Garip bir milletiz vesselam... Bazen düşünüyorum da Türkiye'de yaşanan gariplikler Hindistan'ı bile geçti. Malum; Hindistan'da inek kutsaldır. Eğer aracınızla yola çıktıysanız ve yolunuzu inekler kapatmışsa vay halinize. İnekleri kovalayamazsınız. Ancak onların keyfi gelecek yoldan çekilecek siz de yolunuza devam edebileceksiniz. İneğe tapınmak ve onu kutsallaştırmak garip değil mi?
Fakat Türkiye'de son zamanlarda daha garip olaylar cerayan ediyor. Bu ülkede, seçilmiş ve hasbelkader meclise gitmiş olan insanların büyük bir kısmı ağız birliği etmiş AB'ye girmenin çığırtkanlığını yapıyorlar. Hem de öyle bir tehdit savuruyorlar ki; eğer girmezsek bu son trenimizdir, bir daha bu treni yakalayamayız.
Gümrük Birliği için de aynı çığırtkanlık yapılmıştı
Yalan. Bu çığırtkanlığı yapanlar bir dönem de Gümrük Birliği için aynı yalanları söylediler. Hiç bir strateji uygulamadan Gümrük Birliği'ne girdiler. Sonuç: Tam bir hezimet. Bu milletin 40 milyar doları AB ülkelerine peşkeş çekildi. O gün insanlara bir sürü vaadde bulunulmuştu. Gümrük Birliği'ne bu ülke girerse şöyle olacak, böyle olacak diye. Gümrük Birliği'ne gireli yedi sene oldu. Ülkenin hali ortada. AB'ye girersek gerisini artık siz düşünün.
Olayın garip olan başka bir tarafı daha var. Dün AB'ye Hıristiyan klübüdür diyenler, bugün kendini AB'nin kollarına atmak için can atıyor. Dün kara diyenler bugün karaya ak demeye başladılar.
Bugün AB'nin karşısında çok az bir siyasi oluşum kaldı. Bu insanlara da AB hayranları yakıştırma yapmaktan da çekinmiyor. Bu yakıştırmalar yeni yakıştırmalar da değil. Rahmetli Cemil Meriç bunları şu ifadelerle çok net izah ediyor:
"Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda bir de küffar... Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları, ihtiyar dev, mazîdeki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç unutkanlığa bıraktı yerini, 'Ben Avrupalıyım' demeye başladı. 'Asya bir cüzzamlılar diyarıdır'. Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına 'Hayır delikanlı, diye fısıldadılar, sen biraz gelişmisin'. Ve Hıristiyan Batı'nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir 'nişân-ı zişân' gibi gururla benimsedi aydınlarımız."
Unutkanlığın sırası değil
Şimdi size soruyorum: Osmanlı bizim atamız mı?
-Evet.
Peki Osmanlı'yı Şark Meselesi adı altında paramparça eden devletler şimdi nerede?
-AB çatısı altında.
Bu devletlerin Türkiye üzerinde hesapları hâlâ var mı?
-Evet var. Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurmak istiyorlar, Kıbrıs'ta Türk askerinin işgalci olduğunu beyan ediyorlar. Ayasofya tekrar kilise olsun diyorlar. Patrikhaneyi devlet olarak tanıyın, Ege'den çekilin, Doğu Karadeniz bir Pontus memleketidir, İzmir Rumlar'ındır. Burada Büyük Bizans kuracağız diyorlar.
Peki Allah aşkına Cemil Meriç'in ifade ettiği gibi bizim unutkanlığımız, bizi bugünümüzü bile hatırlayamaz hale mi getirdi?
Veya Avrupa'nın göğsümüze iliştirdiği idam yaftasını, bir 'nişan-ı zişan gibi gururla taşır durumuna mı geldik?'
