2006 itibariyle enflasyon hedeflemesinin sürecek olmasının yanında hükümet, istihdam sorununa ciddi bir şekilde eğileceğini geçtiğimiz haftalarda açıklamıştı Bütçede yatırımlara ayrılan payda elle tutulur bir artma olmadan bu hedefin nasıl başarılacağı konusunda ise herhangi ayrıntılı veya ayrıntısız bir açıklama henüz ufukta görünmedi. Bütün ümitlerin dışarıdan gelip yatırım yapması beklenen yabancı sermayeye bağlanması, başbakan ve bakanların istihdam ve işsizlik konusundaki demeçlerinin genel çerçevesi. En son yaşadığımız Hyundaı örneği, Türk yatırımcılar Bulgaristan, Romanya ve çevre ülkelere işlerini, yatırımlarını taşırken neden el oğlu bu namüsait şartlarda gelip yatırım yapsın sorusunu tekrar gündeme taşıdı. Koalisyondan miras devam ettirilen program için son üç yıldaki AKP tecrübesinin yardımıyla zikredebileceğimiz çok net veriler var. Bir kere, yatırım için geldiği söylenen yabancı yatırımcıların, ülkemizde yıllardır faaliyet gösteren, kar eden hatta tekel durumunda olan kuruluşlara talip olup satın aldığı ayan beyan ortada. Ulusal güvenliği tehdit derecesindeki bu kadar tavize rağmen dişe dokunur, somut yatırımlara yanaşılmaması belki liberal suflörlerin küresel şirketler üzerindeki, derecelendirme kuruluşlarını dahi gölgede bırakacak etkisinde aranmalı. Bugün, % 10'lar civarında asansörleştirilen işsizlik rakamlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştıracağız. İşsizliğin doğru olarak tespit edilebilmesi için doğru tespit edilmesi gereken kalemler var. Bunlar, işgücü arzı, işsiz sayısı veya çalışan sayısı.İşsizlik oranını iki şekilde hesaplayabilirsiniz. Birincisi, işsiz sayısını bulup işgücü arzına oranlayabilirsiniz.İşsiz sayısı/İşgücü arzı. İkincisi, çalışan sayısını doğru tespit edip, bu değeri işgücü arzından çıkarıp bulduğunuz rakamı yine işgücüne oranlayabilirsiniz.(İşgücü arzı-istihdam miktarı)/İşgücü arzı. Temelde ikisi de aynı olması gerekirken kayıt dışı gerçeği net sonuçlar elde edilmesini engelliyor. İktidarlar ne kadar kayıt dışı ekonomik faaliyetlerden şikayet etseler de çoğu zaman kayıt dışını bu tür durumlarda kurtarıcı olarak kullanmaktan geri durmazlar. Türkiye'de kaç tane işsiz olduğu halihazırda tartışılan bir mesele. İşsiz sayısı belirlenirken, ilgili resmi kurumlara belli bir dönemde başvuru yapan insan sayısının baz alınması haklı olarak eleştiriliyor. İşsizlik oranını düşük çıkarmak için oranlamada payın etkisi kadar paydanın da etkisi var. Paydayı oluşturan işgücü arzı miktarının toplam nüfusa oranında dünya sıralamasında en gerilerdeyiz. 71.915.000 nüfusa sahip ülkemizde 15 yaşın üzerindeki nüfus miktarı 51.050.000. Bu sayıdan çalışamayacak derecede yaşlıları, eğitimine devam edenleri, sakatları v.s düştüğümüzde karşılaştığımız resmi işgücü arzı 24.683.000. Oranladığımızda bulduğumuz 24.683.000/ 51.050.000 : % 48,4 işgücü oranı olması gerekenden çok ama çok düşük. Bunun anlamı, her fırsatta söylenen ve övündüğümüz genç nüfus potansiyelimizi işgücü sepetine koyamadığımızdır. Bir kıyas olması için, Japonya'da nüfusun işgücüne katılma oranının % 75'lerde olduğunu hatırlatalım. Önümüzdeki yıllarda yaşlı nüfusunun ceremelerini çekeceği söylenen Avrupa'da bile ortalamalar bizden iyi. Nüfusumuzun yarısından daha fazlasının çalışacak durumda olmadığı anlamına gelen işgücü arzı rakamları işsizlik oranlarındaki yanılgıların ve saptırmaların odak noktalarından birisi. Hal böyle olunca İşsiz sayısı/ İşgücü arzı, 2.487.000/ 24.683.000: % 10,1 şeklinde bulunur.Eğer işgücü arzının Japonya'da olduğu gibi nüfusun % 75'i olduğundan yola çıkarsak ki nüfus yapımız bunu gerektirir, yeni ortaya çıkan % 25-27'lik kısmı işsiz sayısına eklememiz gerekir ve yeni hesaplamamız şu şekilde olur. İşgücü arzı: 51.050.000* 0.75: 38.287.500Daha önce saklanan işsiz sayısı: 0.25* 51.050.000: 12.762.500 İşsizlik oranı: 2.487.000 + 12.762.500 : %39 38.287.500 "İşte bu bizim hikayemiz."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Serdar Peker / diğer yazıları
- Domuz jeltini / 09.07.2012
- Dış ticaret ve futbol endüstrisi / 20.06.2012
- Tüketim kabiliyeti / 03.06.2012
- 21. yüzyıl ve paranın hürriyeti / 25.04.2012
- 21. yüzyıl ve paranın işlevi / 12.04.2012
- Belirleyici olan kabullerdir / 06.03.2012
- MEM presi altında kapitalizm / 18.02.2012
- Ekonomide belirlilik / 23.04.2010
- Reel faiz gerçekten reel mi? / 19.10.2007
- Dolardan Kaçışın Akıbeti / 04.10.2007
- Dış ticaret ve futbol endüstrisi / 20.06.2012
- Tüketim kabiliyeti / 03.06.2012
- 21. yüzyıl ve paranın hürriyeti / 25.04.2012
- 21. yüzyıl ve paranın işlevi / 12.04.2012
- Belirleyici olan kabullerdir / 06.03.2012
- MEM presi altında kapitalizm / 18.02.2012
- Ekonomide belirlilik / 23.04.2010
- Reel faiz gerçekten reel mi? / 19.10.2007
- Dolardan Kaçışın Akıbeti / 04.10.2007