Ehl-i Beyt'in güzel ahlakın müşahhas örnekleri olduğunu dünkü yazımızda ifade etmiştik.
Dilerseniz bu yazımızda Prof. Dr. Haydar Baş'ın Ehl-i Beyt Külliyatı'ndan size Ehl-i Beyt'in yaşantısından bazı güzel ahlak örneklerini aktarmaya çalışalım.
Hz. Fatıma (a.s.) annemiz, gelmiş ve gelecek tüm kadınların en üstünüdür. Allah şefaatlerinden mahrum etmesin. Allah'ın Kur'an'ında "tertemizdir" dediği (Ahzab suresi, 33), "sevilmesini farz kıldığı" (Şura suresi, 23) sevilmiş ve seçilmiş örnek bir şahsiyettir.
Edebin, hayânın, sabrın, kanaatin, şükrün, tevekkülün en üst düzey örneğidir, Fatıma annemiz…
İşte size hayatından bir örnek:
Ali bin Hüseyin bin Ali'den (İmam Zeynelabidin) şöyle rivayet edilir: Bir kör, Resulüllah'ın (s.a.v.) kızı Fatıma'nın yanına gelmek için izin istedi. Fatıma kendisini ondan sakladı. Resulüllah O'na dedi ki: "Niçin örtündün, o Seni görmüyor ki?"
Fatıma buyurdu: "Ya Resulüllah, o Beni görmüyorsa da, Ben onu görüyorum. Kaldı ki, o koku alabiliyor."
Bunun üzerine Resulüllah, "Şahitlik ederim ki, Sen Benden bir parçasın" buyurdular.
Edep, hayâ gibi güzel hasletler, insanlara gösteriş için yapılmaz. "İnsan gönüldür gönül" der, Prof. Dr. Haydar Baş, bunlar gönülde olur, bir ahlak olarak davranışlara akseder.
Ehl-i Beyt'in içi dışı birdir; içi de dışı da tertemizdir.
Ehl-i Beyt Külliyatı'nda İmam Ali, Hz. Fatıma, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve diğer imamların hayatlarını okuduğunuzda, bu tertemizliği her olayda görüyorsunuz.
Onların hayatında Allah'ın muradından bir an bile sapma yoktur.
İmam Ali efendimizin cömertliği Kur'anda birçok ayette anlatılmıştır. Maide suresi 55'inci ayette Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
"Sizin veliniz, ancak Allah, O'nun Resulü ve namaz kılarken rukü halinde zekât veren Mü'minlerdir. Kim Allah'ı, O'nun Resulü'nü ve sözü edilen Mü'minleri veli edinirse, hiç şüphesiz, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır."
Ehl-i Sünnet'in en önemli tefsirlerinden olan Keşşaf'ta Zemahşeri bu ayetin iniş sebebini şu şekilde aktarmaktadır:
"Bu ayet Ali (k.v.) hakkında nazil olmuştur. Hz. Ali namazda, rukü halindeyken bir dilenci ondan yardım istemiş, o da küçük parmağında olan yüzüğünü ona vermiştir. Açıktır ki, namaz halinde yüzüğü parmağından çıkarıp vermesi, namazına zarar verecek derecede çok bir işi gerektirmemektedir.
Eğer birisi; 'Bu ayette zamir çoğul olarak kullanılmıştır. O halde, bu ayet nasıl yalnızca Hz. Ali'ye mahsustur?' derse, cevabında deriz ki: 'Bu ayeti tek bir kişinin hakkında nazil olmasına rağmen ondaki zamirin çoğul olarak kullanılması, başkalarını da bu gibi amellere teşvik etmek, fakirlere yardım etme ve ihsanda bulunma konusunda mü'minlere rağbet oluşturmak içindir." (Zemahşeri, Tefsir-i Keşşaf, Maide suresi, 55 ve 56. ayetlerin tefsiri)
İmam Ali efendimizin ortaya koyduğu cömertlik öyle bir cömertlik ki O'nun bu cömertliğini bizzat Cenab-ı Hak methediyor.
İmam Ali'nin namazda dahi zekât vermesi, cömertliği bir elbise gibi giydiğini, cömertliğin O'nun her daim, her koşulda ortaya koyduğu bir ahlak olduğunu açıkça göstermektedir.
İmam Ali'nin cömertliğine Ehl-i Beyt Külliyatı'ndan muhteşem bir örnek daha:
Hz. Ali, hurma bahçesinde akşama kadar çalışmış, akşam da devesinin üzerine bir çuval hurma yükleyerek evin yolunu tutmuştu. Devenin yuları da can yoldaşı Kamber'in elindeydi. Hz. Ali de önde gidiyordu.
Medine'nin içine girdiklerinde yoksulun birinin "Allah rızası" diyerek sızlandığını duydular.
Hz. Ali, "Kamber bu adam ne istiyor?" diye buyurdu.
Kamber, "Hurma istiyor efendim" dedi.
Hz. Ali, "Ver öyleyse" buyurdu.
Kamber, "Hurma çuvalda" dedi.
Hz. Ali, "çuvalla ver öyleyse" buyurdu.
Kamber, "çuval devenin üstünde" dediğinde ise, Hz. Ali efendimiz, "öyleyse deveyle birlikte ver" buyurdular. Kamber der ki, "devenin ipi de benim elimde demekten korktum. Çünkü beni de deveyle birlikte yoksula vermekten hiç tereddüt etmeyebilirdi."
Sadece bu örnekte bile İmam Ali'nin güzel ahlakından birçok hasletleri görebiliyorsunuz; cömertlikte zirve, insana müthiş değer veriyor, dünya malının O'nun gönlünde zerre değeri yok, bir anda her şeyini Allah'ın rızası için verebiliyor, birisi samimi bir şekilde "Allah rızası" dediğinde O'nun için, tabiri caizse, akan sular duruyor.
Cenab-ı Hak, Haşr suresi 7'inci ayette şöyle buyurmaktadır: "Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah'tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir."
Meveddet ayeti denilen Şura suresi 23'üncü ayette de şöyle buyurmaktadır: "De ki (Muhammedim): Ben peygamberliğimi tebliğime karşılık sizden, Ehl- Beyt'imi sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum."
Peygamber efendimiz bize neyi verdiyse alacağız; ayetle de sabittir ki bize verdiği en güzel hediye, bıraktığı en önemli miras canlı Kur'an numuneleri olan Ehl-i Beyt'tir.
Onların güzel ahlakıyla ahlaklanmayı Allah bizlere nasip eylesin.
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Trump planı mı, Mısır planı mı? / 15.03.2025