Memurluk sınavına başvurular bugün başvuruyor. Milyonu epey aşan sayıda adayın sınava başvurması bekleniyor. ÖSYM tarafından bu amaçla yapılacak Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) için adayların 52.5 milyon lirayı gözden çıkarmaları gerekiyor. Önce sözü evirip kıvırmadan somut saptamamızı yapalım:
Sınavda 70'in üzerinde not alanların 'iş' imkanları olduğu savunuluyor ama geçmiş uygulamalar gösteriyor ki, 'torpiliniz' yoksa tam puan yani 100 de alsanız bir işe yaramıyor!
Derviş'in niyeti,
tablosu ve sınav
Hükümetin yol açtığı ekonomik krizle birlikte 1.5 milyon kişi işini yitirdi. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, bazı para babalarının "saadet zincirini" sürdürebilmesi için IMF'den aldığı 36 milyar dolarlık kredi de suyunu çekmek üzere. Bu paranın zaten 22 milyar dolarını elleri devletin Hazinesi'nde olan kimi bankalar çoktan 'hüp'ledi bile. Kimi bankalar da, 19 Şubat 2001'den önce olduğu gibi "düşük kurdan aldıkları Merkez Bankası dövizlerinden" 5-6 milyar doları kırıştırdılar. Böylece abat oldular.
Hazine'ye 50 milyar borç takan Kemal Derviş, şimdi "Seçim ekonomiyi etkilemez" diyerek, bir senaryoya göre, işten kaytarmanın yolunu arıyor. Seçim olması halinde DSP-MHP-ANAP koalisyonu tarih olacak, tarih olduğunda da yeni hükümet kurulacak. Yeni hükümet Kemal Derviş'i göreve davet etmeyeceğinden, Derviş bey geldiği ülkenin yani ABD'nin yolunu tutacak. Tabii bu "BİR NUMARALI SENARYO". Güçlü olan senaryo da bu...
İKİ NUMARALI SENARYO, biraz daha zayıf, biraz daha başka... Bu senaryoya göre, Kemal Derviş başbakan olmak istiyor. Başbakan olabilmenin yolu da, milletvekili olmaktan geçiyor. Sayın Derviş şu anda milletvekili değil. DSP camiası (böyle bir durum şimdilik bariz bir şekilde sözkonusu değilse de), IMF'ci ve AB'ci medya ne kadar isterse istesin, Derviş başbakanlık koltuğuna oturamaz! Oturabilmesi için Anayasa'nın değişmesi gerekiyor. Bu da mevcut Meclis aritmetiği açısından imkansız. Anayasa'nın 109. maddesinin ikinci fıkrası der ki: "Başbakan Cumhurbaşkanınca Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır."
Kemal Derviş'in yeni bir parti kurarak, siyasete soyunması teoride de, pratikte de mümkün değil. Teoride mümkün değil, şu anda bir partinin kurulması ve iktidara soyunacak hale gelmesi her şey 'kebap olsa' dahi en az iki yıl alır! Böyle bir girişimin normal seçimlere yetişmesi mümkün görünmüyor. Pratikte hiç ama hiç mümkün değil. Önünde yakın dostlarının kurduğu Yeni Demokrasi Hareketi'nin enkazı dururken, Kemal Derviş bu saatten sonra yeni bir partiyle siyasete girecek kadar ne zekadan mahrum ne de bu denli mantıksız biridir!
Dolayısıyla Kemal Derviş'in kestirmeden siyasete dalabilmesi ve başbakan olabilmesi için tek alternatif kalıyor: DSP Genel Başkanlığı... Çünkü ANAP'a gitse, ikinci adamdan öteye geçemez. MHP'ye gitmez. Diğer partilerle arası 'limoni'.
Ancak... Başbakan Bülent Ecevit nasıl ki evden çıkmak isterken evin duvarıyla karşılaşıp, kaburgasının 9. kemiğini kırdıysa; DSP Genel Merkezi'nin bir numaralı koltuğuna semadan paraşütle atlamak isteyen Kemal Derviş de Rahşan Ecevit'in "paraşütsavar blokuyla" karşılaşıyor. Medyanın şu günlerde DSP'nin annesi Rahşan Hanım'ı hırpalaması nafile değil! Rahşan Hanım'ın direnci kırılırsa, bu iş kısmen tamam olacak...
