Yıllardır, Muhteşem Türk Atatürk'ün; "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözünü irdeler dururum!Türk Milliyetçisi olduğunu defalarca söylemiş olmasına rağmen, niye; "Ne mutlu Türk olana" dememiş de; "Ne mutlu Türk'üm diyene" demiş.Maalesef memleketimizde günlük yaşanır, ânlık düşünülür ve güncel yorumlar yapılır! Biz de ister istemez, bu akımlara kapılıp Muhteşem Türk'ün bu sözünü, ortama göre yorumlayarak veya yapılan yorumları dinleyerek ömür sürdük.Bazen hamaset sınırlarını da zorlayarak kulağa hoş gelen, doğruya yakın gibi yorumlar da yapıldı ama yıllarca ne yaptığım, ne de dinlediğim yorumlardan tatmin olamıyordum!Bu gelgitlerim; Prof Dr. Haydar BAŞ Hoca'nın; "Atatürk Seyyiddir" tesbitine ve Tarihçi Emre POLAT'ın; "Atatürk, O'na dinsiz diyenlerin hepsinden daha dindar ve hepsinden daha Türk'tür. Atatürk Seyyid ve soyu da belli bir insandır" deyip Muhteşem Türk'ün soy-kütüğünü belgeleriyle gösterinceye kadar devam etti!Prof. Dr. Haydar BAŞ Hoca ve O'nun teşvikiyle başlatılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan nüfus kayıtlarıyla berâber, Atatürk'ün; "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözü ile Seyyid Abdulhâkim ARVASİ'nin; "Ben bir Seyyidim. Yani bu demektir ki Türk değilim. Ama yeryüzünde bütün Türkler silinse üç Türk kalsa biri ben olurdum. İki Türk kalsa gene biri ben olurdum. Son Türk kalsa da o gene ben olurdum" sözlerini örtüştürdüm ve gördüm ki, Muhteşem Türk Atatürk; "Ne mutlu Türk'üm diyene" derken Abdulhâkim Arvasi gibi Seyyîdlere, "Ne mutlu Türk'üm diyene" diyen Araplara, Kürtlere, Çerkeslere, Arnavutlara velhasıl Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Türkiye Halklarına sesleniyormuş! Soyu, adının başındaki ûnvanından belli olan Seyyid Abdulhâkim Arvasi' nin, bu sözleri söylemesinde Muhteşem Türk 'ün; "Ne mutlu Türk'üm diyene" formülünün etkisi yok mudur? Olmamış mıdır?Hem Annesi Molla Zübeyde Hanım, hem Babası Alirıza Efendi'nin Seyyid ve Şerif oldukları Prof. Dr. Haydar BAŞ ve ekibi tarafından belgeleriyle açıklanan Muhteşem Türk'ün soydaşı olmak, Seyyid Abdulhâkim Arvas 'yi, bu sözleri söylemeğe teşvîk etmemiş midir?Sonra Seyyîd Abdulhâkim Arvasi'nin; "Çünkü Türkler olmasa bugünkü manada İslâmiyet olmazdı" tesbît ve kararı ile Muhteşem Türk'ün; "Ben bir ibadet Müslümanı olamadım belki ama ben bir Cihat Müslümanı'yım" sözlerini de örtüştürünce, taşlar yerli yerine oturdu! Arnavutluğu bilinen İstiklâl Marşı Şâirimiz Mehmed Âkif Ersoy'u; "Ebediyyen Sana yok, Irkıma yok izmihlâl!" diye coşkuyla söyleten de, aynı duygu kaynağı değil midir?Kaynağı saf ve gür olan sular, şarıldayarak akmaz mı?Kaynağı saf ve gür olan sular, gittikleri yerlere hayat götürmez mi?Aynı saf, gür ve nûrlu kaynaktan beslenen duygu sahipleri olarak; "Ne mutlu Türk'üm diyene" derken aynı zamanda; "Ne mutlu Müslüman olana" demiyor muyuz? Çünkü Müslüman ile "Müslümanım" diyenin bir olmadığını, gözlemleyerek yaşamıyor muyuz? O günlerden günümüze gelince; "Türk'üm" demenin nerdeyse imkânsızlaştığı bir baskı ortamında; "Türk oğlu Türk'üm" diye kükreyen sesi duymayacak mıyız?"Ne mutlu Türk'üm diyene" formülünü güncelleyip; "Bir kolumu kesseler Türk kanı, diğerini kesseler Kürt kanı akar." diyerek, Mehmet Âkif 'in yüz yıl önce ki;"Ey dipdiri meyyit! İki el bir baş içindir, Davransana! Eller de senin, baş da senindir!" haykırışını millîleştiren gönülü görmeyecek miyiz?Tevhid'in Merkezi Ehl-i Beyt Programlarıyla Türkiye'yi hallaç pamuğu gibi atan, ilmek ilmek dokuyan ve "Ben İmam Hasan'ın İmam Hüseyin'in nefesiyle konuşuyorum" diyen Müslüman Türk sesini duyup duyurmayacak mıyız? Ve duyunca ve görünce; "Ne mutlu Türk'üm diyene" diyenleri, Prof. Dr. Haydar BAŞ önderliğinde Bağımsız Türkiye Partisi Sancağı altında birliğe çağırmayacak mıyız?Bu duygu ve coşkuyla "Türk'üm" diyen, "Müslümanım" diyen herkese, mazlûmun hakkını zâlimden sormak gerek diye düşünen; "Ülkücüyüm" diyen, "Devrimciyim" diyen, sözünün eri olmak gerek diye düşünen herkese; "Hep beraber BTP'ye oy verelim" diye seslenmeyecek miyiz?Bir gün de olsa, bir saat de olsa, bir dakika da olsa geç kalmak, gecikmişliktir!Hz. Peygamber (s.a.a)'in; "Nûh'un Gemisi gibidir, binen kurtulur" diye tarif ettiği Ehl-i Beyt Gemisi'ne, duyan herkesi çağırmak vicdân gereği değil midir? Bugünden itibaren artık; duyan duymayana duyuracak, gören görmeyene gösterecek! Başka yol da yok, çâre de!"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm..Selâm, sevgi, duâ...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017