İktidarıyla muhalefetiyle Meclis içindeki partilerin ittifaklarla kutuplaştığı, ittifak görüntüsüyle milleti ayrıştırdığı bir seçime doğru gidiyoruz.
İktidar, elindeki her türlü iktidar imkanını kullanarak seçim çalışması yapıyor.
Milletin vergilerinden aldığı astronomik seçim yardımının yanında, devlete ait olan her türlü medya unsurunu da kullanabiliyor. Meclis içindeki muhalefet partileri de aldıkları seçim yardımlarıyla seçim çalışması yürütüyor.
Türkiye'deki seçimler, uyguladığı Kapitalizmin siyasete uyarlanmış hali…
Birkaç parti millete ait olan devlet gelirini kendi çıkarları için kullanıyor, diğer partiler ise bu antidemokratik ortamda kendi yağıyla kavurularak, kendi cebinden harcayarak seçime giriyor.
Esasen böyle bir seçim yarışı Anayasamıza da aykırıdır.
Demokratik sosyal hukuk devleti tanımına asla uymamaktadır.
Vatandaşların seçme ve seçilme hakkını gaspetmektedir.
Bu ülkede ben de seçmenim ve benim hiç tasvip etmediğim, iktidar ya da Meclis içinde muhalefet olmasını istemediğim partilere benim ödediğim vergilerle seçim propagandası yaptırılıyor.
Benim vergilerimle ayakta duran TRT gibi devlet kanalları, benim istemediğim partilere açılıyor. Ama gerçek manada bu milleti temsil eden, bu milletin dertlerine tercüman olan, proje üreten Bağımsız Türkiye Partisi'ne bir kare yer verilmiyor.
Ben ve benim gibi milyonlar bunu kabul etmiyoruz, isyan ediyoruz.
Gerçek demokrasi, ancak seçim yarışına giren tüm partilere eşit imkanlar sunularak sağlanabilir. Seçimler, bir "demokrasi şöleni"ne dönüştürülebilir.
Bu noktada, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selim Kotil'in demokrasi çağrısı çok önemli…
Sayın Kotil, yaptığı her konuşmada, katıldığı her canlı yayında rakipleri olan CHP Adayı Ekrem İmamoğlu ve AKP Adayı Binali Yıldırım'ı ortak bir canlı yayında bir araya gelmeye davet ediyor.
Bu canlı yayın daveti, Büyükçekmece'de bir vatandaş tarafından "Binali Bey, BTP Adayı Selim Kotil sizi programa davet ediyor, duydunuz mu, haberiniz var mı?" şeklinde Binali Yıldırım'a hatırlatıldı.
Yüzünün rengi bir anda değişen, gülümsemesi şaşkınlığa ve endişeye dönüşen Yıldırım, önce "Ne gibi?" diyerek anlamazlıktan geldi, ardından da "vaktim yok" diyerek geçiştirdi ve orayı terk etti.
İstanbul'da bir kişi belediye başkan adaylığına soyunduysa, kendine ve projelerine de güveniyorsa bu tür demokratik davetlere elbette ki zaman ayırması lazım.
Seçim zamanı demokrasiye "vaktim yok" diyenin, daha önemli ne işi olabilir?
Seçimlere kadar tüm zamanını propagandaya ayırmak zorunda olan bir adayın böyle bir demokratik talebe "vaktim yok" deme hakkı yoktur.
BTP Adayı Selim Kotil'in, Sayın Yıldırım'ın bu kaçamak tavrına cevabı gecikmedi ve şunları söyledi:
"Malum, hem Ekrem İmamoğlu'na, hem de Binali Yıldırım'a halkımızın huzurunda, canlı yayında, ekranda beraber program yapma davetini her gittiğim ortamda ifade ediyorum. Vatandaşlarımız bu soruyu Sayın Binali Yıldırım'a sormuşlar. Binali Bey, zamanı olmadığını söylüyor. Acaba zamanı mı yok, yoksa bana verecek cevabı mı yok? Lütfen Binali Bey gelin, bu seçimi demokrasi şenliğine çevirelim. Karşıma çık."
Bu demokrasi davetini duymazdan gelen, kaçamak cevaplarla geçiştiren, vaktim yok bahanesinin arkasına sığınan siyasilerimiz, er meydanı diyeceğimiz canlı yayın arenasında mağlup olmaktan mı korkuyorlar?
Milletin önünde rezil olmaktan mı endişe duyuyorlar?
Rakiplerinin karşısına çıkıp proje yarışı yapmaktan çekinen bir belediye başkan adayının sizce İstanbul'a ne faydası olabilir?
İstanbul'a daha fazla ihanet edilmemesi için Sayın Kotil'in bu demokratik çağrısı oldukça önemli…
Kotil'in bir çağrısı da, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a…
"Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye'ye demokrasi getirmekten bahsediyordu. Gelin Suriye'ye demokrasi getirelim, dediler. Sayın Cumhurbaşkanım gelin önce İstanbul'daki seçimlere demokrasi getirelim. Adayını gönder, karşıma çıksın. Asıl demokrasiyi buraya getirin."
Bizler de bu çağrıya destek veriyoruz ve diyoruz ki, hem İstanbul'da, hem de Türkiye'nin tüm il ve ilçelerinde bütün adaylar canlı yayında ekran başına çıksın, projeler yarışsın, seçimlere adalet gelsin, seçimler sıkıcı olmaktan kurtulsun ve demokrasi şölenine dönüşsün.
Yorumlar
Aykut Altun
Bırakın siz sayın cumhurbaşkanı Erdoğan bey’in adaylarını kendisi dahi gelse Selim bey’e verecek ne bir cevabı ve nede bir projesi var.
Bırakın siz sayın cumhurbaşkanı Erdoğan bey’in adaylarını kendisi dahi gelse Selim bey’e verecek ne bir cevabı ve nede bir projesi var.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025