Peki Kemal Derviş namına kim kulis faaliyetinde bulunuyor: Derviş bu barede medyadan kısmı destek alabiliyor. Çünkü çok fazla şişirilirse, Mesut Yılmaz'ın gücenmesi mümkün. IMF ve ABD ise tam destek veriyor. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin tek misyonu şu günlerde bu desek yanılmayız. Büyükelçi Pearson süreci kotarmak için gizlice Derviş ile başbaşa yemek yiyor! Aynı Pearson, Ecevit'in sağlık sorunları nedeniyle istifa etmek zorunda kalacağı dedikodusunu yayıyor... IMF ise 'Türkiye guvernör'ü Derviş'e "seçim isteyebilirsin!" mesajını iletiyor. Türkiye de Başbakan Ecevit dahi birisi Derviş gibi seçim istese, küçük kıyamet kopabilirdi!
İhtimalleri ve senaryoları çoğaltmak mümkün...
Dönelim Derviş senaryolarının memur sınavıyla ilgisine...
Kemal Derviş'in yaklaşık işbaşında kaldığı 15 aylık süre içinde Hazine'yi borçlandırdığı 50 milyar dolar, 'hüpçülere' değil de reel yatırımlara kaydırılabilseydi, milyonlar 'soyut memurluk' sınavlarıyla yatıp kalkmazdı. 50 milyar dolar demek, 2 milyon kişinin reel sektörde iş bulması demektir. Reel sektörde çalışan 2 milyon kişi ise hizmet sektöründe en az 4 milyon kişiye ekmek kapısı açar.
Tek çare yine de
devlet kapısı
Peki Derviş'in uyguladığı ekonomi politikaları, özel sektörde iş bulmayı neredeyse imkansızlaştırdı! Bu devirde ağzınızla kuş tutsanız, iki tane üniversite diploması sahibi de olsanız, bir kaç dili akıcı bir şekilde de konuşsanız, ihracata dönük çalışan sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen şirketler dışında kimse yüzünüze dönüp bakmaz. Bundan dolayı pek çok kişi için 'banknot matbaasının sahibi' devlet tek 'ekmek kapısı' olarak öne çıkıyor. Devlete kapağı atabilmek için de Kamu Personel Seçme Sınavı'na (KPSS) girmek gerekiyor. Peki sadece KPSS'ye girmek yeterli mi?
Kesinlikle hayır... Önceki yıllardaki uygulamalar gösteriyor ki, memurluk sınavında tam puan alsanız da, bu 'puan' size devlet kapısında bir işi garanti etmiyor. Öncelikle 'boş kadro' olması gerekiyor. Kadro açıldığında, bu kez devreye "amca, dayı, dost" gibi sağlam 'bir 'arka' giriyor. 'Arka'nız yoksa, sokakları arşınlamaktan öte elinizde bir şey kalmıyor. Sınava girmek amacıyla ÖSYM'ye yatırdığınız, 52.5 milyon liranın üstüne de bir bardak su içebilirsiniz. Bu arada KPSS'de yüksek puan almak için aldığınız kitapları da başvuru anısı olarak saklayabilirsiniz.
Yalnız bu sınavın bir ayrıcalığı olabilir. Malum, seçim sath-ı meyline girmiş bulunuyoruz. Belki memurluk kontenjanları biraz arttırılabilir. Böyle bir ihtimal var. Hele hele Derviş, DSP'nin başına geçerse, seçim yatırımı olarak IMF'den yeni memurlar için ek kredi de ayarlayabilir!
Son söz olarak ekmek kapısından mahrumsanız, gerekli şartları taşıyorsanız ve de az buçuk 'arkanız' varsa, bu sınavı kaçırmayın!
Sınavda 70'in üzerinde not alanların 'iş' imkanları olduğu savunuluyor ama geçmiş uygulamalar gösteriyor ki, 'torpiliniz' yoksa tam puan yani 100 de alsanız bir işe yaramıyor!
