İran'ın en önemli isimlerinden olan Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'nin şehit edilmesinin yankıları tüm dünyada devam ediyor.
Süleymani'nin şehadeti, Şii ve Sünni tüm Müslümanların üzüntüsüne sebep olurken, İslam dünyası içinde Müslüman gözüküp de kalbinde haç taşıyanları, Haçlı Batı'nın ve İsrail'in sözcülüğünü ve gizli ajanlığını yapanları da açığa çıkardı.
Esasen Süleymani'nin şehadetini duyduğu esnada Müslümanların, çok farklı ortamlarda olmasına rağmen aynı anda aynı üzüntüyü yaşaması, hatta gözyaşı dökmesi, içlerinin burulması, Süleymani'nin imanına, ihlâsına ve İslam adına verdiği mücadeledeki samimiyetine ispattır.
Kendisine "yaşayan şehit" deniliyordu, hayatı boyunca Allah'a şehit olarak gitmenin arzusuyla yaşadı, şehit olmadan çok kısa zaman önce de bu arzusunu en yakınlarına ifade etti ve sonuçta bu büyük mertebeye ulaştı.
Bu devirde, özellikle de İslam coğrafyasında Deccallerin kol gezdiği, imanı korumanın elde kor ateş tutmaktan daha zor olduğu bir fitne döneminde şehit olmak kolay bir şey mi? Süleymani bu zoru başardı.
Onun şehadeti tüm İslam coğrafyasının kenetlenmesine vesile oldu. Mücadelesiyle hayatı boyunca hizmet eden Süleymani, şehadetiyle de büyük bir hizmeti başarmış oldu; aynen yolunda emin adımlarla yürüdüğü Kerbela şehidi dedesi İmam Hüseyin gibi…
Dünyada tek olan 15 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı'nın sahibi Prof. Dr. Haydar Baş Bey, "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezini ortaya koymamış olsaydı, "Şii de Sünni de Müslüman'dır, birbirimize namlu doğrultmak haramdır" demeseydi, emin olun ki bizler Sünni dünya olarak Şii ve Alevi kardeşlerimize asla bu gözlükle bakamazdık.
Prof. Dr. Baş, bizleri çok büyük bir yanlıştan kurtardı, İslam dünyası üzerinde oynanan en büyük oyunu bozdu; Allah binlerce kez kendisinden razı olsun. Bir Müslüman'a "kâfirdir" diyerek Allah'ın huzuruna gitmiş olsaydık, halimiz nice olurdu, Allah'a nasıl hesap verebilirdik?
Bugün birileri hala bu fitneyi kusmaya çalışıyor.
Hayatı boyunca İslam'a hizmet etmiş olan, verdiği mücadelede sadece Şii ülkeler için değil, Sünni ülkeleri de kurtarmaya çalışan Süleymani aleyhinde maalesef ileri geri konuşanlar oldu.
Ama gördük ki, onlara cevabı artık milletimiz veriyor.
Prof. Dr. Baş'ın yıllardır ektiği birlik mayası tuttu. Sayın Baş, Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt kitabının 135'inci sayfasında Sünnilerin ve Şiilerin iman ve amel şartlarını aktarmış ve temel konularda asla bir ihtilafın olmadığını vurgulamıştır. Şii de, Sünni de aynı Allah'a, aynı Peygamber'e, aynı Kitab'a inanmaktadır ve aynı kıbleye dönmektedir.
Kitapta, İmam Ali'nin hilafet ilanının yaşandığı Gadir Hum hadisesinin detayları anlatılmaktadır ve 222 Sünni kaynakta aktarılan deliller tek tek sıralanmaktadır.
Yani ihtilaf gibi gözüken Ehl-i Beyt ve İmam Ali'nin hilafeti konusu da Ehl-i Sünnet'in temel kaynaklarında Şii kaynaklardan farklı değildir.
Buradaki mesele, Ehl-i Beyt konusunun Sünni dünyadan siyasi nedenlerle kasten gizlenmiş olmasıdır.
İşte Prof. Dr. Baş, Sünni dünyayı bu hakikatle buluşturmuştur, fitneleri bertaraf etmiştir.
Dilerseniz, Müslüman kimdir, bir Müslüman'a kâfir denilebilir mi, Müslüman'ı öldürmenin ya da öldürmeye yardımcı olmanın İslam'da hükmü nedir, ayet ve hadislerle anlatmaya çalışalım.
Enes bin Malik'ten (r.a.) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Allah (c.c.) 'La ilahe illallah Muhammedu'r-Rasulullah'a samimi bir kalple şahitlik eden herkese cehennem ateşini haram kılar." (Buhari, 128; Müslim 32)
Şii'si de Sünni'si de aynı kelime-i tevhidi söylüyor; "Müslüman değildir" diyebilir misiniz?
Peki, derseniz ne olur?
İbni Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Bir adam din kardeşine 'ey kâfir' derse, bu söz ikisinden birine döner. Eğer böyle denilen kişi söylenildiği gibi ise söz doğrudur, yerini bulmuş olur. Aksi takdirde bu söz söyleyene geri döner." (Buhari, Edeb, 73; Müslim, İman, 111; Tirmizi, İman, 16)
Bir Müslüman başka bir Müslüman'ı öldürürse, ya da ölümüne yardımcı olursa, kâfir olur.
Bakın, Cenab-ı Hak ayet-i kerimede ne buyuruyor: "Kim bir mü'mini kasten öldürürse, onun cezası, içinde ebedi kalmak üzere gireceği cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır." (Nisa suresi, 93)
Abdullah ibni Abbas bu ayetin tefsiriyle ilgili şunları söylemiştir: "Ayet-i kerimede geçen 'kasten öldürmek'ten maksat, onun öldürülmesini helal kabul etmektir. Bu ise icma ile küfürdür." (Camiu'l-Ahkami'l-Kur'an, 5, 334)
Hz. Peygamber (s.a.v.) hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:
"Bir adam, bir Müslüman'ın ölümüne bir tek kelimeyle yardım etse, kıyamette alnına şöyle yazılır: Bu adamın Allah'ın rahmetinden nasibi yoktur." (İbn-i Mace, Diyat, 1)
Bunu yapanların başında sarık, sırtında cübbe ve yüzünde sakal olması, insanların onu hoca kabul edip takdir etmesi bu sonucu değiştirmez.
İslam'ın hükmü ayet ve hadislerle sabittir; ayet ve hadislerle hakkında kesin hüküm bulunan konular te'vile, yani yoruma açık değildir. (İmam Gazali)
Diğer taraftan Sümeymani Şii'dir yani Ehl-i Beyt aşığıdır, İmam Ali sevdalısıdır.
Hz. Selman-ı Farisi (r.a.) şöyle naklediyor:
Rasulullah'ı gördüm ki, Ali bin Ebi Talib'in bacağına ve göğsüne dokunarak şöyle buyurdu: "Seni seven Beni sevendir. Beni seven ise Allah'ı sevendir. Sana düşman olan Bana düşman olmuştur. Ve Bana düşman olan Allah'a düşman olmuştur." (Taberani, Mu'cemu'l-Kebir)
Allah'a ve Resulü'ne düşman olan cübbeli de olsa kâfirdir.
Prof. Dr. Baş'ın Ehl-i Beyt Külliyatı'nı ve Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt kitabını mutlaka temin edip okuyalım.
Okuyalım ve anlayalım ki, Hak nedir, batıl nedir hakkıyla tanıyalım ve şu kısacık ömürümüzü yalan ve yanlışlarla heder edip gitmeyelim.
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025