Devletleri ve milletleri ayakta tutan olmazsa olmaz unsurlar vardır.
Bir millet sahip olduğu bu değerlere saygısını kaybederse, hakkıyla sahip çıkmazsa o milletin ve onların oluşturduğu devletlerin hayatını devam edebilmesi mümkün değildir.
Geçmişte dünyayı titreten, birçok kıtada hüküm süren devletlerin bugün esamesinin dahi okunmamasının en önemli sebebi budur.
Nedir bu değerler?
Bayrağı, sancağı, vatanı, bağımsızlığı, dili, dini, namusu, birlik ve beraberliği, tarihi, kültürel değerleri, milli eğitimi, gençliği...
Dün varolup da bugün de hayatiyetini devam ettiren ülkeler ve milletlere bakın, sahip oldukları doğru yada yanlış bu değerlerini asla tartışma zeminine taşımamışlardır.
Ülkemizde maalesef son dönemlerde varlığımızın sebebi olan bu değerlerimize sataşan, tartışmaya açan ve bu değerleri milletimizden söküp almak isteyenler mevcuttur.
Bir bayrak olayına ülkenin her tarafından tepkiler yükselmesi, bu değerlere olan bağlılığımızı göstermesine rağmen, bir takım çevrelerin bu sahip çıkma erdemini aşağılar vaziyette yayınlar yapması, demeçlerde bulunması ve ülkenin birliğinden sorumlu iktidarın ise bölücü unsurları cesaretlendirici politikalar geliştirmesi durumun vahametini göstermektedir.
Bu değerlerimize sadece ülkemiz üzerinde menfur emelleri olan dış güçler sataşsa, milli direncimizi sadece onlar yıkmaya çalışsa bu o kadar etkili olmazdı.
Ülke içerisindeki asıl vurucu dejenerasyon faaliyetlerini maalesef yerli taşeronlar yapmaktadır.
Kimisi sözde "hocaefendi", kimisi sözde "ilahiyatçı", kimisi "siyasetçi, kimisi sözde "aydın", kimisi yazar, çizer, yorumcu, kimisi tiyatrocu, kimisi şarkıcı...
Farklı farklı sahalarda, ama dışarıdan aldıkları görev aynı: Bu milletin milli direncini kırmak, bu millete asırlardır planlanan son vuruşu yapabilmek.
Peki, başarılı olabilirler mi?
Bu aziz millet başka milletlere benzemez, bitirdik zannedersiniz, çepeçevre kuşatırsınız, elindeki bütün imkanları alırsınız, akla gelmedik her şeyi yaparsınız, ama bir bakmışsınız karşınızda sanki hiçbir şey olmamış gibi dimdik duruyor.
Çanakkale'de hem birçok dünya devleti karşımızda, hem sözde müttefik(!) Almanya yanımızda, hem de Enver Paşa gibiler başımızda olmasına ve hepsi aleyhimize çalışmasına rağmen aziz milletimiz, dedelerimiz destanlar yazmadı mı?
Kurtuluş mücadelesinde Osmanlı Devleti ve padişahı işgal kuvvetlerince tamamen kontrol altına alınmasına rağmen, Osmanlı donanması etkisiz hale getirilip, Osmanlı askerleri silah bıraktırılmasına rağmen, aziz milletimiz "biz asla esareti kabul etmeyiz" diyerek tarih yazmadı mı?
Daha dün Kıbrıs'ta, dost(!), müttefik(!) Batılı ülkelerin yıllara varan kültür empozelerine rağmen, hepsi Rumların yaptığı zulme ve katliama sanki karşıymış gibi durup, destekler mahiyette seyrederken, her türlü ambargoya meydan okuyarak zulmü püskürten bu aziz millet ve Türk Silahlı Kuvvetleri değil mi?
İstedikleri planı ve projeyi yapsınlar, bu millet içinden Alparslanları, Fatihleri, Genç Osmanları, Gazi Osman Paşa'ları, Mustafa Kemal'leri bağrından çıkaracaktır.
Sen de "mayası temiz", ben diyeyim "takdiri ilahi", ama neticede durum budur ve bu olacaktır.
Bayrağa yapılan hakarete topyekün millet olarak askeriyle, siviliyle, yaşlısıyla, genciyle, doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle gösterilen tepkiyi hala vatan ve millet düşmanlarına indirilen bir şamar olduğunu görmeyenler, bu milleti asla tanımamıştır ve tanımaları da mümkün değildir.
Artık zaman gösterecektir ki, bu ülke üzerinde menfur hesabı olan dahili ve harici bedbahtların yaptıkları her provokasyon, her faaliyet bu milletin uyanmasına, kenetleşmesine vesile olacaktır.
Devir bu aziz milletin şaha kalkmasının devridir.
Devir bu aziz milletin yeniden destanlar yazacağı, kahramanlarını çıkaracağı devirdir.
