Geçmişte en azından bir mülteci ve sığınmacı politikamız vardı. Bundan dolayı cumhuriyet tarihi boyunca mülteci ve sığınmacılar konusunda ülkemizin başı çok ağrımadı.
Bu sağlam temelleri atanlardan Allah razı olsun.
Şimdi ise mülteci politikasızlığımız var.
Bu yüzden 2011 yılında baş gösteren Suriye krizi nedeniyle ülkemize akın eden sığınmacılar sorununu elimize yüzümüze bulaştırdık.
Türkiye tam bir sığınmacı çöplüğüne çevrildi.
90 yıllık cumhuriyet tecrübesini görmezden gelen hükümet, ülkemiz şehirlerini sığınmacı ve mültecilerle doldurdu.
Hâl böyleyken sorunu çözecekmiş gibi umut vermeye, hâlâ inanacak saflar kaldıysa onların gözlerini boyamaya çalışıyorlar.
Ancak çok geniş bir kitle bunların beyhude çabalar olduğunun farkında.
Çünkü sorunu çözeceklerini vaat edenler sorunun nedeni olanların ta kendisi...
Franz Kafka, 'Olmamasına razıyım. Oluyormuş gibi olmasın yeter' der.
Keşke hükümet de sığınmacı sorununu çözecekmiş gibi tiyatro oynamasa, en azından gerçekten çözüm üretenlerin görülmesine engel olunmamış olunur.
Yazının girişinde geçmişte en azından bir mülteci politikamız vardı dedik.
Gerçekten de sağlam bir politikamız vardı.
21 Haziran 1934 günü yayımlanan Resmi Gazete'de Atatürklü Türkiye'nin mülteci politikası özetle şöyle ifade edilmiş:
"Anadili Türkçe olmayanlar müstakil mahalle kuramaz.
Türk olmayanlar istedikleri şehirlere yerleşemez.
Yabancıların bir belediyedeki nüfusu yüzde 10'u geçemez."
Sadece bu üç kural hakkıyla uygulanmış olsaydı bugün sığınmacı ve mülteci sorununu konuşuyor olmazdık.
Oysa ülkemizde sığınmacı gettoları oluşmuş ve bazı şehirlerde yabancı nüfus tehlikeli sınırı aşmış durumda.
Artık milletimizin daha uzun yıllar başını ağrıtacağı belli olan bir yabancı sorunumuz olduğu için keşkeler sorunu çözmüyor ve geçmişi geri döndürmüyor.
Sorunun çözümü için ivedilikle ciddi adımlar atılmalı.
Bu bağlamda birkaç gündür sınırlara mayın döşenmesi konusu üzerine düşünüyorum.
Türkiye önce Suriye sınırı boyunca bir güvenlik duvarı inşa etti, şimdi de İran sınırına duvar örüyor.
Ancak ne Suriye sınırındaki duvar kaçak geçişleri engelleyebildi ne de İran sınırındaki.
Dünyadaki benzer sınır duvarları da geçilmez değil.
O zaman ne yapmalı sorusu gündeme geliyor.
Kısa bir süre önce Prof. Dr. Ümit Özdağ bu mayın konusunu gündeme getirdi.
Bana göre de kaçak göçmen girişinin olduğu bölgelere, özellikle de İran sınırı boyunca Türkiye hızla mayın döşemeli.
Üstelik mayın döşenmesi güvenlik duvarından çok daha ekonomik de olur.
Duvarlar engel olamıyor anca mayınlı alanlar mülteci akınını bıçak gibi kesebilir.
Sınırlarımızın geçirgenliğine ancak bu şekilde engel olunabilir.
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024