Habur sınır kapısının Irak tarafında Halil İbrahim gümrük kapısında bir kaç günden beri bir sözde Kürt bayrağı dalgalanmaya başladı.Halil İbrahim gümrüğü yetkilileri ile Habur sınır kapısı yetkililerinin aylık mutat toplantılarında Türk tarafı bayraktan duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş ancak bayrağı indirtmeye muktedir olamamış. Türkiye rahatsızlığını ifade etmesine rağmen peşmergelerin nazire yapar gibi Halil İbrahim gümrük kapısında bulunan resmi dairelere ve protokol girişlerine de birer sözde Kürt bayrağı asması ise Türkiye'nin uyarılarının hiç ciddi alınmadığını göstermektedir. Burada cılız uyarılarda bulunan Türkiye'nin bu uyarı ve rahatsızlığında ne kadar samimi olduğu bence asıl sorundur. Bize göstere göstere asılan bu bayraktan Türkiye gerçekten rahatsız olmuş mudur? Yoksa rahatsız olmuş rolü mü yapılmaktadır?Gerçekten sizi rahatsız ediyorsa bunu içinize sindirmeniz mümkün müdür? Rahatsız olduğunuz eylem ortadan kalmazsa -ki bayrak hala indirilmiş değil- sesinizi kısmak yerine daha da yükseltmeniz gerekmez mi? Oysa Türkiye'nin zaten cılız olan tepkisi hemen sönme eğilimi gösterdi. Bütün bunlar Türkiye'nin hükümetten kaynaklanan bir yanlış yaklaşımının doğurduğu sonuçlardır. Hatırlayacak olursanız on bir Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde de aynı cılız ve etkisiz tepki ve kınama mesajları gelmişti hükümet cenahından. Yine aynı şekilde ilan ettiğimiz kırmızı çizgiler tek tek tarumar edilirken de cılız tepkilerle olay örtbas edilmeye çalışılmıştı. Türkiye gibi ciddi bir devletin şiddetle kınaması gereken bu ve benzeri olaylarda tepkisiz kalınması ya da gerektiği derecede şiddetli tepki verilmemesi, karşımıza meydan okur gibi bayrak asmak şeklinde çıkılmasına çanak tutar. Ciddiyetinizi ve etkinizi kaybedersiniz. Geçmişte tepkisiz kalanlar da bayrak hadisesinde olduğu gibi apışıp kalırlar.Bu geldiğimiz nokta şu gerçeği gözler önüne sermektedir ki, dış politikada vereceğiniz her taviz bir yenisini peşinden getirecektir. Türkiye'nin özellikle AKP hükümeti döneminde yaşadığı sürecin fotoğrafı da budur. AKP hükümeti, Türkiye'yi derinden tehdit eden oluşumlar ve olaylar karşısında tepkisiz kalmaya ve içine sindirmeye artık alışmıştır. Yabancılar da Türkiye ile oturdukları her müzakere masasında AKP hükümetinden istedikleri her tavizi almaya alışmışlardır. Bu aşamadan sonra Türkiye'yi bu kumpastan kurtaracak tek şey, alışmış kadroların tasfiye edilmesidir. Alışmışları tavsiye etmekte ancak ilk seçimlerde onları sandığın derinliklerine gömmekle olacaktır. Başka nasıl olabilir ki zaten?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024