Sandığı çare sandık, aldandık!Sandık'tan kuş çıkmadı! Keklik de çıkmadı, karga da!Zaten karga sandığa hiç girmemiş! Twitter'mış mübarek!Aklıma bir masal geldi:Sabahın en erken saatlerinde, güneş doğmadan karga, duyduğu sese merakla yönelir ve yuvasının olduğu ağacın hemen altındaki mağaranın önünde, Tavşanın daktilo ile takır-tukur bir şeyler yazar gibi yaptığını görür!Karga, sormaya niyetlenirken az ötedeki tümseğin ardından bir tilki görünür.Tilki, sabah sabah önüne çıkan nasibine, heves ve iştahla sinerek yaklaşır. Tavşanın tilkiyi umursamadığını; hem tilki, hem de karga hayretle fark ederler! Tilki de sinmekten vazgeçerek yaklaşıp sorar:- Hey Tavşan! Ne yapıyorsun?Tavşan, umursamaz haliyle ve büyük bir ciddiyetle tıkırtısına devam ederken:- Bir tavşanın bir tilkiyi nasıl avlayacağını yazıyorum. Çocuklara lazım olur...Tilki hayret ve öfke ile:- Ulan! "Şeyini şey ettiğimin şeyinin şeyi", manyak mısın? Hiç öyle bir şey olabilir mi?Tilki, umursamaz ve saymaz halini daha da artırarak:- Ööööf! Boş gevezelik edip canımı sıkma! Erkeksen içeri gel!... Diyerek döner, mağaraya girer! Tilki de tavşanın kaçma şansı kalmasın diye mağaranın girişini bedeni ile kapatabildiği kadar şişinerek peşinden...Karga, iyice meraklanıp dalın en ucuna tüneyerek beklemeğe başlar! Mağaradan kısa süreli bir boğuşma sesi duyulur, peşine sessizlik...Biraz sonra mağaradan üstünü başını çırparak Tavşan çıkar ve daktilonun başına geçer! Hiç bir şey olmamışçasına takır-tukur...Karga hayretten donakalır! Tam kendine gelip soracakken aynı tümseğin ardından bu sefer bir kurt çıkar! Kurt da hem sesi duymuş, hem de tavşanı görmüştür. İştahla sinerek tavşana yaklaşır ama tavşan onu da görmesine rağmen umursamaz!Kurt yanaşır, tavşan takır-tukura devam eder!- Hey! Tavşan, ne yapıyorsun? Diye sorar bu sefer de kurt merakla:- Bir tavşanın, bir kurdu nasıl avlayıp yiyeceğini yazıyorum! Çocuklara lazım olur diyerek işine devam eder, Tavşan!...- "Hay şeyine şey ettiğimin şeyinin şeyi!" Ulan salak! Öyle bir şey olabilir mi?Tavşan, bütün aymazlığı ve şımarıklığı ile:- Oooof! Gevezelik edip canımı sıkma! Öğrenmek istiyorsan, cesaretin varsa içeri gel! Der ve yine hiç arkasına bakmadan mağaraya dalar! Kurt da peşinden tabi!Önce çok kısa bir sessizlik, peşine bir öncekinden daha şiddetli bir boğuşma sesleri ve mağaradan dışarı taşan toz-duman ve bayağı bir sessizlik...Karga meraktan çatlamaktadır... Gözlerini mağaranın girişine dikip beklerken tozlar arasından yine Tavşan çıkar! Gayet sakin, üstünün tozlarını çırparak yeniden daktilonun başına geçer!Karga dayanamaz! Sessizce mağaraya, tavşanın arkasına süzülür ve içeri girer..Mağaranın içi toz-duman, hem de karanlıktır...Karga, gözlerinin alaca karanlığa alışmasını bekler, sonra bütün mağarayı gözden geçirir! Hemen önünde kurdun postu ve kemikleri, az ileride de tilkinin posu ve kemikleri durmaktadır!Etrafı meraklı gözlerle tarayan karga; mağaranın dibinde yatan ve yalanarak temizlenen, dişlerini parlatan aslanı görünce, işin mahiyetini anlar!Şimdi hissemiz:Sandıklar açıldı! Sandıktan ne kuş çıktı, ne de twitter!Sandık; mağara girişine daktilo koymuş işbirlikçi Kurnaz Tavşan vasıtasıyla mağaraya çağırılan tilki ve kurdun akîbetini yaşattı bütün demokratlara!Kozmik mağara, paralel yapı, devlet sırrı, duâlı ağızların bedduâları, "İnlerine gireceğim inlerineee!" naraları ve sandığa girip çıkamayanlar!Bu memlekette sandık; demokrasiyi yuttu!Bu memlekette sandık; namusluluğu, doğruluğu, adaleti yuttu!Bu memlekette sandık; -demokrat olmamama rağmen- benim, milletin seçme yeteneğine itimadımı yuttu!Afiyet olsun Sandık!Helal olsun Tavşan! Haram-zıkkım olsun Aslan!Şeyinize şey edeyim kurnaz tilki, yırtıcı kurt!..."Bükemediğin bileği, öpeceksin!"miş! Hadi ordan be! Hadi ordan, İleri Demokrat işbirlikçi tavşanlar sizi!Ben; bükemediğim bileğe küfrederek, onu bükeceğim güne kadar idmana devam edeceğim! Benim ülkemde, benim dağımda, benim mağarama saklanan aslana daktiloculuk eden tavşanın postuna saman tepinceye kadar; mağaradaki aslanın postunu doldurup teşhir edinceye kadar işim bitmez benim!Bir daha görüşünceye kadar Allah'a emanet olun! Görüşmek üzere... YOL, YOLCUSUYLA; YOLCU YOLUYLA GÜZELDİR Vesselâm...Selâm, sevgi, duâ...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017