Köprücülük kolay, köprü ustalığı da! Zordan da zor iştir köprülük!
"Ömür biter, yol bitmez!" der sürücüler ama geçtikleri köprülerin farkında olsalar zannederim bu sözü söylerken bir daha düşünürler!
Boğaz köprüleri olmasa; karşıdan karşıya geçişlerde kayıkların, motorların, vapurların, gemilerin takip ettiği değişmez rotayı da yoldan sayabilir miyiz? Bir hava limanında bitip diğer hava limanında noktalanan uçakların rotası havayolu da yoldan mıdır? Araçlarından inmeden araba vapurlarıyla karşıya geçenler, yolun bittiği veya bitmediğinin farkında mıdırlar?
Yollar bitmezse, çıkmaz sokak ne? Çıkmaz sokaklarda yol bitmez mi?
Ama yol değil de yollar diye çoğullaştırarak kullansak belki izahı olur! Çünkü bir yol çıkmaz sokakta biter, bir başka yoldan yolu uzatmak pahasına da olsa varılacak yere varılır ve yolların bitmediği, bitmeyeceği iddia edilebilir ama ya köprüler olmasa? Köprülerin birleştirdiği yakalarda yol bitmez mi?
Yol bitince, karşıya ulaşması gereken yolcunun paniğini, bilirim ama anlatmakta zorlanırım!
Yolcunun paniğini bitiren; hasretin karşı–yakadaki hasretini, hasretlerin vuslatını sağlayan yapıdır köprü!
Tarih boyu, medeniyetlerin geçtikleri yere vurdukları kalıcı damgalardır köprüler!
“Köprü iniltileri
Dergâhı buldum, garîbim! Bilmiyorum nerde Şâh'm;
Uzun, zor bir yoldan geldim, yorgun terli bir seyyâhım!
Yalnızlığımdı yoldaşım, minnet etmedim ecele,
Gönüllüydüm yalnızlığa, olmaz şikâyetim, âhım!
Karanlıkta kör misâli el yordamımdır rehberim,
Elimi fener ederim, eğer yoksa gökte mâhım!
Sessiz naralar atarım karanlığın ötesine;
"Bu garîp sana geldi, n'olur tut elinden Şâhım!"
Yabancıyım yâd değilim; mürâi, mürted değilim,
Garîbliği kendim seçtim şırdaşım olur eyvâhım!
Asla hercâi değilim, geldim gidici değilim
Kaybolursam kime ayıp, körüm karanlık ervâhım!
Rehberim dağlar aşarım, dağ yücelirse koşarım
Gönlüm besler yüreğimi, oruca olur tamâhım...
Yolda ejderhâlar gördüm; yedi başlıları yendim,
Geldim derya kıyısına, karşıda imiş dergâhım!
Yolun bittiğini görüp köprülüğe niyetlendim;
Gelen, giden geçti benden, bende bitti güzergâhım!
Bir ömürdür seferdeyim, gece bitti seherdeyim,
Garîblik bastı gönlümü, sığınağım secdegâhım!
Davetsizim kendim geldim, burda kaybolsam şaşarım
Sen tut elimden Çalabım! Sen tut elimden Allâh'ım!"
diye içimle halleştiğim sohbetlerim de var, yolu bitirdiğim yerde!
Galiba yolum bitti!
Yol bittiyse köprü olayım; gelen de, giden de yolda kalmasın dedim! Kaçan da, kovalayan da yolda kalmasın diye düşündüm!
Hele kaçanın da, kovalayanın da Allah dediği günümüzde; karşı–yakalarda kalıp birbirini hasretle bekleyerek çoğalan kalabalıkları bilince ve görünce... Gel de, köprü olma!
Gel de, bir milyon nâmert geçse de bir mert geçer ise köprülüğü becermenin hazzını düşünerek atma gönlünü ayaklar altına köprüce!
Yolun bittiği yerde, karşı–yakaları birleştirmek için ayaklar altına yatarak köprülüğe soyunanların; gönüllü olarak ayaklar altına yattığını bilemeyenler; köprünün itirâzını, âhını, eyvâhını çok beklerler çook!
Asma köprülerin yükü ağır olduğunda çıkardığı gıcırtılar, her karşıya geçenden sonraki sevinç kahkahalarıdır! Köprü yanım gıcırdarken ben inlerim!
Yolun bittiği yerde, ebedî yolculuk başlamaz mı? Bittiği yerde yolu başlayanlara selâm olsun!
