Ekonomide kötü gidişatta aysbergin altı da gözükmeye başladı.Kötü gidişat, öyle ya da böyle bir takım rakam oyunlarıyla örtbas edilmeye çalışılıyordu, ama bu masabaşı rakamları da gerçekleri örtmeye yetmedi.Çünkü uygulanan IMF baskılı ekonomi politikaları, büyük bir masa üzerine konulmuş küçük bir masa örtüsü gibi. Ne tarafa çeksen masayı kapatmıyor. Yapılması gereken masa örtüsünü değiştirip masaya uygun bir örtü koymak, ama bu küçük örtünün bu büyük masaya illaki uyacağına gözü kara inanmış siyasilerimiz her geçen gün ülkemizi uçuruma doğru daha da sürüklemektedir. Açıklanan dış ticaret verileri olumsuz tabloyu net olarak ortaya koymaktadır.Ocak - haziran döneminde dış ticaret açığı yıllık bazda yüzde 22.8 arttı ve 20 milyar 8 milyon dolar oldu. Aynı dönemde 34.9 milyar dolarlık ihracat, 54.9 milyar dolarlık ithalat yapıldı.Bu gidişatla devam edilirse dış ticaret açığımız yıl sonu 40 milyar doları da aşacak görünüyor. Bu da daha fazla cari işlemler açığı ve de borcumuzun daha da katlanması demektir.Peki, ileriki aylarda bu durumda bir düzelme olabilir mi? Hükümetin uyguladığı IMF tavsiyeli politikalarla doğası gereği imkansız. Her geçen gün, aleyhimize işlemeye devam edecektir.Şubat 2005'te, şubat 2004'e göre ihracatta yüzde 50,4'lük bir artış olmuş. Aynı şekilde martta yüzde 24,7, nisanda yüzde 14,3, mayısta yüzde 20,8, haziranda yüzde 11,7. Yani ihracat artışlarında sürekli bir düşüş var.En çarpıcı olanı da temmuz ayında bu oran yüzde 1,1. Yani nerede ise sıfır. İthalatın artış oranının da ihracata nispetle daha fazla arttığını da hesaba katarsak şimdi siz söyleyin, dış ticaret açığı artacak mı, yoksa azalacak mı?Gidişat hiç iyi değil beyler.Esasen dikkatinizi çekmek istediğim önemli bir konu da ihracatın ve de ithalatın niteliğidir. Bu değerlendirmeden şunu anlayacağız ki, durum açıklanan dış ticaret verilerinden çok daha vahim. Türkiye ihracatının yüzde 86.4'ünü gerçekleştiren sanayi ihracatında da Şubat 2002'den bu yana ilk kez gerileme yaşandı. Temmuzda sanayi ürünü ihracatı yüzde 1.13 azaldı. 'Sanayi mamulleri' grubundaki azalma yüzde 4.07 oldu. Otomotiv ihracatı yüzde 5.1, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı ise yüzde 2 azaldı. Yani bütün lokomotif sektörlerimiz can çekişiyor.Tarımdaki halimiz ise içler acısı. Bir tarım ülkesiyiz. Sahip olduğumuz verimli araziler dünyanın başka hiçbir ülkesinde yok. Ama üretebildiğimiz tarım ürünlerini maalesef ithal ederek, kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz.Örneğin, pamuk tekstilin bel kemiğidir. Dünyanın en kaliteli pamuğu Türkiye'de yetiştirilmektedir. Depolarımızda pamuk varken dışarıdan pamuk ithal etmekteyiz. Pamuğu maliyetinin altına alarak pamuk üreticisini üzmekteyiz ve başka ürünlere kaymasına sebep olmaktayız. Bunun neticesi pamuk üreticisinin üretimi bırakmasıdır.Yerli pamuk bittikçe, ucuz geldiği için tercih ettiğimiz ithal pamuk, karşısında yerli rekabet göremediğinden dolayı fiyat arttırmaya başlayacaktır.Bu durum zaten maliyetlerden kıvranan tekstil üreticisinin maliyetlerini arttıracaktır ve iç ve dış pazardaki rekabet şansını kaybetmesine yol açacaktır.Aynı sorun diğer tarım ürünleri ve onlara bağlı sanayi sektörleri için de geçerlidir. Buğday, mısır, şeker pancarı, tütün... üreticilerini küstürüyoruz, ithalatın önünü açıyoruz.Yerliyi bitiyoruz, yabancıyı baş tacı ediyoruz.Bu, daha fazla dış ticaret açığı, daha fazla cari işlem açığı, daha fazla borç demektir.Sanayi üretimine hammadde sağlayan Erdemir, Tüpraş, Petkim...gibi kuruluşlarımızı da özelleştiriyoruz, yabancılara satıyoruz. Sanayisiz bir kalkınma düşünebiliyor musunuz? Peki, hammaddesiz bir sanayi? Bütün hammadde kaynaklarını yabancılara satılıyor, bunun anlamı nedir?Pamuk ve tekstil misalinde anlattıklarımız aynen diğer sanayi kuruluşları için de geçerlidir.Bütün kaynakları kuruttuktan sonra ekonominin iyiye gittiğinden, ekonomik bir büyümeden nasıl bahsedebilirsin? Dış açığı nasıl kapatacaksın, borçları nasıl ödeyeceksin?Yoksa "ekonomi iyiye gidiyor"un anlamını, "ülkemiz ve ekonomimiz Batılıların sömürebileceği kıvama geldi" şeklinde mi anlaşılmalıdır?Otomotiv sektöründe sadece montaj sanayi olarak çalışıyoruz, parçalar ithal ediliyor ve de monte edilip ihraç ediliyor. Otomotiv sektöründe ithalatımızın ihracattan fazla olduğunu biliyor musunuz? Buna sıhhatli bir ihracat diyebilir misiniz?Peki, ihracat rakamları içinde yer alan maden ihracatına ne demeli?Çıkaranlar yabancı şirketler. Hiç işlenmeden hammadde halinde dışarıya ihraç ediliyor, sonra işlenip tekrar ülkemize kat kat fiyatlarla satılıyor. Hiçbir gelişmiş ülke madenlerini işlemeden ya da sanayi mamulü haline getirmeden satmıyor. Hatta ABD işi biraz daha ileri götürerek, elindeki madenlere dokunmuyor, bizim gibi ülkelerdeki madenleri ucuza kapatmaya çalışıyor. Kendi madenleri nasıl olsa garanti, sendekileri önce bitirmeye çalışarak geleceğe yatırım yapıyor.Bizler de maden ihracatı yaptığımızı zannederek hava atmakla meşgulüz.Ülkemizde ihracat yapan ilk 500 ihracatçı firmanın dış ticaret açığının 16 milyar dolar olduğunu biliyor musunuz? Yani dış ticaret açığını kapatmakla görevli ihracatçı firmalarımızın ilk 500'ü açık veriyor. Vay halimize.İhracatçı firmalarımızın hemen hemen hepsi ithalata dayalı üretim yapıyor.Şimdi tekrar soruyorum sizce bu dış ticaret açığında, cari açıkta ya da borçlarımızda bir azalma olur mu, yoksa katlanarak büyür mü?Görünen köy kılavuz istemez. IMF modelleri ve de onu uygulama niyetinde olan siyasilerin mantığı artık iflas etmiştir. Acilen milli bir modele ihtiyaç var.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Trump planı mı, Mısır planı mı? / 15.03.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Trump planı mı, Mısır planı mı? / 15.03.2025