Hayırlı olsun, mübarek olsun.
Bir millet sahip olduğu bu değerlere saygısını kaybederse, hakkıyla sahip çıkmazsa o milletin ve onların oluşturduğu devletlerin hayatını devam edebilmesi mümkün değildir.
Geçmişte dünyayı titreten, birçok kıtada hüküm süren devletlerin bugün esamesinin dahi okunmamasının en önemli sebebi budur.
Nedir bu değerler?
Bayrağı, sancağı, vatanı, bağımsızlığı, dili, dini, namusu, birlik ve beraberliği, tarihi, kültürel değerleri, milli eğitimi, gençliği...
Dün varolup da bugün de hayatiyetini devam ettiren ülkeler ve milletlere bakın, sahip oldukları doğru yada yanlış bu değerlerini asla tartışma zeminine taşımamışlardır.
Ülkemizde maalesef son dönemlerde varlığımızın sebebi olan bu değerlerimize sataşan, tartışmaya açan ve bu değerleri milletimizden söküp almak isteyenler mevcuttur.
Bir bayrak olayına ülkenin her tarafından tepkiler yükselmesi, bu değerlere olan bağlılığımızı göstermesine rağmen, bir takım çevrelerin bu sahip çıkma erdemini aşağılar vaziyette yayınlar yapması, demeçlerde bulunması ve ülkenin birliğinden sorumlu iktidarın ise bölücü unsurları cesaretlendirici politikalar geliştirmesi durumun vahametini göstermektedir.
Bu değerlerimize sadece ülkemiz üzerinde menfur emelleri olan dış güçler sataşsa, milli direncimizi sadece onlar yıkmaya çalışsa bu o kadar etkili olmazdı.
Ülke içerisindeki asıl vurucu dejenerasyon faaliyetlerini maalesef yerli taşeronlar yapmaktadır.
Kimisi sözde "hocaefendi", kimisi sözde "ilahiyatçı", kimisi "siyasetçi, kimisi sözde "aydın", kimisi yazar, çizer, yorumcu, kimisi tiyatrocu, kimisi şarkıcı...
Farklı farklı sahalarda, ama dışarıdan aldıkları görev aynı: Bu milletin milli direncini kırmak, bu millete asırlardır planlanan son vuruşu yapabilmek.
Peki, başarılı olabilirler mi?
Bu aziz millet başka milletlere benzemez, bitirdik zannedersiniz, çepeçevre kuşatırsınız, elindeki bütün imkanları alırsınız, akla gelmedik her şeyi yaparsınız, ama bir bakmışsınız karşınızda sanki hiçbir şey olmamış gibi dimdik duruyor.
Çanakkale'de hem birçok dünya devleti karşımızda, hem sözde müttefik(!) Almanya yanımızda, hem de Enver Paşa gibiler başımızda olmasına ve hepsi aleyhimize çalışmasına rağmen aziz milletimiz, dedelerimiz destanlar yazmadı mı?
Kurtuluş mücadelesinde Osmanlı Devleti ve padişahı işgal kuvvetlerince tamamen kontrol altına alınmasına rağmen, Osmanlı donanması etkisiz hale getirilip, Osmanlı askerleri silah bıraktırılmasına rağmen, aziz milletimiz "biz asla esareti kabul etmeyiz" diyerek tarih yazmadı mı?
Daha dün Kıbrıs'ta, dost(!), müttefik(!) Batılı ülkelerin yıllara varan kültür empozelerine rağmen, hepsi Rumların yaptığı zulme ve katliama sanki karşıymış gibi durup, destekler mahiyette seyrederken, her türlü ambargoya meydan okuyarak zulmü püskürten bu aziz millet ve Türk Silahlı Kuvvetleri değil mi?
İstedikleri planı ve projeyi yapsınlar, bu millet içinden Alparslanları, Fatihleri, Genç Osmanları, Gazi Osman Paşa'ları, Mustafa Kemal'leri bağrından çıkaracaktır.
Sen de "mayası temiz", ben diyeyim "takdiri ilahi", ama neticede durum budur ve bu olacaktır.
Bayrağa yapılan hakarete topyekün millet olarak askeriyle, siviliyle, yaşlısıyla, genciyle, doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle gösterilen tepkiyi hala vatan ve millet düşmanlarına indirilen bir şamar olduğunu görmeyenler, bu milleti asla tanımamıştır ve tanımaları da mümkün değildir.
Artık zaman gösterecektir ki, bu ülke üzerinde menfur hesabı olan dahili ve harici bedbahtların yaptıkları her provokasyon, her faaliyet bu milletin uyanmasına, kenetleşmesine vesile olacaktır.
Devir bu aziz milletin şaha kalkmasının devridir.
Devir bu aziz milletin yeniden destanlar yazacağı, kahramanlarını çıkaracağı devirdir.
Hayırlı olsun, mübarek olsun.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025