Tarımın, stratejik bir sektör olarak, olmazsa olmazlığını yarım asırdan beri Prof. Dr. Haydar Baş Bey söyleyip durmaktadır. Milli Ekonomi Modeli'nde de ortaya koyduğu tarım çözümleri hayati önem arz etmektedir. Dün olduğu gibi bugün de ülkeler arası ticaret savaşları tarım ve gıda üzerinden yapılmaktadır.
Bu stratejik önem dikkate alındığında Türkiye, tarım zenginliği bakımından dünyada eşsiz ve lider bir konumdadır. Bu zenginliğimiz yeterince ve doğru değerlendirilmediğinden bugün tarımda net ithalatçı bir durumdayız. Hemen her ürünü ithal eder bir duruma geldik.
Üretimden uzaklaştırılan, toprağına küstürülüp ekip biçmeyen bir çiftçi profili vardır karşımızda. Kendine yeterli olabilecek ve ihracatla para kazanacak bir durumdan adeta kendi kendini imha eden bir duruma geldik.
Dünya ölçeğinde en yüksek girdilerle tarım yapmaya çalışan bir milletiz. Tarımın en fazla harcanan girdisini mazot oluşturmaktadır. Yıllardan beri yazar ve söyleriz bu girdilerle özellikle bu mazot pahalılığı ile bu ülkede tarım yapamaz, toprağı ekip biçemezsiniz. Dünya 2 liralarda mazotun litresini kullanacak, Türk çiftçisi 6 liranın üzerinde kullanıp dünya ile rekabet edip para kazanacak!..
Başta mazot olmak üzere gübre, ilaç, tohum, yem ve diğer yüksek girdi fiyatları ile Türk çiftçisine denilen, "toprağını ekip biçme kardeşim"dir… Dünya ölçeğinde bu gıda savaşında ülkemiz yenik düşmüş ve esir edilmiştir maalesef. Tarımda ithalat tiksindirici boyutlara ulaşmış, mide bulandırmaktadır. Bugün Tarım Bakanlığı bir ithalat ofisi gibi çalışmaktadır.
Bugün köylerde, kırsalda çiftçilerin üretimden çekilip şehirlerin varoşlarına kapak atmaları ülkemizin en büyük sosyal faciasıdır. Bugün köylü asli üretici vasfını yitirerek tüketici konumuna geçmiştir. Uygulanan politikalarla çiftçi üretmez bir durumdan tüketici bir konuma geçmiştir. Oysa ki, üretmek ve hiç kimseye muhtaç olmamak en büyük zenginlik ve en büyük bahtiyarlıktır. Üretmeyen milletler eninde ve sonunda onun bunun oyuncağı olmak durumundalar. Üretmeyen milletler en nihayetinde onurunu, gururunu yitirerek işgal ile karşı karşıya gelir ve gelmiştir. Tarih bunun acı örnekleri ile doludur. Siz bu cennet vatan ülkeye başta buğday olmak üzere temel gıda maddeleri soğan ve patatesi ithal edemezsiniz ve bunun hesabını veremezsiniz…
Tarımda ithalat sarmalını kırmak ve dışa bağımlılıktan kurtulmak için yol bellidir. Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in dediği şekliyle felç olan köylüye evvelin "ilk 5 yıl mazot, elektrik, su, ilaç, gübre ve tohum bedava verilmelidir."
Çiftçinin yeniden üretim yapmasını sağlayacak, gelir getiren üretim modeli, MEM'in yaşama geçirilmesi gerekiyor. Bu üretim modelleri ve çıkış yolları Milli Ekonomi Modeli kitabında detaylı bir şekilde ortaya konulmuştur. İşte o şifrelerden bir tanesi: "Tarım sektörü en az ithalatla en fazla ihracat yapabilecek bir sektördür. Başka bir ifade ile devletlere en fazla SENYORAJ geliri elde etme hakkı veren sektörlerin başında tarım sektörü gelmektedir..."
Türkiye'nin çıkış ve zenginlik yolu tarımdan olacaktır. Zengin toprakların, fakir bekçisi olmayacağız. Hazine üzerinde dilencilik yapmak en büyük ahmaklıktır.
- Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum / 23.03.2025
- Kadir gecesi / 21.03.2025
- “Bana sorun” / 18.03.2025
- İmam Ali’nin dilinden Hz. Peygamber / 15.03.2025
- Gayretullah’a dokunmak… / 13.03.2025
- Ben vermekle emrolundum / 06.03.2025
- Her hususta zirve şahsiyet İmam Ali / 28.02.2025
- Allah’ın selam yolladığı Hz. Hatice / 26.02.2025
- Ümmü Eymen anamız / 24.02.2025