Ülkemizde sokaklara çıkmaz, vatandaşın halini görmezsek;
Sosyal adaletsizliği, çoğunlukla ekonomik nedenlerden dolayı, cezaevlerindeki doluluğu, suçların katlanarak arttığını, 21 milyon icra dosyasını, bankalardaki batık kredileri, görmezden gelirsek;
Bireysel intiharlardaki artışların yanına toplu aile intiharlarının da eklendiğini yok kabul edersek;
Ülkeye fildişi kulelerimizden bakarak masabaşında, şartlara uydurularak, yukarıdakilerin talepleri karşılanarak hazırlanmış ekonomik verilerle bakarsak;
Çevremizdeki rantiyenin götürdüğüyle, şatafatlı hayatıyla ülke ekonomisini değerlendirirsek…
Elbette ki ekonomik tablo çok güzel, her şey tıkırında görünür.
Dilerseniz biz Türkiye ekonomisine böyle bakmayalım, gerçeklerden yola çıkalım ve vatandaşların yaşadığı, daha doğrusu maruz kaldığı ekonomiden bahsedelim.
* Geliri giderini karşılamayan vatandaşlar, tüketici kredisi ve kredi kartlarına yüklendi; kredilerle ayakta kalmaya, günü kurtarmaya çalışıyorlar.
* Vatandaşların tüketici kredisi ve kredi kartı borçları 1 Ocak-22 Kasım 2019 tarihleri arasında 51,3 milyar TL artarak 569,5 milyar TL'ye yükseldi, yeni bir rekor kırdı.
* Bu borcun 4 milyar TL'si sadece son 1 hafta içinde yaşandı.
* 1 Ocak-22 Kasım 2019 tarihleri arasında tüketici kredisi ve kredi kartı borçlarındaki batık miktarı 2,9 milyar TL artarak 21,6 milyar TL'ye yükseldi.
* Vatandaşların sadece bu yılın ilk 10 ayında krediler sebebiyle bankalara ödedikleri faiz 64,4 milyar TL'ye ulaştı.
* Vatandaşlar, AKP döneminde (2003-2019) bankalara toplam 511,2 milyar TL faiz ödedi.
* Bankaların tahsil edemedikleri toplam batık krediler 48,7 milyar TL artarak 142 milyar TL'ye ulaştı.
* Kredi stokunun yüzde 8,2 arttığı bir dönemde batık kredilerdeki artış oranı yüzde 52'yi buldu.
* Bankacılık sektörünün son dönemde yeterince yeni kredi kullandırmadığı KOBİ'lerin kredi borcu bu yılın ilk 10 aylık döneminde 4,2 milyar TL azalarak 608,2 milyar TL'ye geriledi.
* KOBİ'lerin batık kredileri ise 15,6 milyar TL'lik artışla 58 milyar TL'ye tırmandı.
* 20 milyon hanenin bulunduğu Türkiye'de 21,3 milyon icra dosyası var.
* Yedieminlerin depoları vatandaşların hacizlik mallarıyla dolu…
* Ekonomide yaşanan sorunlar sebebiyle suçlar artıyor, cezaevleri doldu taştı.
* TÜİK'in açıkladığı 2018 yılına ilişkin ceza infaz kurumu istatistiklerine göre cezaevindeki kişi sayısı geçen yıla göre yüzde 14 yani 33 bin kişi artarak 264 bin 842 oldu.
* 2013 yılında ceza infaz kurumlarında toplamda 144 bin kişi bulunuyorken, bu sayı 2014'te 159 bine, 2015'te 177 bine, 2016'da 201 bine, 2017'de ise 232 bin kişiye çıktı.
* 2014 yılıyla 2018 yılı mukayese edildiğinde; öldürme suçu 8 bin 887 kişiden 9 bin 332'ye; yaralama suçu 24 bin 806'dan 33 bine; hırsızlık suçu 29 bin 907'den 45 bin 420'ye; yağma suçu 8 binden 15 bin 309'a; kaçakçılık suçu 3 binden 9 bin 665 bine; trafik suçu 1,744'ten 8 bin 185'e yükseldi.
* Uluslar arası raporlara göre Türkiye sosyal adalette de maalesef sınıfta kaldı.
* Alman Bertelsmann Vakfı'nın AB ve OECD ülkeleri arasında hazırladığı Sosyal Adalet Endeksi'nde Türkiye 41 ülke arasında 40. oldu. Sadece Meksika'yı geçebildik!
* Bu araştırmaya göre Türkiye yoksulluğun önlenmesinde 31'inci, adil eğitim fırsatları başlığında 41'inci, yani sonuncu, istihdam piyasasına erişim başlığında 37'inci, sosyal hayata dahil olma ve ayrımcılığa uğramama başlığında 39'uncu, nesiller arası adalet başlığında 18'inci, sağlık başlığında da 36'ıncı sırada yer aldı. Yani yerlerde sürünüyoruz.
Rakamlarla, gerçeklerle böyle bir tablonun yaşandığı ülkemizin siyasileri, masabaşı hazırlanmış bir takım verileri önümüze koyarak "pozitif büyüme" ile mutlu olabiliyorlar.
Nasrettin Hoca'nın dediği gibi, "Kedi buradaysa et nerede, et buradaysa kedi nerede?"
Bugün Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayarak dünyanın zirvesine oturmuş olan BRICS devletlerinde tablo böyle mi?
Elbette ki hayır…
Milli Ekonomi Modeli'nin tüketimi teşvik projelerini uygulayan Çin'in yoksulluğu sıfırladığını görüyoruz; Batılı ülkelerin liderleri ve IMF gibi kapitalizmin öncü kuruluşlarının yetkilileri bile bu gerçeği itiraf ediyor.
Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayan ülkelerde masabaşı rakamlarla ekonomiyi iyi gösterme gayretlerine gerek kalmıyor; devlet de, üretici de, tüketici de memnun olduğu için, hepsi tüm sorunlarından kurtulduğu için sadece gerçekleri, gerçek verileri ortaya koymak yetiyor.
Darısı Türkiye'nin başına…
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025