Prof. Dr. Haydar Baş "Eko Analiz" programında birçok konuya değindi ama ben özellikle gündemde olduğu için sözde soykırımla alakalı açıklamalarının altını çizmek istiyorum.Prof. Dr. Baş, bu konuda hem haddini aşan ABD'ye, hem de ona cevap verirken başka yanlış bir vadiye giren Sayın Başbakan'a cevap verdi. Tarihinde en ufak bir soykırıma imza atmamış olan ceddimizi, tarihi soykırımlarla dolu ve hala bunlara devam eden bir ABD'nin yargılamaya kalkması haddini aşmak değildir de nedir? "Sen kimsin ve bizi yargılama yetkisini nereden buluyorsun" diyordu Sayın Baş."Soykırım meselesini tarihçilere bırakalım, bu siyasetçilerin işi değildir" diyen Başbakan'a da Sayın Baş, "Bu siyasetçilerin de işi değildir tarihçilerin de. Eğer böyle bir iddiaları varsa bunun muhatabı mahkemedir, hukuktur. Getirirler delillerini, sen de koyarsın delillerini hukuk önünde tartışırsın" dedi.Eğer Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi bu iş tarihçilere bırakılırsa ve bu tarihçiler de Ermenistan'la imzaladığımız protokolde ifade edildiği şekilde bir tarih komisyonu kurularak konuyu ele alırsa bunun sonucu Türkiye'nin soykırımı kabul etmesidir. Daha ABD "soykırım" demeden, sana bunu dedirtmiş olurlar. Onların şartlarında ve de komisyonlarında, ipin ucu onların elindeyken yapılacak her türlü çalışma bizi "soykırım yaptık" demeye götürür.Tabi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın bahsettiği hukuk, mahkeme, yanlış anlaşılmasın, siyasi amacı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ya da Lahey Adalet Divanı gibi yanlı, taraflı, yargısız infaz yapan Batı kurumları değildir.Bu onların sahasında, onların kurallarına göre top koşturmaya benzer ki sonuç her zaman aleyhimize olur. Yüzde 100 haklı olduğun noktada bile seni haksız ilan ederler.Ya da kendi kendimizi Batı adına yargılayacağımız, batı adına iş gören, kendi kendimize ceza vereceğimiz, AB, ABD taşeronu hukuk komisyonları da değildir. Örneğin KKTC'de oluşturulan Mal Tazmin Komisyonu durmadan Kıbrıslı Türkleri suçlu buluyor ve Rumlara milyonlarca Avroluk tazminat ödetiyor. Prof. Dr. Haydar Baş'ın bahsettiği hukuk, AB, ABD ve IMF'ye hiçbir bağımlılığı kalmayan, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin adaletli mahkemeleridir.Bugün senin ABD'yi soykırımcı demen -12 milyon Kızılderili'yi katletmesine rağmen, Irak'ta milyonlarca Müslüman'ı yok etmesine rağmen- ABD nezdinde bir şey ifade ediyor mu? Bizimki onu bağlamıyorsa, onunki bizi neden bağlasın?Ama bugünkü gibi ona bağımlı olmaya devam edersen adamın iftirası bile seni maalesef bağlar.Siz milli bir duruş sergiler, Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet-Milli Devlet modelleriyle bağımlılıktan tamamen kurtulur, tam Bağımsız bir Türkiye olursanız merak etmeyin daha mahkeme sürecine gelmeden bu soykırım masalları bir anda sona erecektir. Gelelim "Eko Analiz" programının üçüncü bölümüne, yani soru-cevap faslına.Seyircilerin sorduğu sorular oldukça kaliteliydi; Prof. Dr. Haydar Baş'ın verdiği anlık ve tatmin edici cevaplar ise konulara ne kadar vakıf olduğunu gösteriyordu.Milletiyle buluşmaktan korkmayan, bilakis zevk duyan, haz alan, milletiyle rahatlayan, onların dertleriyle dertlenmeyi zevk edinen, milletiyle kenetleşmiş bir devlet adamı gördüm karşımda...Türk milletinin özlediği ve beklediği bir lider tablosu duruyordu karşımızda.Kim ne derse desin, "Eko Analiz" milletin gerçek meclisi oldu.Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) milletin oyuyla gelmiş ama milletinden bihaber olan milletin vekillerinden ricamız, çoğu zaman gereksiz yere atışarak, bazen de yumruklaşarak millete kötü örnek olacağınıza, lütfen bu milletin gerçek meclisinden istifade ederek, örnek alarak milletin sorunlarına çözüm arayın. Eğer bunu yapamıyorsanız lütfen o kıymetli makamlarınızı gerçek sahiplerine bir an önce bırakın ki siz de rahat edin, millet de...İşte o zaman milletin eli öpülesi gerçek vekili olmayı hak edersiniz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025