Ne aradığını bilmeyen ne bulduğunu bilmezmiş.
"Onların genel başkanına 'orta yolu tayin edelim' dedik. Genel Başkanları da 'orta yolu halk tayin eder' dedi? Halk bugüne kadar neyi tayin etmiş de bunu tayin edecekmiş. Bu nasıl anlayıştır? Nasıl laftır? Biz dedik halk bizimle birlikte, 'Halk bizim dediğimizi yapar' dedik. Kabul etmedi. Halk da onlardan hava alır da gününü görür."
(Cumhuriyetçi Güven Partisi Kahramanmaraş Senatörü Hilmi Soydan'ın, 1973 seçimleri öncesindeki bir toplantıda halka hitaben yaptığı konuşmadan alıntılanmıştır.)
43 yıl önce halk havasını almış mıdır "Memleketin Yönetim Kurulu"ndan bilmem? ama bugüne baktığımızda havasını almış görünüyor.
Dört yılda bir sırtı sıvazlanan, seçimlerden sonra unutulan halkımız hep havadar ortamda bırakılmıştır.
15 Temmuz darbe girişimi sonrası yere göğe sığdırılamayan halkımızın asgari ücreti yine 1300 liradır. Yani 5000 lira asgari ücreti, vaadden öteye, taahhüt eden lider Prof. Dr. Haydar Baş'a yeterli oyu vermeyen halkımız, oy verdiklerinden havasını almıştır.
Şimdi sıra geldi hükümet sistemini değiştirmeye? Anayasa değişikliği ve başkanlık lafları uçuşup duruyor. Bulutları pembeye boyama gayretkeşliği sürmekte. Hükümet adına konuşan birisi de aşka gelmiş diyor ki: "Anayasa değişikliği Meclis'ten 367 oyla geçse bile -referandumu gerektirmeyecek çoğunluk- yine referanduma gideceğiz."
Hep soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz: Halk neyi oylayacağını biliyor mu?
Nasıl bir şey koyacaklar önümüze, bilelim!
Baştan söyledik: Ne aradığını bilmeyen ne bulduğunu bilmezmiş. Neye oy verdiğini bilmeyen halkımız, kucağında bulacağı sorunları hiç kestiremez.
Türkiye gerçekten tıkanmış durumda ve kaybedecek fazla vakti yok; tıkanmayı bir an önce aşmak, zaaflarından acilen kurtulmak zorunda. Ve "Ne olacak bu memleketin hali?" sorusundan önce "Nedir bu Türkiye'nin hali?" sorusuna vakit ayırma zorunda?
"Düşmanlar azdı, Cumhuriyet elden gidiyor" feryatlarının bir faydası yok. "Bir nesil geliyor ki, hiç merak etmeyin" edebiyatının da öyle?
Türkiye uluslararası hukuk kurallarına ve Anayasa'mıza göre üniter bir devlettir. Ancak devleti bir iç örgütlenme olarak ele aldığımızda, karşımıza derin devletten, birbirleriyle itişen kakışan ya da tutarlı olmayan kurumlara kadar, hücreler halinde devlet bütünlüğüyle bağdaşmayan bölük pörçük durumlar ortaya çıkar.
Merkezi örgütlenme üzerine, yekpare bir blok halinde örgütlenme üzerine kurulu devlet dokusu bozulmaya çalışılmaktadır. Devletin örgütü adeta örgütsüzleştirilmektedir.
Türkiye'nin tıkanma faillerinden biri de bu örgütsüzleşme konusudur. Bunun yanında zararlı örgütlenmeler ise almış başını gidiyor.
"Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" (Prof. Dr. Haydar Baş) ? Bu eser ve bu başlık altında ülke çapında düzenlenen sempozyumların dikkatle izlenmesi ve yaygınlaştırılması gerekli ve de zorunlu görevimizdir. Bu görev yerine getirilsin ki, halkımız neyi aradığının ve neyi bulacağının farkına varsın. Ve havasını almasın.
