Yunan Bağımsızlık Savaşı olarak da bilinen, Yunan İsyanı, Yunan isyancıların 1821 ile 1830 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'na karşı yürüttüğü isyan hareketi ve bağımsızlık savaşıydı.
Mora İsyanı, Osmanlı Devleti'nin kendileri özerinde kurduğu egemenliğine karşı başlatılan 1821 ile 1829 seneleri arası sürmüş ve Yunanistan'ın Osmanlı Devletinden özgürlüğünü kazanması şeklinde sonuca eren isyandır.
1832'de imzalanmış olan İstanbul Antlaşması ile de Yunanistan bağımsız, özerk bir ülke olarak tanınmaya başlanmış ve ayaklanma süreci de bun şekilde sonuca bağlanmıştır.
Ama olay bu kadar basit değildir.
1821 yılı Mart ayında, Mora'da 50.000'e yaklaşık Müslüman'ın yaşadığı tahmin edilir. Bir ay kadar sonra Yunanlılar paskalyalarını kutlarken, Mora'da tek bir Müslüman kalmamıştı.
İngiliz yazar St. Clair şöyle yazıyor: "Yunanistan'ın Türkleri pek az iz bıraktılar. 1821 yılı ilkbaharında ani olarak, tümüyle ve dünyanın haberi olmadan, yok edildiler…
20.000'i aşkın Türk erkek, kadın ve çocuk, birkaç hafta süren boğazlamalar sırasında Yunan komşuları tarafından katledildiler. Onlar kasten ve vicdan azabı duyulmadan öldürüldüler...
Mora'nın her yanında, sopa, orak ve tüfeklerle silâhlı Grek (Yunan) âsiler, çevreyi dolaşarak öldürüyor, yağmalıyor ve ateşe veriyorlardı. Çoğu kez Ortodoks papazlar, onlara önderlik ediyor ve bu sözde 'kutsal' eylemlerinde onları kışkırtıyorlardı".
Diri olarak ateşte yakılan Türkler
Nisan ayında Grekler (Yunanlılar), Osmanlı bayrağını taşıyan gemilere saldırıyor; gemicileri yakalayarak öldürüyor veya denize atıyorlardı.
Mekke'ye Hacca gitmekte olan birçok Müslümanları da yakalayarak öldürüyorlardı. Bir Türk gemisinin 57 tayfası yakalanarak, zafer çığlıkları arasında Hidra adasına götürülüyor ve orada, sahilde, diri olarak ateşte yakılıyorlardı.
1821 yılı Ağustos ayında, sarılmış bulunan Monemvasia adlı küçük kentin Müslümanları, açlığa ve hastalığa dayanamayarak, âsilere teslim oldukları halde, gaddarca boğazlanıyor; bu olaylar, Batı Avrupa'da "liberalizmin ve Hıristiyanlığın bir zaferi" olarak ilân ediliyordu
Birkaç gün sonra, Navarin Müslümanları da aynı akıbete uğruyor; 2.000 ile 3.000 arası Müslüman öldürülüyordu.
Türk kadınlar çıplatılarak altın eşya bulmak için üzerleri aranıyor; kurtulmak için denize atlayan bazı kadınlar suda vurularak öldürülüyor; Müslüman çocuklar, denize atılarak boğduruluyor; yavrular ise, annelerinden koparılarak, kayalara çarpmak suretiyle canlarına kıyılıyordu.
Yarı çıplak ve korku içinde canlı tutulan Müslüman kız ve erkek çocuklar, daha sonra fahişe olarak satışa çıkarılıyor; bazıları aklını oynatmış bir halde yıkıntılar arasında dolaşıp duruyorlardı…" İngiliz yazarla St. Clair, Howarth ve Miller'in yazılarından)
Erdoğan tebrik etti
İşte buy vahşet için Devlet Bahçeli, 'Mora katliamının hesabı henüz kapanmadı' demişti.
1915 olayları için Ermenilerden özür dileyen Sayın Erdoğan, bu Yunan katliamlarını da unutmuş (!) olacak ki, bu isyan gününe, 40 binden fazla Türk'ün katledildiği bu güne tebrik gönderdi.
Buyurun! Milliyetçiliğiniz de, İslamcılığınız da, ümmetçiliğiniz de sizin olsun. Bize, Allah (c.c) ve Resulü yeter.
Yunanlılar bile şaşırdı
Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunan Ulusal Günü dolayısıyla 25 Mart'ta (Mora Katliamı) Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'e bir kutlama mektubu gönderdi.
Yunan hükümeti ve halkının 6 Şubat depremlerinden sonra gösterdikleri dayanışmadan dolayı teşekkür eden Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin daha da gelişeceğine inandığını belirtti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavışoğlu'da mevkidaşı Nikos Dendias'a mektup göndererek 25 Mart Bayramı'nı (Mora Katliamı) kutladı.
Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Helen Cumhuriyeti halkını ve hükümetini Ulusal Günleri vesilesiyle kutluyoruz." ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli mi? Bu tür milli konular gündem olunca kendisinden ses alınamıyor!
Evet, Yunan medyası bile şaşırdı. 'Eşi görülmemiş bir gelişme, buzlar eriyor', '25 Mart Milli Bayramı'nda Türkiye'den Yunanistan'a Dostluk Atağı', 'Türk siyasi liderliğinin tutumu etkileyici ve eşi benzeri görülmemiş' manşetleri attılar.
Ama ben şaşırmadım!
Neden mi?
"Ben çocukluğumu İstanbul'da Rum patronların yanında geçirdim. Onların yanında çalıştım. Benim, Rum patronlarım oldu…
Ben, Sayın Simitis döneminden itibaren Türkiye'den Yunanistan'a sık gidip gelen bir başbakanım.
Kostas Karamanlis döneminde farklı bir süreci başlattık. Ailece sık sık görüşür hale geldik. Papandreu ile gerek benim, gerekse benden önceki arkadaşlarımın sık görüşmeleri var. Biz bir defa sınırdaş, kıyıdaş iki ülkeyiz. Bunu başarmamız lazım. Bunu başarmaya ben inanıyorum. Çünkü Yunan halkının Türkiye'den giden ciddi bir kısmı var. Yunan halkı da Türkiye'yi tanıyor. Türkiye halkı da Yunan halkını tanıyor. Böyle bir ortak paydamız var" ( 2010 Başbakan Erdoğan'ın, Yunanistan ziyareti öncesi devlet televizyonu NET'e yaptığı açıklama)
Ama millet ittifakını, HDP destekliyor. Öyle değil mi!!!
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025