Kıbrıs mücahidi Denktaş’ı Hakk’ın rahmetine uğurladık.
Ömrünü Kıbrıs davasına adamış olan bu değerli şahsiyetin kaybı gerçekten büyük ve yeri doldurulamaz bir kayıp…
Denktaş, gençliğinden son nefesine kadar sürekli Kıbrıs davası uğruna mücadele vermiş, düşmanlarla bizzat çarpışmış, üç defa ölümle burun buruna gelmiş, 1974 öncesi kendi topraklarına kaçak olarak girmek zorunda kalmış, tutuklanmış, işkence görmüş, davasının sadece fikir ve söylem kısmında değil, her safhasında bilfiil bulunmuş ender bulunan bir şahsiyet…
Denktaş’ın, Filistin lideri Yaser Arafat’la arasında geçen şu konuşma ibretliktir: Arafat Denktaş’a diyor ki, “Sayın Denktaş çok nasiplisiniz, sizler öldüğünüz zaman gömüleceğiniz bir vatan toprağı var, ama bizlerin yok”.
Gerçekten de Arafat vefat ettiği zaman kendi doğduğu yere gömülmesine müsaade edilmedi, büyük sorunlar yaşandı.
Denktaş ise hayatını adadığı davasında muvaffak oldu, Kıbrıs Türk halkını esaretten ve zulümden kurtardı, onlara bağımsız bir devlet, KKTC’yi kazandırdı, son nefesine kadar KKTC’nin bağımsızlığı için mücadele verdi, gözlerini kapadığında KKTC hala bağımsızdı ve bağımsız KKTC’deki Selimiye Camii’nde cenaze namazı kılındı, bağımsız KKTC’deki Cumhuriyet Parkı’na defnedildi.
Denktaş’ın ifadesiyle en büyük kazanım KKTC’ydi, o bu emaneti başarıyla taşıdı.
İşte asıl mesele bundan sonra yaşanacak gelişmelerdir. Denktaş’ın emanetini devralanlar bunu gelecek nesillere taşıyabilecekler mi, yoksa talan mı edecekler?
Prof. Dr. Haydar Baş Bey, bu konuda şu uyarıyı yapmaktadır:
“Bugün Sayın Denktaş Kıbrıs meselesinde artık yoktur. Garantör Türkiye’den beklediğimiz, Kıbrıs Türk halkının ve devletinin masa başı sınavında Denktaş’ın çizgisini muhafaza etmesidir.”
Denktaş’ın davasını anlamayanlar, onun çizgisinden devam etmeyenler, Denktaş’ın kabri başında gözyaşı dökseler bile ne kadar samimidirler?
Denktaş’ın davası, KKTC’nin varlığına devam etmesi ve tüm dünya ülkeleri tarafından kabul görmesidir. Bunun içinde, Türk askerinin Ada’da kalıp Ada’nın güvenliğini sağlaması da vardır.
Şimdi siz kalkacaksınız, hem “Denktaş büyük bir kahramandı, dava adamıydı” diyeceksiniz, kabri başında gözyaşı dökeceksiniz ardından, 5 gün sonra kalkıp New York’ta Rum Kesimi’ne Ada’yı teslim eden mutabakata imza atacaksınız. Ya da bu tavizi vermesi için KKTC’li yöneticiler üzerinde baskı kuracaksınız. Bu büyük bir çelişki değil mi?
Denktaş’ı gerçekten takdir etmek, onun için samimi gözyaşı dökmek onun hayatını adadığı davasındaki çizgiyi korumakla, o çizgide yürümekle alakalıdır.
Denktaş’a göre Birleşik Kıbrıs asla Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin lehine olan bir adım değildi. Bu sebeple Denktaş, Annan Planı’na hayır demiştir.
Bu tepkisinden dolayı dün Denktaş’a takoz olma deyip onu devre dışı bırakmak isteyenler, bugün cenazesinde gözyaşı döktüler. Bunlar bizim gözümüzden de milletimizin gözünden de kaçmıyor.
Artık Kıbrıs mücahidi Denktaş yok. İnşallah “Denktaş gitti, KKTC bitti” olmaz.
Ama görünen o ki, daha Denktaş hayattayken onun bıraktığı mirası talan etmeye kalkışanlar bu tabloya yeşil ışık yakıyor.
Bundan sonra Denktaş’ı çok arayacağız. Denktaş’lar kolay yetişmiyor.
