09.03.2025
- “Deeplomasi” & Diplomasi / 03.03.2025
- Yemekteyiz: Trump’tan Putin’e yemek masası analizi / 02.03.2025
- Adı gönüllere yazılan isim: Mustafa Kemal Atatürk / 28.02.2025
- Annelik mi, kariyer mi? Sistemden başka suçlu yok! / 27.02.2025
- Fort Knox’un durumu ve doların geleceği / 24.02.2025
- Kadir Gecesi bir uyanış çağrısıdır / 26.03.2025
- Batsın bu sistem, bitsin bu düzen / 17.03.2025
- Aç insan erdemlerini yer / 16.03.2025
- Lüfer nerede Lüfer? / 09.03.2025
- “Deeplomasi” & Diplomasi / 03.03.2025
- Yemekteyiz: Trump’tan Putin’e yemek masası analizi / 02.03.2025
- Adı gönüllere yazılan isim: Mustafa Kemal Atatürk / 28.02.2025
- Annelik mi, kariyer mi? Sistemden başka suçlu yok! / 27.02.2025
- Fort Knox’un durumu ve doların geleceği / 24.02.2025