Hadi diyelim ki bunlar bizim birer hayal ürünümüz. Fakat akl-ı selim Batılı da aynı düşünceleri paylaşıyor. Size Yalçın Bayer'in köşesinden bir alıntıyı vereyim. Bu alıntı bir Türk öğrencinin Prof. Dr. Naumark'a sorduğu bir soru karşısında verdiği cevabı içeriyor. Soru: "Avrupa bizi neden sevmez." Profesörün ilginç cevabı: "Çok samimi olarak itiraf ediyim ki, Avrupa Türkler'i sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin, Hıristiyanların hücrelerine Türk ve İslam düşmanlığı sinmiştir. Sebebine gelince: Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama faraza laiklik şöyle dursun Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder. Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındalar; tarihten Türkler çıkarılsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarılsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir. Avrupa'nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa'yı pazar yapmaya başladınız. En az 400 yıl, Avrupa'da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz. Selçuklular Anadolu'yu, Osmanlılar ise Balkanlar ve Orta Avrupa'yı Haçlılara mezar ettiler. Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağladılar. Selçuklu bilhassa Osmanlı, İslamiyet için her şeyini feda etmeseydi, İslamiyet varlığını bugün sadece Hicaz'da devam ettirirdi. Kaldı ki, Vehhabiliği kuranlar İngiliz Dominyom (sömürge) Bakanlığının adamlarıdır. Batı her yerde İslamiyet'i sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlı Asr- Saadeti devam ettirdi. Kilise size kin kusmaktadır. Sebepleri yukarıdadır. Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz gün Avrupa'nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Yine sizler, Avrupa'nın tarihî düşmanısınız ve düşmanı olarak kalacaksınız!"
Bu sözlere ne diyelim: "Hikmet Müslüman'ın yitik malıdır, nerede bulsa alır" hadis-i şerifindeki gibi bu olay aleni bir şekilde bir batılının ağzından dökülüyor. Yorum siz kıymetli okuyucularımızın.
Fakat Türkiye'de son zamanlarda daha garip olaylar cerayan ediyor. Bu ülkede, seçilmiş ve hasbelkader meclise gitmiş olan insanların büyük bir kısmı ağız birliği etmiş AB'ye girmenin çığırtkanlığını yapıyorlar. Hem de öyle bir tehdit savuruyorlar ki; eğer girmezsek bu son trenimizdir, bir daha bu treni yakalayamayız.
Gümrük Birliği için de aynı çığırtkanlık yapılmıştı
Yalan. Bu çığırtkanlığı yapanlar bir dönem de Gümrük Birliği için aynı yalanları söylediler. Hiç bir strateji uygulamadan Gümrük Birliği'ne girdiler. Sonuç: Tam bir hezimet. Bu milletin 40 milyar doları AB ülkelerine peşkeş çekildi. O gün insanlara bir sürü vaadde bulunulmuştu. Gümrük Birliği'ne bu ülke girerse şöyle olacak, böyle olacak diye. Gümrük Birliği'ne gireli yedi sene oldu. Ülkenin hali ortada. AB'ye girersek gerisini artık siz düşünün.
Olayın garip olan başka bir tarafı daha var. Dün AB'ye Hıristiyan klübüdür diyenler, bugün kendini AB'nin kollarına atmak için can atıyor. Dün kara diyenler bugün karaya ak demeye başladılar.
Bugün AB'nin karşısında çok az bir siyasi oluşum kaldı. Bu insanlara da AB hayranları yakıştırma yapmaktan da çekinmiyor. Bu yakıştırmalar yeni yakıştırmalar da değil. Rahmetli Cemil Meriç bunları şu ifadelerle çok net izah ediyor:
"Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda bir de küffar... Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları, ihtiyar dev, mazîdeki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç unutkanlığa bıraktı yerini, 'Ben Avrupalıyım' demeye başladı. 'Asya bir cüzzamlılar diyarıdır'. Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına 'Hayır delikanlı, diye fısıldadılar, sen biraz gelişmisin'. Ve Hıristiyan Batı'nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir 'nişân-ı zişân' gibi gururla benimsedi aydınlarımız."
Unutkanlığın sırası değil
Şimdi size soruyorum: Osmanlı bizim atamız mı?
-Evet.
Peki Osmanlı'yı Şark Meselesi adı altında paramparça eden devletler şimdi nerede?
-AB çatısı altında.
Bu devletlerin Türkiye üzerinde hesapları hâlâ var mı?