Derviş'in niyeti,
tablosu ve sınav
Hükümetin yol açtığı ekonomik krizle birlikte 1.5 milyon kişi işini yitirdi. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, bazı para babalarının "saadet zincirini" sürdürebilmesi için IMF'den aldığı 36 milyar dolarlık kredi de suyunu çekmek üzere. Bu paranın zaten 22 milyar dolarını elleri devletin Hazinesi'nde olan kimi bankalar çoktan 'hüp'ledi bile. Kimi bankalar da, 19 Şubat 2001'den önce olduğu gibi "düşük kurdan aldıkları Merkez Bankası dövizlerinden" 5-6 milyar doları kırıştırdılar. Böylece abat oldular.
Hazine'ye 50 milyar borç takan Kemal Derviş, şimdi "Seçim ekonomiyi etkilemez" diyerek, bir senaryoya göre, işten kaytarmanın yolunu arıyor. Seçim olması halinde DSP-MHP-ANAP koalisyonu tarih olacak, tarih olduğunda da yeni hükümet kurulacak. Yeni hükümet Kemal Derviş'i göreve davet etmeyeceğinden, Derviş bey geldiği ülkenin yani ABD'nin yolunu tutacak. Tabii bu "BİR NUMARALI SENARYO". Güçlü olan senaryo da bu...
İKİ NUMARALI SENARYO, biraz daha zayıf, biraz daha başka... Bu senaryoya göre, Kemal Derviş başbakan olmak istiyor. Başbakan olabilmenin yolu da, milletvekili olmaktan geçiyor. Sayın Derviş şu anda milletvekili değil. DSP camiası (böyle bir durum şimdilik bariz bir şekilde sözkonusu değilse de), IMF'ci ve AB'ci medya ne kadar isterse istesin, Derviş başbakanlık koltuğuna oturamaz! Oturabilmesi için Anayasa'nın değişmesi gerekiyor. Bu da mevcut Meclis aritmetiği açısından imkansız. Anayasa'nın 109. maddesinin ikinci fıkrası der ki: "Başbakan Cumhurbaşkanınca Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır."
Kemal Derviş'in yeni bir parti kurarak, siyasete soyunması teoride de, pratikte de mümkün değil. Teoride mümkün değil, şu anda bir partinin kurulması ve iktidara soyunacak hale gelmesi her şey 'kebap olsa' dahi en az iki yıl alır! Böyle bir girişimin normal seçimlere yetişmesi mümkün görünmüyor. Pratikte hiç ama hiç mümkün değil. Önünde yakın dostlarının kurduğu Yeni Demokrasi Hareketi'nin enkazı dururken, Kemal Derviş bu saatten sonra yeni bir partiyle siyasete girecek kadar ne zekadan mahrum ne de bu denli mantıksız biridir!
Dolayısıyla Kemal Derviş'in kestirmeden siyasete dalabilmesi ve başbakan olabilmesi için tek alternatif kalıyor: DSP Genel Başkanlığı... Çünkü ANAP'a gitse, ikinci adamdan öteye geçemez. MHP'ye gitmez. Diğer partilerle arası 'limoni'.
Ancak... Başbakan Bülent Ecevit nasıl ki evden çıkmak isterken evin duvarıyla karşılaşıp, kaburgasının 9. kemiğini kırdıysa; DSP Genel Merkezi'nin bir numaralı koltuğuna semadan paraşütle atlamak isteyen Kemal Derviş de Rahşan Ecevit'in "paraşütsavar blokuyla" karşılaşıyor. Medyanın şu günlerde DSP'nin annesi Rahşan Hanım'ı hırpalaması nafile değil! Rahşan Hanım'ın direnci kırılırsa, bu iş kısmen tamam olacak...
Peki Kemal Derviş namına kim kulis faaliyetinde bulunuyor: Derviş bu barede medyadan kısmı destek alabiliyor. Çünkü çok fazla şişirilirse, Mesut Yılmaz'ın gücenmesi mümkün. IMF ve ABD ise tam destek veriyor. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin tek misyonu şu günlerde bu desek yanılmayız. Büyükelçi Pearson süreci kotarmak için gizlice Derviş ile başbaşa yemek yiyor! Aynı Pearson, Ecevit'in sağlık sorunları nedeniyle istifa etmek zorunda kalacağı dedikodusunu yayıyor... IMF ise 'Türkiye guvernör'ü Derviş'e "seçim isteyebilirsin!" mesajını iletiyor. Türkiye de Başbakan Ecevit dahi birisi Derviş gibi seçim istese, küçük kıyamet kopabilirdi!
