Geçtiğimiz hafta İsrail dünya harp tarihinde dönüm noktası olabilecek bir siber saldırı katliamını sivil-asker, çoluk-çocuk hedef gözetmeksizin hunharca gerçekleştirdi.
Çağrı cihazları ve telsizler üzerinden Hizbullah kadrolarına ve sivillere yönelik iki saldırıda en az 32 kişi öldü. Binlerce kişi yaralandı.
Hizbullah 5 ay önce elemanlarının güvenli olmadığı gerekçesi ile cep telefonu kullanımını tamamen yasaklayarak Tayvan merkezli bir şirket üzerinden Macaristan'da üretilen ve Türkiye'de 90'lı yıllarda çok popüler olan binlerce çağrı cihazı ithal ederek özellikle yönetim kadrosuna dağıttı.
Ketumluğuyla bilinen ve güvenlik hassasiyeti üst düzeyde olan Hizbullah gibi bir örgütün İsrail'in Gazze saldırılarına koşulsuz tam destek vererek ülkesinin sembol binalarına İsrail bayrağı yansıtan Tayvan'a bu siparişi vermesi akıl alacak gibi değil.
Tayvan'daki firma bu üretimi Avrupa'nın ortasında bulunan ve Yahudi diasporasının en güçlü olduğu ülkelerden biri olan Macaristan'a havale etmesi büyük kuşkulara neden oldu.
Güvenlik uzmanlarının çok büyük kısmı bu çağrı cihazlarının İsrail'in kontrolünde patlayıcı yerleştirilerek ambalajlandığı ve bu şekilde Hizbullah'a ulaştırıldığı yönündeydi.
İster içine patlayıcı yerleştirsin ister yerleştirmesin bu olay güvenlik stratejisini tekrar yazdıracak kadar önemlidir.
Artık bundan sonra siper savaşları yerini siber savaşlara bırakmış durumdadır.
Siber savaşlarda muvaffak olamayanlar füzelerini ateşleyemeyecek, tanklarını süremeyecek, generaller askerlerini sevk ve idare edemeyecektir.
İsrail'in Hizbullah'ı yaşattığı bu şokun çok daha fazlasının yaşanabileceği unutulmasın.
Kamerası, internet bağlantısı ve wi-fi bağlantısı olan her cihaz artık silah hükmündedir.
İletişim araçları dışındaki elektrikli otomobiller ve internet bağlantısı olan bütün cihazlar uzaktan yönlendirilebileceği için siber âlem artık milli güvenlik konusunu bir numaralı gündemi olmak zorundadır.
Klasik bir ifade ile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Türkiye'nin bu meşum olaydan çıkaracağı çok dersler var.
Yerli ve milli yazılım ve donanım meselesinin memleket ve güvenlik meselesi olduğu artık iyice anlaşılmış olmalıdır.
Rakiplerini seçimlerde yenmek için trol orduları kuranlar bundan sonra kendi vatandaşlarını değil de istihbarat örgütlerini takip etmek ve siber savaşları kazanabilmek maksadıyla enerjilerini bu sahaya yönlendirmek zorundadır.
Hükümet İHA ve SİHA konusunu devamlı gündemde tutarak bizlere güvenlik içerisinde olduğumuz izlenimini vermekle beraber İsrail'in Amerika ile beraber planladığı Hizbullah'a yönelik bu saldırı herkesi ister istemez tedirgin etmiştir.
Bizim beklentimiz bugünden tezi yok yerli ve milli yazılım ve donanım konusunda yeterli çalışmanın başlatılmasıdır.
Ama heyhat ki başta enerji kaynakları olmak üzere madenlerini, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını özelleştirme adı altında yabancılara devreden bir zihniyet yerli ve milli yazılım ve donanım meselesini nasıl çözecek.
Eğer bu konu kulak arkası edilirse gerçekten Türkiye çok büyük güvenlik problemleri ile uğraşmak zorunda kalacaktır.
Siber güvenliğimiz sağlanırsa Türkiye sarsılmaz bir kale gibi sapasağlam Atatürk'ün ifade ettiği gibi ilelebet yaşayacaktır.
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024