Arap Birliği dışişleri bakanlarıyla birlikte Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Gazze’ye gitti.
Bakanlar, Hamas lideri İsmail Haniye ile görüştü, 12 ferdini kaybeden El Dula ailesine taziye ziyaretinde bulunuldu. El Şifa hastanesine düzenlenen ziyaretteyse, Ahmet Davutoğlu gözyaşlarını tutamadı.
Mavi Marmara saldırısında öldürülen 9 Türkü de unutmadı Sayn Davutoğlu ve “Mavi Marmara’da şehit olan 9 Türk’e de selam olsun” dedi.
Oysa aynı Davutoğlu’nun mensup olduğu hükümet, Mavi Marmara’da ölen vatandaşlarımızı resmi olarak “şehit” kabul etmedi.
Sayın Davutoğlu Gazze’deki konuşmasında “Gazze’ye yönelik İsrail ambargosunun kaldırılması gerektiğini” söyledi.
Oysa bırakın ambargoyu Gazze günlerdir İsrail bombardımanı altında. Onlarca insan öldü ve çoluk çocuk hala ölmeye de devam ediyor.
Şu anda Gazze’de yapılması gereken İsrail’in kan kusmasına engel olabilmektir.
Bugüne kadar Gazze’ye ambargonun kalkması için yapılan onca açıklamayı dikkate almayan İsrail, Gazze’den bu açıklamaları yapan Davutoğlu’nu neden ciddiye alsın?
Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bombardıman altındaki Gazze’ye bir ziyaret gerçekleştirmesi elbette ki önemli bir mesajdır.
Fakat, 9 vatandaşının katili olan İsrail’e adam gibi cevap verememiş bir Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın Gazze’ye gidip İsrail’e yönelik konuşmasının maalesef hiçbir etkisi olmayacaktır.
Türkiye eğer 9 vatandaşının hesabını İsrail’e sormuş, kanlarını yerde bırakmamış ve İsrail’i bu vahşi katliamından ötürü pişman etmiş bir ülke olabilseydi o zaman Türk Dışişleri Bakanı’nın Gazze’ye gitmesi konuşmaya bile mahal bırakmadan Gazze’deki katliamın durmasına yeterli olabilirdi.
Ama kendi vatandaşlarının kanını yerde bırakan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Gazze’de sarf ettiği sözler ve akıttığı gözyaşları İsrail’i vahşetini sonlandırmak için kesinlikle ikna edici değildir.
Bu akıtılan gözyaşları belki İsrail’in umurunda değildir ama tribünlerde ziyareti seyreden Türk halkını gönlünü kazanmak için her zaman ikna edici olmuştur.
Anlaşılan odur ki, “sıfır sorun” projesi tükenen üniversite hocası Davutoğlu da “hüngür hüngür” yapılan politikayı artık kavramıştır.
Dolayısıyla Davutoğlu’nun “acınız acımızdır, geleceğiniz geleceğimizdir” dediği Gazze’deki Müslümanlara sahip çıkma konusunda samimiyse siyasiler, önce kendi vatandaşlarımızın yerde kalan kanının hesabını İsrail’e adam gibi sormalıdırlar.
Çünkü o vatandaşlarımıza Mavi Marmara gemisine binip, Gazze’ye yardım götürmeleri için cesaret verip, onları İsrail askerleri karşısında savunmasız bırakan da bugün şehitlerin kanını yerde bırakan siyasilerdir.
Hal böyleyken Türk Dışişleri Bakanı’nın Gazze’ye gitmesi ve oradan, “Gözyaşlarına hâkim olamadı” haberlerinin basına yansıması –kimse alınmasın ama- şovdan öte bir şey değildir.
Bu gözyaşları Davos’taki “one minute” şovundan farklı değildir ve ondan daha öte başka bir anlamı da yoktur.
Biz, ağlayan Genelkurmay Başkanı değil, terörün vatan evlatlarını şehit etmesine engel olan, teröre “dur” diyen bir Genelkurmay Başkanı istiyoruz.
Biz, ağlayan Dışişleri Bakanı değil, aldığı kararlarla Türkiye’ye yanlış yapanlara hesabını soran, Türkiye’nin dostlarını artıran düşmanlarını caydıran bir Dışişleri Bakanı istiyoruz.