ÖMÜR NERDE BİTERSE DÜNYEVÎ YOL, ORADA BİTER vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
"Ömür biter, yol bitmez!" der sürücüler ama geçtikleri köprülerin farkında olsalar zannederim bu sözü söylerken bir daha düşünürler!
Boğaz köprüleri olmasa; karşıdan karşıya geçişlerde kayıkların, motorların, vapurların, gemilerin takip ettiği değişmez rotayı da yoldan sayabilir miyiz? Bir hava limanında bitip diğer hava limanında noktalanan uçakların rotası havayolu da yoldan mıdır? Araçlarından inmeden araba vapurlarıyla karşıya geçenler, yolun bittiği veya bitmediğinin farkında mıdırlar?
Yollar bitmezse, çıkmaz sokak ne? Çıkmaz sokaklarda yol bitmez mi?
Ama yol değil de yollar diye çoğullaştırarak kullansak belki izahı olur! Çünkü bir yol çıkmaz sokakta biter, bir başka yoldan yolu uzatmak pahasına da olsa varılacak yere varılır ve yolların bitmediği, bitmeyeceği iddia edilebilir ama ya köprüler olmasa? Köprülerin birleştirdiği yakalarda yol bitmez mi?
Yol bitince, karşıya ulaşması gereken yolcunun paniğini, bilirim ama anlatmakta zorlanırım!
Yolcunun paniğini bitiren; hasretin karşı–yakadaki hasretini, hasretlerin vuslatını sağlayan yapıdır köprü!
Tarih boyu, medeniyetlerin geçtikleri yere vurdukları kalıcı damgalardır köprüler!
“Köprü iniltileri
Dergâhı buldum, garîbim! Bilmiyorum nerde Şâh'm;
Uzun, zor bir yoldan geldim, yorgun terli bir seyyâhım!
Yalnızlığımdı yoldaşım, minnet etmedim ecele,
Gönüllüydüm yalnızlığa, olmaz şikâyetim, âhım!
Karanlıkta kör misâli el yordamımdır rehberim,
Elimi fener ederim, eğer yoksa gökte mâhım!
Sessiz naralar atarım karanlığın ötesine;
"Bu garîp sana geldi, n'olur tut elinden Şâhım!"
Yabancıyım yâd değilim; mürâi, mürted değilim,
Garîbliği kendim seçtim şırdaşım olur eyvâhım!
Asla hercâi değilim, geldim gidici değilim
Kaybolursam kime ayıp, körüm karanlık ervâhım!
Rehberim dağlar aşarım, dağ yücelirse koşarım
Gönlüm besler yüreğimi, oruca olur tamâhım...
Yolda ejderhâlar gördüm; yedi başlıları yendim,
Geldim derya kıyısına, karşıda imiş dergâhım!
Yolun bittiğini görüp köprülüğe niyetlendim;
Gelen, giden geçti benden, bende bitti güzergâhım!
Bir ömürdür seferdeyim, gece bitti seherdeyim,
Garîblik bastı gönlümü, sığınağım secdegâhım!
Davetsizim kendim geldim, burda kaybolsam şaşarım
Sen tut elimden Çalabım! Sen tut elimden Allâh'ım!"
diye içimle halleştiğim sohbetlerim de var, yolu bitirdiğim yerde!
Galiba yolum bitti!
Yol bittiyse köprü olayım; gelen de, giden de yolda kalmasın dedim! Kaçan da, kovalayan da yolda kalmasın diye düşündüm!
Hele kaçanın da, kovalayanın da Allah dediği günümüzde; karşı–yakalarda kalıp birbirini hasretle bekleyerek çoğalan kalabalıkları bilince ve görünce... Gel de, köprü olma!
Gel de, bir milyon nâmert geçse de bir mert geçer ise köprülüğü becermenin hazzını düşünerek atma gönlünü ayaklar altına köprüce!
Yolun bittiği yerde, karşı–yakaları birleştirmek için ayaklar altına yatarak köprülüğe soyunanların; gönüllü olarak ayaklar altına yattığını bilemeyenler; köprünün itirâzını, âhını, eyvâhını çok beklerler çook!
Asma köprülerin yükü ağır olduğunda çıkardığı gıcırtılar, her karşıya geçenden sonraki sevinç kahkahalarıdır! Köprü yanım gıcırdarken ben inlerim!
Yolun bittiği yerde, ebedî yolculuk başlamaz mı? Bittiği yerde yolu başlayanlara selâm olsun!
ÖMÜR NERDE BİTERSE DÜNYEVÎ YOL, ORADA BİTER vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017