İhtimalleri ve senaryoları çoğaltmak mümkün...
Dönelim Derviş senaryolarının memur sınavıyla ilgisine...
Kemal Derviş'in yaklaşık işbaşında kaldığı 15 aylık süre içinde Hazine'yi borçlandırdığı 50 milyar dolar, 'hüpçülere' değil de reel yatırımlara kaydırılabilseydi, milyonlar 'soyut memurluk' sınavlarıyla yatıp kalkmazdı. 50 milyar dolar demek, 2 milyon kişinin reel sektörde iş bulması demektir. Reel sektörde çalışan 2 milyon kişi ise hizmet sektöründe en az 4 milyon kişiye ekmek kapısı açar.
Tek çare yine de
devlet kapısı
Peki Derviş'in uyguladığı ekonomi politikaları, özel sektörde iş bulmayı neredeyse imkansızlaştırdı! Bu devirde ağzınızla kuş tutsanız, iki tane üniversite diploması sahibi de olsanız, bir kaç dili akıcı bir şekilde de konuşsanız, ihracata dönük çalışan sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen şirketler dışında kimse yüzünüze dönüp bakmaz. Bundan dolayı pek çok kişi için 'banknot matbaasının sahibi' devlet tek 'ekmek kapısı' olarak öne çıkıyor. Devlete kapağı atabilmek için de Kamu Personel Seçme Sınavı'na (KPSS) girmek gerekiyor. Peki sadece KPSS'ye girmek yeterli mi?
Kesinlikle hayır... Önceki yıllardaki uygulamalar gösteriyor ki, memurluk sınavında tam puan alsanız da, bu 'puan' size devlet kapısında bir işi garanti etmiyor. Öncelikle 'boş kadro' olması gerekiyor. Kadro açıldığında, bu kez devreye "amca, dayı, dost" gibi sağlam 'bir 'arka' giriyor. 'Arka'nız yoksa, sokakları arşınlamaktan öte elinizde bir şey kalmıyor. Sınava girmek amacıyla ÖSYM'ye yatırdığınız, 52.5 milyon liranın üstüne de bir bardak su içebilirsiniz. Bu arada KPSS'de yüksek puan almak için aldığınız kitapları da başvuru anısı olarak saklayabilirsiniz.
Yalnız bu sınavın bir ayrıcalığı olabilir. Malum, seçim sath-ı meyline girmiş bulunuyoruz. Belki memurluk kontenjanları biraz arttırılabilir. Böyle bir ihtimal var. Hele hele Derviş, DSP'nin başına geçerse, seçim yatırımı olarak IMF'den yeni memurlar için ek kredi de ayarlayabilir!
Son söz olarak ekmek kapısından mahrumsanız, gerekli şartları taşıyorsanız ve de az buçuk 'arkanız' varsa, bu sınavı kaçırmayın!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Recep Bahar / diğer yazıları
- ABD harika bir ekonomiye mi sahip? / 14.08.2018
- Ne yapmalı? / 13.08.2018
- Komşunla kavga et uzaklarda pazar ara! / 02.02.2016
- Diyarbakır'da kilise-ev faktörü! / 01.02.2016
- Çin ekonomisi alarm mı veriyor? / 20.01.2016
- Büyük İsrail yolunda sıra İran'da / 19.01.2016
- Terör Sultanahmet bölgesini sıfırla çarptı / 15.01.2016
- Sultanahmet'in şifreleri / 13.01.2016
- Türkiye ile Suudi Arabistan ne zaman papaz olacak? / 09.01.2016
- Ekonomik çöküşü bir de buradan seyredin / 05.01.2016
- Ne yapmalı? / 13.08.2018
- Komşunla kavga et uzaklarda pazar ara! / 02.02.2016
- Diyarbakır'da kilise-ev faktörü! / 01.02.2016
- Çin ekonomisi alarm mı veriyor? / 20.01.2016
- Büyük İsrail yolunda sıra İran'da / 19.01.2016
- Terör Sultanahmet bölgesini sıfırla çarptı / 15.01.2016
- Sultanahmet'in şifreleri / 13.01.2016
- Türkiye ile Suudi Arabistan ne zaman papaz olacak? / 09.01.2016
- Ekonomik çöküşü bir de buradan seyredin / 05.01.2016