622 yıllık Osmanlı nasıl çöktü ise, maalesef bugün de aynı nedenlerle ve daha da beter bir şekilde çöküyoruz.
Bu kadar zengin kaynaklara sahip bir ülkenin, bu kadar kötü yönetiliyor olması sonucu iflasın eşiğine getirilmesi için çok özel bir çaba ve makro bir proje olması gerekir.
Bu ülkeyi dünya lideri yapmak için gerekli olan sadece tek bir şey vardır.
Milletin derdi ile samimi olarak dertlenmek ve akıl sahibi olmak.
622 yıllık Osmanlı'nın borçlarını çok kısa bir sürede tamamıyla ödeyip, üstüne her yıl yüzde 8 ortalamasıyla büyüme hızı yakalayan büyük önder Atatürk'ün izini takip etmeyenler, 1938 yılından bu tarafa hep iktidarda oldular.
"Ekonominin sorumlusu benim" diyenler, çok fena duvara tosladı.
Baş döndüren bir ekonomi politikası değişikliği sonucu adeta tansiyonu bir fırlayıp, bir de dip yapan insanın durumuna benziyor halimiz.
Her şey deneme yanılma ve el yordamı yoluyla idare edilmeye çalışılıyor ama nafile.
Ekonomimiz felçli bir hastanın durumuna da çok benzemekte.
Bütün sinir sistemleri çökmüş ve hiç bir dikiş tutmayan pansuman tedbirler.
Faizler yüzde 8'lerden, yeniden yüzde 25'lere yükseltildi.
Peki neden?
Güya dövizin yükselişi önlenecek ve buna paralel olarak da sözde enflasyon düşecekmiş mış!
Döviz düştü mü?
Bir puanlık bir gerilemenin ardından yeniden çıkışını sürdürüyor.
Hem de yüzde 25'leri gören faize rağmen.
Bu konuyu uzatıp, ekonomi dersi vermeye gerek yok.
Faiz konusunda ne demişti Sn. Erdoğan:
"Bu basit gerçeği göremeyen sözde iktisatçılar hala 'faiz' lafı gevelemeye devam ededursun, biz kendi işimize bakarak üretimi ve istihdamı desteklemeyi sürdüreceğiz. Bu kardeşiniz bu görevde olduğu sürece faiz her geçen gün, her geçen hafta, her geçen ay inmeye devam edecektir.
Kimse bize bu konuda akıl vermesin. Yatırımcı gelsin, bizim devlet bankalarından kredi talebinde bulunsun ve onları faize ezdirmeyeceğiz. Çünkü yatırım yüksek faizle olmaz. Onun için düşük faiz" demişti.
İşin en acıklı tarafı ne biliyor musunuz?
Faizlerin çıkması gerektiğini muhalefet de tavsiye ediyor ve alkışlıyordu.
Bu da demek oluyor ki, bu işi ne mevcut iktidarın ve ne de mevcut parlamento içindeki muhalefetin çözmesi, asla mümkün değildir.
Bakınız faizin nasıl bir bela ve felaket olduğunu izah eden iki örnek:
2022 yılının Nisan ayı itibarıyla iç borç anapara ödemesi 1 trilyon 483 milyar TL'ye ulaşırken, faiz ödemesi ise 1 trilyon 743 milyar TL olarak kaydedilmişti.
Yani ödenen faiz, alınan anaparanın da üzerinde!
Bir başka çarpıcı örnekte ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı 5 yıl vadeli, yüzde 8,62 faizle 2 milyar dolar borçlanıyor ve bu borçlanma karşılığında, 1 milyar dolara yakın faiz ödeniyor.
Sadece 2 yılı saymazsak, 20 yılda 500 milyar doların üzerinde faiz ödemesinin yapıldığı belirtiliyor.
Çözümü bu iktidarın ve muhalefetin benimsediği liberal kapitalist sistemde aramak kadar büyük bir ahmaklık yoktur.
Hal böyle iken, mevcut siyasetin uyguladığı sistem içerisinde, şurasını şöyle yapın, burasını da böyle şeklinde olacak tüm tavsiye ve açıklamalar, boş lakırdıdan ibarettir.
Bu sistem baştan aşağı tümüyle değişmelidir.
Millete ve milli politikalara dönülmesi şarttır.
Zaten sağır sultanın bile duyduğu ve Haydar Baş Bey'e ait olan, "Milli Ekonomi Modeli" tezini uygulamanın dışında Türkiye'nin asla bir şansı ve bekasını devam ettirebilme imkânı bulunmamaktadır.
Yaşadığımız tüm olumsuzlukların ve milletimizin inim inim inlemesinin dayandığı tek bir nokta vardır.
İnat ve haset!..
Gerçekten yazıklar olsun.
Hülasa, Osmanlı'dan çok daha beter ve hızlı çöküyoruz.
Son söz:
Türkiye ve aziz Türk milleti, asla ve hiç bir dönem çaresiz ve "BAŞ"sız kalmamıştır, bugün de kalmayacaktır.
Bu işin çözümü yine milletimizde ve milli iradededir.
- TÜRK milletine ters kelepçe! / 01.04.2025
- Türkler Ehl-i Beyt ile akrabadır / 31.03.2025
- Türk’ler Ehl-i Beyt İslam’ını kabul etmiştir / 30.03.2025
- İktidar çok tehlikeli oynuyor! / 26.03.2025
- Suriye için tek çözüm: Atatürk modeli / 25.03.2025
- Ne ekersen onu biçersin! / 24.03.2025
- Muhalefete tarihi görev: TEK ÇATI altında birleşin / 23.03.2025
- Türkiye’de sadece TÜRK’ler vardır! / 19.03.2025
- Ebu Suud’un Alevi katliamı fetvası / 18.03.2025