"Onların genel başkanına 'orta yolu tayin edelim' dedik. Genel Başkanları da 'orta yolu halk tayin eder' dedi? Halk bugüne kadar neyi tayin etmiş de bunu tayin edecekmiş. Bu nasıl anlayıştır? Nasıl laftır? Biz dedik halk bizimle birlikte, 'Halk bizim dediğimizi yapar' dedik. Kabul etmedi. Halk da onlardan hava alır da gününü görür."
(Cumhuriyetçi Güven Partisi Kahramanmaraş Senatörü Hilmi Soydan'ın, 1973 seçimleri öncesindeki bir toplantıda halka hitaben yaptığı konuşmadan alıntılanmıştır.)
43 yıl önce halk havasını almış mıdır "Memleketin Yönetim Kurulu"ndan bilmem? ama bugüne baktığımızda havasını almış görünüyor.
Dört yılda bir sırtı sıvazlanan, seçimlerden sonra unutulan halkımız hep havadar ortamda bırakılmıştır.
15 Temmuz darbe girişimi sonrası yere göğe sığdırılamayan halkımızın asgari ücreti yine 1300 liradır. Yani 5000 lira asgari ücreti, vaadden öteye, taahhüt eden lider Prof. Dr. Haydar Baş'a yeterli oyu vermeyen halkımız, oy verdiklerinden havasını almıştır.
Şimdi sıra geldi hükümet sistemini değiştirmeye? Anayasa değişikliği ve başkanlık lafları uçuşup duruyor. Bulutları pembeye boyama gayretkeşliği sürmekte. Hükümet adına konuşan birisi de aşka gelmiş diyor ki: "Anayasa değişikliği Meclis'ten 367 oyla geçse bile -referandumu gerektirmeyecek çoğunluk- yine referanduma gideceğiz."
Hep soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz: Halk neyi oylayacağını biliyor mu?
Nasıl bir şey koyacaklar önümüze, bilelim!
Baştan söyledik: Ne aradığını bilmeyen ne bulduğunu bilmezmiş. Neye oy verdiğini bilmeyen halkımız, kucağında bulacağı sorunları hiç kestiremez.
Türkiye gerçekten tıkanmış durumda ve kaybedecek fazla vakti yok; tıkanmayı bir an önce aşmak, zaaflarından acilen kurtulmak zorunda. Ve "Ne olacak bu memleketin hali?" sorusundan önce "Nedir bu Türkiye'nin hali?" sorusuna vakit ayırma zorunda?
"Düşmanlar azdı, Cumhuriyet elden gidiyor" feryatlarının bir faydası yok. "Bir nesil geliyor ki, hiç merak etmeyin" edebiyatının da öyle?
Türkiye uluslararası hukuk kurallarına ve Anayasa'mıza göre üniter bir devlettir. Ancak devleti bir iç örgütlenme olarak ele aldığımızda, karşımıza derin devletten, birbirleriyle itişen kakışan ya da tutarlı olmayan kurumlara kadar, hücreler halinde devlet bütünlüğüyle bağdaşmayan bölük pörçük durumlar ortaya çıkar.
Merkezi örgütlenme üzerine, yekpare bir blok halinde örgütlenme üzerine kurulu devlet dokusu bozulmaya çalışılmaktadır. Devletin örgütü adeta örgütsüzleştirilmektedir.
Türkiye'nin tıkanma faillerinden biri de bu örgütsüzleşme konusudur. Bunun yanında zararlı örgütlenmeler ise almış başını gidiyor.
"Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" (Prof. Dr. Haydar Baş) ? Bu eser ve bu başlık altında ülke çapında düzenlenen sempozyumların dikkatle izlenmesi ve yaygınlaştırılması gerekli ve de zorunlu görevimizdir. Bu görev yerine getirilsin ki, halkımız neyi aradığının ve neyi bulacağının farkına varsın. Ve havasını almasın.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023