Ülkemizi idare eden siyasilerimizin taşeron ve tavizkar politikaları ülkemiz üzerinde hesabı olan küresel sömürücülerin iştahını kabartmaktan başka bir işe yaramıyor. Bir taraftan AB, bir taraftan ABD, bir taraftan Vatikan, bir taraftan İsrail? fırsat bu fırsat, nefes aldırmadan taviz üstüne taviz koparmaya çalışıyorlar. Burada dikkat edilecek husus, birbirinden ayrı gibi gözükseler de her birinin talepleri alt alta yazılıp birbiriyle karşılaştırıldığında paralellik arzettiğini görürüz. Bu durum nasıl bir cendere içinde bulunduğumuzu göstermesi açısından önemlidir. Şehit kanlarıyla ve bileğimizin hakkıyla aldığımız Kıbrıs isteniyor. 1453 yılında Fatih ve şanlı Türk ordusunun üstün bir mücadeleyle çağ açıp çağ kapatarak fethettiği İstanbul isteniyor. Pontus hayaliyle Trabzon ve çevresi isteniyor. Kürdistan hayaliyle Güneydoğumuz isteniyor. Ermenistan hayaliyle Doğu Anadolu'muz isteniyor. "Genişletilmiş" Arzı mevut hayaliyle Anadolu'muz isteniyor. Ege'miz, Akdeniz'imiz, İç Anadolu'muz, Karadeniz'imiz isteniyor. Madenlerimiz, topraklarımız, şirketlerimiz isteniyor. Milletimizin 50 küsur azınlığa bölünerek, tabiri caizse karıncalar bile ekalliyet yapılarak paramparça olması isteniyor. Askerimizin etkisi ve gücü azaltılmak isteniyor. Gençlerimiz Dinlerarası diyalog faaliyetleriyle Hıristiyan yapılarak milli şuurdan uzaklaştırılmak isteniyor. Yine Dinlerarası diyalog, Medeniyetler ittifakı gibi Vatikan merkezli projelerle milletimizin işgale karşı direnci kırılmak isteniyor. Ülkemiz daha fazla borçlandırılarak küresel sömürücülere uşak yapılmak isteniyor. İsteniyor, isteniyor ve isteniyor. Sadece istenmiyor yapılıyor, veriliyor, feda ediliyor, peşkeş çekiliyor. Küresel sömürücülerin hedefi, hadlerini aşmış olan hırsları uğruna dünyada ne var ne yok kendi kontrollerine alabilmektir. Bunun için bazen bize şu an uyguladıkları gibi, içimizdeki işbirlikçilerini devreye koyarak ekonomik, siyasi oyunlar oynuyorlar, bazen de daha güçsüz bulurlarsa bombalıyorlar, yakıyorlar, yıkıyorlar, katlediyorlar. Tabii şunu unutmamak gerekir, verilen her bir taviz bizi biraz daha Iraklaştırıyor, Bosnalaştırıyor, Afganistanlaştırıyor; işgale hazır hale getiriyor. İşin kötü tarafı düşman direkt cepheden gelmiyor. Dinlerarası Diyalog, Medeniyetler İttifakı gibi projelerle şirin görünümlü maskesini göstererek geliyor. Dostluk, hoşgörü, sevgi nutukları çekiyor. Yerli işbirlikçileri de Irak'ı, Bosna'yı Afganistan'ı, Lübnan'ı değil, bu işgalcilerin şirinliklerinden hep bahsediyor. Milletimiz bu görünmez işgali algılayamıyor. İşgalin evlerin içine kadar, ceplere kadar, topraklarımızın altına kadar geldiğini fark edemiyor. Güle oynaya ülkeyi teslim ettiğimizi göremiyoruz, Çanakkale'yi, Sevr'i, Mondros'u, ülkemize yapılan işgalleri, katliamları, tecavüzleri hatırlayamıyoruz. Millet olarak silkelenmeliyiz, kendimize gelmeliyiz. Sadece "papa'ya hayır" demenin çözüm olamayacağını, içimizdeki Papaları fark etmemiz gerektiğini bilmeliyiz. "Papa'ya hayır" demekten öte, içimizde, Papa'ya, Danimarka'ya, Güney Rum Kesimi'ne, PKK'ya bu cesareti veren yerli işbirlikçilere "hayır" demeliyiz. Seçim anında bu anlattıklarımı asla unutmamalıyız. Taviz isteyenler kadar taviz isteyenlere kuyruk sallayanlara asıl tepkiyi göstermeliyiz. Yoksa biri gider diğer gelir yine aynı tavizler verilmeye devam eder. Çözümü Batı'dan medet umanlarda değil, milli projeler ortaya koyanlarda aramalıyız. Yarım ekmek köfteye, 1 ton kömüre, ya da 1 poşet erzağa ülkemizi ve geleceğimizi satmamalıyız. Verdiklerinden kat kat fazlasını aldıklarını asla unutmamalıyız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Trump planı mı, Mısır planı mı? / 15.03.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Trump planı mı, Mısır planı mı? / 15.03.2025