-Evet var. Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurmak istiyorlar, Kıbrıs'ta Türk askerinin işgalci olduğunu beyan ediyorlar. Ayasofya tekrar kilise olsun diyorlar. Patrikhaneyi devlet olarak tanıyın, Ege'den çekilin, Doğu Karadeniz bir Pontus memleketidir, İzmir Rumlar'ındır. Burada Büyük Bizans kuracağız diyorlar.
Peki Allah aşkına Cemil Meriç'in ifade ettiği gibi bizim unutkanlığımız, bizi bugünümüzü bile hatırlayamaz hale mi getirdi?
Veya Avrupa'nın göğsümüze iliştirdiği idam yaftasını, bir 'nişan-ı zişan gibi gururla taşır durumuna mı geldik?'
Hadi diyelim ki bunlar bizim birer hayal ürünümüz. Fakat akl-ı selim Batılı da aynı düşünceleri paylaşıyor. Size Yalçın Bayer'in köşesinden bir alıntıyı vereyim. Bu alıntı bir Türk öğrencinin Prof. Dr. Naumark'a sorduğu bir soru karşısında verdiği cevabı içeriyor. Soru: "Avrupa bizi neden sevmez." Profesörün ilginç cevabı: "Çok samimi olarak itiraf ediyim ki, Avrupa Türkler'i sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin, Hıristiyanların hücrelerine Türk ve İslam düşmanlığı sinmiştir. Sebebine gelince: Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama faraza laiklik şöyle dursun Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder. Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındalar; tarihten Türkler çıkarılsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarılsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir. Avrupa'nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa'yı pazar yapmaya başladınız. En az 400 yıl, Avrupa'da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz. Selçuklular Anadolu'yu, Osmanlılar ise Balkanlar ve Orta Avrupa'yı Haçlılara mezar ettiler. Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağladılar. Selçuklu bilhassa Osmanlı, İslamiyet için her şeyini feda etmeseydi, İslamiyet varlığını bugün sadece Hicaz'da devam ettirirdi. Kaldı ki, Vehhabiliği kuranlar İngiliz Dominyom (sömürge) Bakanlığının adamlarıdır. Batı her yerde İslamiyet'i sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlı Asr- Saadeti devam ettirdi. Kilise size kin kusmaktadır. Sebepleri yukarıdadır. Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz gün Avrupa'nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Yine sizler, Avrupa'nın tarihî düşmanısınız ve düşmanı olarak kalacaksınız!"
Bu sözlere ne diyelim: "Hikmet Müslüman'ın yitik malıdır, nerede bulsa alır" hadis-i şerifindeki gibi bu olay aleni bir şekilde bir batılının ağzından dökülüyor. Yorum siz kıymetli okuyucularımızın.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Recep Sarıhan / diğer yazıları
- Millet zengin olursa, devlet de zengin olur / 07.01.2011
- ABD ile ilişkilerde hazan dönemi / 14.07.2003
- Dünden bugüne Avrupa'ya uydurulma yasaları-III / 12.07.2003
- Dünden bugüne Avrupa'ya uydurulma yasaları-II / 11.07.2003
- Dünden bugüne Avrupa'ya uydurulma yasaları / 10.07.2003
- Beyaz goncaların kızıla boyandığı mukaddes topraklar-II / 06.04.2003
- Beyaz goncaların kızıla boyandığı mukaddes topraklar-I / 05.04.2003
- AB Uyum Yasaları ve Filistin manzarası / 27.09.2002
- Mukayeseli tarım politikaları / 25.09.2002
- Emir Karatekin diyarından selamlar / 21.09.2002
- ABD ile ilişkilerde hazan dönemi / 14.07.2003
- Dünden bugüne Avrupa'ya uydurulma yasaları-III / 12.07.2003
- Dünden bugüne Avrupa'ya uydurulma yasaları-II / 11.07.2003
- Dünden bugüne Avrupa'ya uydurulma yasaları / 10.07.2003
- Beyaz goncaların kızıla boyandığı mukaddes topraklar-II / 06.04.2003
- Beyaz goncaların kızıla boyandığı mukaddes topraklar-I / 05.04.2003
- AB Uyum Yasaları ve Filistin manzarası / 27.09.2002
- Mukayeseli tarım politikaları / 25.09.2002
- Emir Karatekin diyarından selamlar / 21.09.2002