Bakanlar, Hamas lideri İsmail Haniye ile görüştü, 12 ferdini kaybeden El Dula ailesine taziye ziyaretinde bulunuldu. El Şifa hastanesine düzenlenen ziyaretteyse, Ahmet Davutoğlu gözyaşlarını tutamadı.
Mavi Marmara saldırısında öldürülen 9 Türkü de unutmadı Sayn Davutoğlu ve “Mavi Marmara’da şehit olan 9 Türk’e de selam olsun” dedi.
Oysa aynı Davutoğlu’nun mensup olduğu hükümet, Mavi Marmara’da ölen vatandaşlarımızı resmi olarak “şehit” kabul etmedi.
Sayın Davutoğlu Gazze’deki konuşmasında “Gazze’ye yönelik İsrail ambargosunun kaldırılması gerektiğini” söyledi.
Oysa bırakın ambargoyu Gazze günlerdir İsrail bombardımanı altında. Onlarca insan öldü ve çoluk çocuk hala ölmeye de devam ediyor.
Şu anda Gazze’de yapılması gereken İsrail’in kan kusmasına engel olabilmektir.
Bugüne kadar Gazze’ye ambargonun kalkması için yapılan onca açıklamayı dikkate almayan İsrail, Gazze’den bu açıklamaları yapan Davutoğlu’nu neden ciddiye alsın?
Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bombardıman altındaki Gazze’ye bir ziyaret gerçekleştirmesi elbette ki önemli bir mesajdır.
Fakat, 9 vatandaşının katili olan İsrail’e adam gibi cevap verememiş bir Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın Gazze’ye gidip İsrail’e yönelik konuşmasının maalesef hiçbir etkisi olmayacaktır.
Türkiye eğer 9 vatandaşının hesabını İsrail’e sormuş, kanlarını yerde bırakmamış ve İsrail’i bu vahşi katliamından ötürü pişman etmiş bir ülke olabilseydi o zaman Türk Dışişleri Bakanı’nın Gazze’ye gitmesi konuşmaya bile mahal bırakmadan Gazze’deki katliamın durmasına yeterli olabilirdi.
Ama kendi vatandaşlarının kanını yerde bırakan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Gazze’de sarf ettiği sözler ve akıttığı gözyaşları İsrail’i vahşetini sonlandırmak için kesinlikle ikna edici değildir.
Bu akıtılan gözyaşları belki İsrail’in umurunda değildir ama tribünlerde ziyareti seyreden Türk halkını gönlünü kazanmak için her zaman ikna edici olmuştur.
Anlaşılan odur ki, “sıfır sorun” projesi tükenen üniversite hocası Davutoğlu da “hüngür hüngür” yapılan politikayı artık kavramıştır.
Dolayısıyla Davutoğlu’nun “acınız acımızdır, geleceğiniz geleceğimizdir” dediği Gazze’deki Müslümanlara sahip çıkma konusunda samimiyse siyasiler, önce kendi vatandaşlarımızın yerde kalan kanının hesabını İsrail’e adam gibi sormalıdırlar.
Çünkü o vatandaşlarımıza Mavi Marmara gemisine binip, Gazze’ye yardım götürmeleri için cesaret verip, onları İsrail askerleri karşısında savunmasız bırakan da bugün şehitlerin kanını yerde bırakan siyasilerdir.
Hal böyleyken Türk Dışişleri Bakanı’nın Gazze’ye gitmesi ve oradan, “Gözyaşlarına hâkim olamadı” haberlerinin basına yansıması –kimse alınmasın ama- şovdan öte bir şey değildir.
Bu gözyaşları Davos’taki “one minute” şovundan farklı değildir ve ondan daha öte başka bir anlamı da yoktur.
Biz, ağlayan Genelkurmay Başkanı değil, terörün vatan evlatlarını şehit etmesine engel olan, teröre “dur” diyen bir Genelkurmay Başkanı istiyoruz.
Biz, ağlayan Dışişleri Bakanı değil, aldığı kararlarla Türkiye’ye yanlış yapanlara hesabını soran, Türkiye’nin dostlarını artıran düşmanlarını caydıran bir Dışişleri Bakanı istiyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024