Ömrünü Kıbrıs davasına adamış olan bu değerli şahsiyetin kaybı gerçekten büyük ve yeri doldurulamaz bir kayıp…
Denktaş, gençliğinden son nefesine kadar sürekli Kıbrıs davası uğruna mücadele vermiş, düşmanlarla bizzat çarpışmış, üç defa ölümle burun buruna gelmiş, 1974 öncesi kendi topraklarına kaçak olarak girmek zorunda kalmış, tutuklanmış, işkence görmüş, davasının sadece fikir ve söylem kısmında değil, her safhasında bilfiil bulunmuş ender bulunan bir şahsiyet…
Denktaş’ın, Filistin lideri Yaser Arafat’la arasında geçen şu konuşma ibretliktir: Arafat Denktaş’a diyor ki, “Sayın Denktaş çok nasiplisiniz, sizler öldüğünüz zaman gömüleceğiniz bir vatan toprağı var, ama bizlerin yok”.
Gerçekten de Arafat vefat ettiği zaman kendi doğduğu yere gömülmesine müsaade edilmedi, büyük sorunlar yaşandı.
Denktaş ise hayatını adadığı davasında muvaffak oldu, Kıbrıs Türk halkını esaretten ve zulümden kurtardı, onlara bağımsız bir devlet, KKTC’yi kazandırdı, son nefesine kadar KKTC’nin bağımsızlığı için mücadele verdi, gözlerini kapadığında KKTC hala bağımsızdı ve bağımsız KKTC’deki Selimiye Camii’nde cenaze namazı kılındı, bağımsız KKTC’deki Cumhuriyet Parkı’na defnedildi.
Denktaş’ın ifadesiyle en büyük kazanım KKTC’ydi, o bu emaneti başarıyla taşıdı.
İşte asıl mesele bundan sonra yaşanacak gelişmelerdir. Denktaş’ın emanetini devralanlar bunu gelecek nesillere taşıyabilecekler mi, yoksa talan mı edecekler?
Prof. Dr. Haydar Baş Bey, bu konuda şu uyarıyı yapmaktadır:
“Bugün Sayın Denktaş Kıbrıs meselesinde artık yoktur. Garantör Türkiye’den beklediğimiz, Kıbrıs Türk halkının ve devletinin masa başı sınavında Denktaş’ın çizgisini muhafaza etmesidir.”
Denktaş’ın davasını anlamayanlar, onun çizgisinden devam etmeyenler, Denktaş’ın kabri başında gözyaşı dökseler bile ne kadar samimidirler?
Denktaş’ın davası, KKTC’nin varlığına devam etmesi ve tüm dünya ülkeleri tarafından kabul görmesidir. Bunun içinde, Türk askerinin Ada’da kalıp Ada’nın güvenliğini sağlaması da vardır.
Şimdi siz kalkacaksınız, hem “Denktaş büyük bir kahramandı, dava adamıydı” diyeceksiniz, kabri başında gözyaşı dökeceksiniz ardından, 5 gün sonra kalkıp New York’ta Rum Kesimi’ne Ada’yı teslim eden mutabakata imza atacaksınız. Ya da bu tavizi vermesi için KKTC’li yöneticiler üzerinde baskı kuracaksınız. Bu büyük bir çelişki değil mi?
Denktaş’ı gerçekten takdir etmek, onun için samimi gözyaşı dökmek onun hayatını adadığı davasındaki çizgiyi korumakla, o çizgide yürümekle alakalıdır.
Denktaş’a göre Birleşik Kıbrıs asla Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin lehine olan bir adım değildi. Bu sebeple Denktaş, Annan Planı’na hayır demiştir.
Bu tepkisinden dolayı dün Denktaş’a takoz olma deyip onu devre dışı bırakmak isteyenler, bugün cenazesinde gözyaşı döktüler. Bunlar bizim gözümüzden de milletimizin gözünden de kaçmıyor.
Artık Kıbrıs mücahidi Denktaş yok. İnşallah “Denktaş gitti, KKTC bitti” olmaz.
Ama görünen o ki, daha Denktaş hayattayken onun bıraktığı mirası talan etmeye kalkışanlar bu tabloya yeşil ışık yakıyor.
Bundan sonra Denktaş’ı çok arayacağız. Denktaş’lar kolay yetişmiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025