logo
04 NİSAN 2025

Kriz çoğunluğa var azınlığa yok

09.10.2018 00:00:00

Türkiye'de "kriz var" diyenler de doğru söylüyor, "kriz yok" diyenler de… Herkes ekonomiye kendi yaşadığı pencereden bakıyor. Kimine göre var, kimine göre yok.


Asgari ücretliye, memura, emekliye, esnafa, tüccara, sanayiciye, inşaatçıya, ayakkabıcıya kısaca ücretliye ve reel sektöre ciddi manada kriz var ama aynı Türkiye'de milyoner olanların sayısı 53 bin kişiden fazla arttı, 


paralarına para kattılar.


Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı, Ocak-Ağustos döneminde 53 bin 439 kişi artarak 192 bin 419'a ulaştı. Ağustos sonu itibarıyla milyonerlerin bankalardaki toplam mevduatı 1 trilyon 279 milyar 70 milyon liraya yükseldi.


2017 sonunda milyonerlerin toplam mevduatı 909 milyar 979 milyon liraydı.


Bu dönemde üretim maliyetlerinin had safhaya ulaştığı, faizlerin ve dolar kurlarının yükseldiği, ithal girdi maliyetlerindeki artışın zirveye ulaştığı ve de pazarın ciddi manada daraldığı dikkate alındığında bu milyonerlerin çalışarak, üreterek bu noktaya geldiğini söylemek imkânsız… Demek ki, krizi fırsata çevirenler, krizden nemalananlar var.


Vatandaşın durumunu kamera çevirerek, mikrofon uzatarak da tespit edebilmek mümün değil… 


Neden mi? Bugünlerde sosyal medyada dolaşan bir örnek buna cevap veriyor. Aynı vatandaşa, "kriz var mı?" diye muhalif bir kanalın muhabiri de, yandaş bir kanalın muhabiri de soruyor.


Vatandaş, muhalif olana, "Vallahi şu anda hiç iş yoktur. Durum iyiye gitmiyor" diye cevap verirken, yandaş olana, "Türkiye'miz çok güzel. Allah fırsatçılara izin vermesin. Kim diyor ki ekonomik kriz var" diyor.


Vatandaşın bu tezatlığı siyaseti bilmesinden midir, yoksa korkusundan mı siz takdir edin.


Ama bir gerçek var ki vatandaşa sorarak sağlıklı bir netice almak mümkün değil…


Böyle vatandaşlardan oluşan bir toplumla anket çalışması yapsanız doğruya ulaşabilir misiniz? Asla… O halde rakamlarla olayı değerlendirmeliyiz.


Türkiye'de vatandaşların milyonlarcası açlık sınırının altında olan asgari ücretle, yoksulluk sınırının altında olan memur maaşıyla yaşıyor.


Asgari ücretli zaten karnını bile doyuramıyordu, yaşanan döviz krizinden sonra maaşı iyice eridi. 1404 TL olan net asgari ücret 2018'in başında 1603 TL oldu.


1603 TL ile yılbaşında 353 euro almak mümkündü. Bugün ise bu rakam 227 euroya düştü. Dolayısıyla asgari ücretlinin maaşı aylık 126 euro, yani 888 TL eridi.


Diyeceksiniz ki, asgari ücretlinin maaşını neden euro ya da dolarla mukayese ediyorsunuz?


Çünkü yabancı paraya ve ithalata olan bağımlılığımız sebebiyle ülkemizdeki tüm ürün ve hizmetlerin fiyatı döviz kurlarına göre belirleniyor.


Asgari ücretli kuşa dönmüş olan maaşıyla bu ürün ve hizmetlere ulaşmaya çalışıyor.


Türkiye, kriz olarak kabul edilen 2001 krizinde bile böyle bir tablo ile karşılaşmadı. O dönemde asgari ücretimiz Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Litvanya gibi ülkelerin üstündeydi. 


Şimdi yaşadıklarımıza "kriz" diyemiyoruz ama asgari ücretimiz bunların hepsinin gerisinde kaldı. Yapılan araştırmaya göre, 2016'da Türkiye'de asgari ücretle çalışan bir işçi Polonya'daki işçiden yüzde 20 daha fazla maaş alırken bugün yüzde 42 daha az kazanıyor.


Diğer bir rakam ise Türkiye'nin yıllardır bel bağladığı inşaat sektöründen… Neden inşaat sektörünü ele alıyoruz, çünkü bu sektör AKP iktidarı boyunca ekonominin lokomotifi rolündeydi. 


İnşaat sektörü son 15 yılda 7,5 milyon konut üretti. Doğrudan ve dolaylı toplam 2 milyon 300 bin kişiye istihdam sağlıyor. Gari Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) içindeki payı yüzde 9 ama dolaylı olarak etkilediği sektörlerle ekonomideki payı yüzde 30'lara kadar ulaşıyor.


