Gerçek tesbihler, tespitler ile uyumludur. Hiçbir tesbih rastgele dizilmez. Kullanılan malzeme ne olursa olsun, bir düzenin, bir sıranın, incelik veya büyüklüğün, parlaklığın veya matlığın, parmaklara hizmet edecek olmanın mantığı ile sıralanır.
Her tesbih tanesi özenle seçilir. Onların da bir kıdemi, görevi ve iş bölümü vardır.
Veysel Karani Hazretleri, Tesbihçiliğin Piri olarak kabul edilir. Meslek bugüne kadar kaybolmamış; çeşitli illerde ve özellikle İstanbul'da Mercan yokuşunda varlığını sürdürmektedir. Bazı çarşı ve hanlar ustaların buluştuğu bir mekân ve Pazaryeri olmuştur.
Tesbihlerin kullanımı, mevsimlere göre, imal edildiği taşa göre, kullanıldığı ile göre değişir. Yazın kullanılan ile kışın kullanılan arasında tercihler vardır. Namazda ve zikirde kullanılan tesbihlerin oturduğu yerden birbirine atılması hoş karşılanmaz. Mesela tasavvuf ehli tesbih çektikten sonra imamesini öper, koklar ve onun için yapılmış askıya asar. Böylece yapılan ibadete yardımcı olduğu için ona sevgi ve saygısını gösterir.
Bir zamanların ünlü ustalarının ürettiği tesbihler bugün yüksek fiyatlarla alıcı bulmaktadır. Bunların arasında Horoz Salih, Mevlanakapı'da hizmet gören Mahmut Usta, yine Horoz lakaplı Hasan Usta, Halil Usta oldukça ünlüleridir. Tophaneli İsmet Usta, Arap ve Sarı Nuri ustalar, Edirnekapılı Galip, Tosun, Halil, Akgerdan Mehmet Efendi, Kehribarcı Muhiddin Usta gibi isimleri de anmak lazım. Bunların ürettiği tesbihler; aradan geçen bir asrı aşkın süredir üretenin adı ile alınıp, ehli kamil olanlara devredilir. Herkese verilmez.
Her tesbih her yerde çekilmez. Gösteriş için çekilen tesbih, kendi kendine üzülür ve yok hükmüne düşer. Kimisi de bir fırsatını bulur, kaybolur.
Yapılan bilimsel araştırmalarda bir takım taşların insan vücudundaki elektriği dengelediği, şifakâr olduğu, gönlü rahatlattığı, ibadete yardımcı olmanın yanı sıra kalp ritmini de düzenlediği söylenmektedir.
***
Gelelim tespitlere…
Görüldüğü gibi "tesbihler" ile insanlar arasında benzerlikler vardır. Bir toplumda görevler ehil olanlara verilir ve iyi bir düzen kurulur ise, toplum huzur içinde olur. Olmamaları gereken sırada görev yapanlar ise, düzeni bozar, toplumsal anlayış ve değerler kaybolur.
Bir tesbih sırasında birbirine benzemeyen, ayni değeri taşımayan taşlar asla sıralanmaz. Böyle bir sıralamayı yapmak için Veysel Karani gibi çok büyük bir uyum ustası olmanız gerekir. Oysa tesbih dünyasında böyle karmakarışık dizilmiş bir düzen göremezsiniz.
Çünkü "esvgi"nin olmadığı yerde düzen de olmaz, huzur da.
Eşitliğe ve kardeşliğe inanmak, insanların birbirine kin ve fesat duyarak kıskanarak bakmasına engel olmak zorundasınız.
Elinden tuttuğu çocuğu bir pideci dükkânının önünden hızlı hızlı geçiren babanın ona harcayacak parası olmadığı için duyduğu üzüntüyü; çocuğun guruldayan karnı ile sizin tabağınıza baktığı zaman gözlerinde fark ettiğiniz duyguları gördüğünüzde yediğinizin boğazınıza dizilmekle kalmayıp nasıl bir acı verdiğini fark ediyorsanız, bir dilim kuru ekmek için sokaktaki köpeğin gözlerindeki minnet duygusunu görebiliyorsanız sizin duyacağınız manevi acının hepsinden daha fazla olması lazım.
Açlığın giderilemediği dükkânlar, insanların doyurulamadığı sokaklar, yatağa aç giren çocuklar en büyük kâbusumuz olmalıdır. Yediğiniz bir pideye imrenenlerin dünyasında, fakiri-fukarayı düşünmeyenlerin en büyük günahı kendi karnını doyururken komşusunun halini düşünmeyenlerindir.
Ancak unutmayın. Nasıl her tesbih tanesi birbirine benzemez ise, insanlar da birbirine benzemez.
Belki bir çuvaldaki fasulye taneleri de birbirine benzemez ama sonuçta ortak bir amaca hizmet etmek için yaratılmışlardır. İnsanları doyurmak için para pul tanımazlar.
Tıpkı arpa, buğday, mercimek, nohut taneleri gibi…
Vakit, aç ancak gururlu babaları ve çocuklarını doyurma zamanıdır.
- İlahi adalet… / 04.04.2025
- Sahne… / 02.04.2025
- Sessizlik… / 01.04.2025
- Bayramlık… / 28.03.2025
- Gelecek kaygısı… / 21.03.2025
- VEFA… / 19.03.2025
- Doğruları söylemek… / 14.10.2024
- Haydar Hoca'yı hatırlarken… / 06.08.2024
- Kıyılarda sorun büyük… / 05.08.2024