Duyulmayan haber yok gibidir. Halkın duyulmayan sorunları da, hep yok kabul edilir. Oysa gerçek olan yaşanan haldir. Ne kadar görmezlikten gelinse de, barajın kapaklarını zorlayan birikmiş su tazyiki gibi, bir gün mutlaka varlığını hissettirir. Vatandaş arayış içerisinde. Vatandaş sorunları görmezden gelinse de çözüm arayışına devam ediyor. Toplum mühendisleri ise, bu arayışı yönlendirmeye çalışıyorlar. İşte bu mücadele sürüp gidiyor.Bu güne kadar birçok siyasetçi seçmene çeşitli vaatlerde bulundu. Bu vaatlerin çoğu ayağı yere basmayan ve hiçbir ilmi mesnedi olmayan iddialardı. Fakat ilginçtir, hiçbir basın yayın organı bu iddiaların nasılını, niçinini gündeme getirmedi. Vatandaş da, bu iddiaları sorgulamadı. Hatta aynı seçim de diğer partiler ve genel başkanların Haydar Baş beyden çalarak gündeme getirdikleri vaatler bile sorgulanmadı. Tek sorgulanan Haydar Baş beyin bırakın vaat olmayı noter tasdikli taahhütleri idi. Üstelik bu taahhütlerin arkasında 4 uluslararası kongre ile yüzlerce ilim adamının desteğini almış olan Milli Ekonomi Modeli ve Milli Devlet Sosyal Devlet tezi vardı. İlginçtir, itiraz getiren, kaynak sorgulaması yapan insanlar, hemen yapıştırırlar "biz kitapları da okuduk" diye. Fakat daha ilk cümlelerinden Prof. Dr. Haydar Baş beye ait her iki kaynak kitabı da okumadıklarını anlarsınız. Son zamanlarda dikkatimizi çeken, bazıları tarafından yalan yanlış bilgilerle seminerler düzenlenerek kamuoyu yanlış bilgilendirilmeye çalışılıyor. Şunu sormadan edemiyorum. Acaba bu milli modelden kim rahatsız olur, milletin ekonomik olarak rahatlaması kimlerin oyununu bozar. İşte bu soruların cevabını bulabilirsek, kamuoyunda aleyhte propaganda yapan, yalan yanlış bilgilerle halkı yönlendiren içteki ve dıştaki kişi ve grupların kimler olduğu bilinecektir. Oysa bizim kültürümüzde "ağaçlı meyve taşlanır" sözü meseleyi güzelce özetlemektedir.Geçtiğimiz günlerde Akdeniz bölgesindeki bir inceleme araştırma gezisi esnasında yaşadığımız bir hatıradan bahsetmek istiyorum. Bulunduğumuz yerde şahsın biri vatandaşlık maaşının kaynağını sorduğunda hemen diğer bir vatandaş söz istedi ve başladı anlatmaya. Baba, oğlu Burak ile alış veriş için markete gider. Daha önceki anlaşmaları gereği, Burak'ın 2 adet oyuncak alma hakkı vardır. Çocuk buya 2 oyuncağı alır ama gözü üçüncüye de takılır. Fakat baba anlaşmalarını hatırlatınca oğlu Burak babasını bir afra tafra ile dışarıya çağırır. İç çekerek babasına sorar "baba, Haydar hoca ne zaman başbakan olacak." Çocuk biliyor ki, Haydar hoca başbakan olunca babası, annesi vatandaşlık maaşı, kendisi de çocuk maaşı alacak. Evlerinin değişmez gündemi olan parasızlık, geçim sıkıntısı o zaman gündemlerinden çıkacak. Artık esas gündemleri, daha iyiye daha ileriye nasıl gidilecek bunun planlamasını yapmak olacaktı."Milli Ekonomi Modeli" ve "Milli Devlet Sosyal Devlet" kitapları okunduğu zaman görülecektir. Kaynak konusunda vergiler, senyorajdan ayrı olarak bir tek madenler bile yeter artar. Türkiye'yi değil bütün dünyayı bakacak kadar zengin maden kaynaklarına sahibiz. Ülkemizin maden kaynakları 3 katrilyon dolardır. Bu madenler işlendiği zaman, değeri kat kat artacaktır. Hele devlet millet ortaklığı ile kurulan işletmelerle, hem finansman hem istihdam sahasında açılımlar olacaktır. Elbette herkesten ekonomi ilmini bilmesi beklenemez. Burada güven unsuru da önemlidir. Birisi size aleyhte haber getirdiği zaman haber getireni sorgulayarak işe başlayın. Sorun bakalım, ne biliyor da onu söylüyor ve kimin adına konuşuyor. Bilin ve güvenin ki, vatandaşlık maaşı ve diğer sosyal devlet projeleri bütün millet içindir. Fakirin devlet desteği ile insanca yaşayacağı, üreticinin de daha çok üreterek zengin olacağı bir sistemdir. Yani emme basma tulumba gibi ekonominin sürekli büyüyeceği bir kalkınma ve bağımsızlık projesidir. Akdeniz deki gezi notlarımız vatandaşın bu teze uygulama fırsatı vereceğini gösteriyor. Bize de gözün aydın Türkiye demek düşüyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Adalet mi dediniz hakkaniyet mi? / 05.04.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025