Ülkemizde kriz yok deniliyor ama bugün lokomotif sektör inşaat tel tel dökülüyor. Alacaklılarına ve bankalara borçlarını ödeyemediğinden dolayı konkordato (iflas anlaşması) imzalayan 3 bini aşkın şirket var, bunların yüzde 75'i inşaat sektöründen…


Daha birçok örnekler verebiliriz, ki her gün yeni örneklerle karşılaşıyoruz zaten…


Nasıl tıpta hastalığı kabullenmemek tedaviyi geciktiriyor hatta imkânsızlaştırıyorsa, ekonomide de durum aynıdır. Vatandaşın ve reel sektörün yaşadığı kriz, eninde sonunda finans çevrelerini de vurur. 


Bunun en bariz örneklerini 2008 yılında ABD ve diğer kapitalist ülkelerde yaşanan küresel krizde gördük.


İnsanlar borç taksitlerini ödeyemeyince, devasa bankalar bir anda çöktüler. Çareyi Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin tüketimi teşvik projelerinde buldular. 120'yi aşkın ülke MEM'in sosyal devlet projelerini kısmen hayata geçirdi. BRICS devletleri ise Modeli tümüyle hayata geçirmeye çalışarak dünyanın ekonomik dengelerini kendi lehlerine çevirdiler.


Doğru olan buydu, azı ülkeleri krizden kurtaran bir Modelin tamamı ne yapmaz ki?


Türkiye olarak yaşadığımız ve yaşayacağımız tüm krizlerden kurtulmanın ve de bir daha yaşamamanın tek yolu Milli Ekonomi Modeli'ni ülkemize hayata geçirmektir. Ama maalesef bırakın Model'den ve Sahibi'nden istifade edebilmeyi, onu gizlemeye devam ediyoruz, hatta Modelin Sahibine maksatlı bir şekilde çamur atılmasına müsaade ediyoruz.


Hasta doktoruna sırt dönerse hiç tedavi olup 


iyileşebilir mi?

Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Murat Çabas / diğer yazıları
Tavuk döner kabusu: 648 kişi zehirlendi!
Tavuk döner nasıl zehirler?
Çiftçilerin borçları artıyor, toprakları satılıyor
Martta 2 bin 937 tarla satışa çıkarıldı
Trump'ın adayı Mehmet Öz, Senatodan onay aldı
Federal sağlık kurumu direktörü oldu
Güney Kore'de, mahkeme kararını verdi
Devlet Başkanı Yoon azledildi
Hatay'da deprem
Valilikten deprem açıklaması
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Eksik ölçenler, yanlış tartanlar
'İsrail en büyük tehdit'
Dışişlerinden açıklama
Beşiktaş'a Göztepe şoku
Türkiye Kupası'na veda ettiler
Tır otomobili biçti
4 kişi öldü, 1 kişi yaralandı
'Aday değilim'
Kılıçdaroğlu açıkladı
3 ay sonra çıkıyor
Yarın Türkeş'in mezarına gidecek
Görüntüler endişe yarattı
CHP standına bıçaklı saldırı
Kendi kriptosunu da yiyip bitirdi
Trump'ın tarifeleri Bitcoin'i yere serdi
Resmen çakıldı
Tesla satışlarında şok düşüş
Soykırım sürüyor
Gazze'de İsrail terörü
Tavuk döner kabusu: 648 kişi zehirlendi!
Tavuk döner nasıl zehirler?
Çiftçilerin borçları artıyor, toprakları satılıyor
Martta 2 bin 937 tarla satışa çıkarıldı
Trump'ın adayı Mehmet Öz, Senatodan onay aldı
Federal sağlık kurumu direktörü oldu
Güney Kore'de, mahkeme kararını verdi
Devlet Başkanı Yoon azledildi
Hatay'da deprem
Valilikten deprem açıklaması
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Eksik ölçenler, yanlış tartanlar
'İsrail en büyük tehdit'
Dışişlerinden açıklama
Beşiktaş'a Göztepe şoku
Türkiye Kupası'na veda ettiler
Tır otomobili biçti
4 kişi öldü, 1 kişi yaralandı
'Aday değilim'
Kılıçdaroğlu açıkladı
3 ay sonra çıkıyor
Yarın Türkeş'in mezarına gidecek
Görüntüler endişe yarattı
CHP standına bıçaklı saldırı
Kendi kriptosunu da yiyip bitirdi
Trump'ın tarifeleri Bitcoin'i yere serdi
Resmen çakıldı
Tesla satışlarında şok düşüş
Soykırım sürüyor
Gazze'de İsrail terörü
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.