Amerika'nın BOP'lu küresel kapitalizmine, Vatikan-Papalık'ın dinler arası diyalog fitnesine ve FETÖ'süne yirmi yıldan beri aklını ve gönlünü kaptırmış siyasal İslamcılar, Türk evladını Çanakkale'ye götürüp Anadolu'yu işgale gelen istilacı Anzakların mezarlığında gayr-ı müslimlere Fatiha ve Said Nursî'nin risalesini okutturuyorlar.
Bu siyaset şebekesi ve kırmızı fesli katırlarının dinsiz ve kâfir ilan ettikleri Gazi Mustafa Kemal Paşa ise, Çanakkale cephesinde Haçlılara karşı kendisiyle beraber cansiperane mücadele eden ve kendisinin "Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" talimatıyla ölüme kanatlanarak Çanakkale destanını yazan şüheda ve gazi kadrosu için her yıl Hatm-i Şerif ve Mevlid okutuyor.
Hafız Yaşar Okuyan'ın hatıratını aynen naklediyorum:
(Hafız Yaşar Okuyan'dan)
"Atatürk, her yıl Çanakkale'de şehitlerimiz için bir Mevlid-i Şerif okuttururlardı.
1932 yılında okunacak Mevlid'in, Şehit Mehmet Çavuş Abidesi önünde ve İstanbul'un en meşhur hafızlarının iştirakiyle, görkemli bir şekilde yapılmasını emretmişlerdi. Bu durumu, ayrıca İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi'ye de telefonla bildirmişlerdi.
Mevlidden bir gün önce bu iş için ayrılan ve Atatürk'ün kendi seyahatlerinde kullandıkları lüks Gülcemal vapuruna gittik.
Süleymaniye baş müezzini Hafız Kemal, Saadettin Kaynak, Beşiktaşlı ve Sultan Selimli Rıza beyler, Hafız Burhan, Beylerbeyli Fahri, Vaiz Aksaraylı Cemal, Muallim Nuri gibi birçok ünlü hafız, birçok gazeteci ve fotoğrafçılarla vapur hıncahınç dolu olarak akşam saat yedide Çanakkale'ye doğru hareket ettik.
Gece yatsı namazından sonra vapurun salonunda iki Hatm-i şerif ve bir Mevlid okundu. Sabahleyin Gelibolu'ya geldik.
Büyük bir kalabalık bizi iskelede karşıladı. Sonra, otobüslere binilerek Şehit Mehmet Çavuş Abidesi'ne gidildi.
Etraf bayraklar ve defne dallarıyla süslenmiş; kadın, erkek çok büyük bir kalabalık etrafı doldurmuştu.
On hafız hep bir ağızdan önce tekbir aldık. Sonra tevşih (güfteleri Hz. Peygamber'i konu alan ilâhiler) okundu. Sonra da hafızlar sırayla kürsüye çıkıp Mevlid'i okumaya başladık.
Ben Veladet Bahri'ni okurken kapalı ve bulutlu olan hava birden bozdu ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Ben okumaya, hiç kesmeden devam ettim.
En sonunda, İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi çok güzel bir dua ile Mevlidi bağlatıp şehitlerimizin mezarlarını da ziyaret edip, İstanbul'a döndük.
Ertesi akşam Dolmabahçe Sarayı'nda Ata'nın huzuruna çıkıp Mevlid'i etraflıca anlattım.
Ayağa kalktı ve heyecanla elini masaya vura vura "Aferin hafızım, aferin sana. Din ve vazife ciddiyetini herkese göstermişsin, yağmurda bile görevine devam etmişin. Aferin sana, aferin sana!" diye beni defalarca tebrik etmiş ve kutlamışlardı" (Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul, Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, s. 164-165, Truva Yayınları 2009, 8. baskı).
Gazi Paşa'nın bu imanı, İngiliz imalatı Nakşilerin, Nurcuların ve kırmızı fesli katırların kulağına öyle kar suyu kaçırıyor ki, adeta huysuzlaşıp saldırganlaşıyorlar.
Halbuki candan bir mü'min, samimi bir Türk evladı Atatürk'teki bu iman duruşuna sevinir, bayram eder.
Bu siyaset şebekesi ve kırmızı fesli katırlarının dinsiz ve kâfir ilan ettikleri Gazi Mustafa Kemal Paşa ise, Çanakkale cephesinde Haçlılara karşı kendisiyle beraber cansiperane mücadele eden ve kendisinin "Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" talimatıyla ölüme kanatlanarak Çanakkale destanını yazan şüheda ve gazi kadrosu için her yıl Hatm-i Şerif ve Mevlid okutuyor.
Hafız Yaşar Okuyan'ın hatıratını aynen naklediyorum:
(Hafız Yaşar Okuyan'dan)
"Atatürk, her yıl Çanakkale'de şehitlerimiz için bir Mevlid-i Şerif okuttururlardı.
1932 yılında okunacak Mevlid'in, Şehit Mehmet Çavuş Abidesi önünde ve İstanbul'un en meşhur hafızlarının iştirakiyle, görkemli bir şekilde yapılmasını emretmişlerdi. Bu durumu, ayrıca İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi'ye de telefonla bildirmişlerdi.
Mevlidden bir gün önce bu iş için ayrılan ve Atatürk'ün kendi seyahatlerinde kullandıkları lüks Gülcemal vapuruna gittik.
Süleymaniye baş müezzini Hafız Kemal, Saadettin Kaynak, Beşiktaşlı ve Sultan Selimli Rıza beyler, Hafız Burhan, Beylerbeyli Fahri, Vaiz Aksaraylı Cemal, Muallim Nuri gibi birçok ünlü hafız, birçok gazeteci ve fotoğrafçılarla vapur hıncahınç dolu olarak akşam saat yedide Çanakkale'ye doğru hareket ettik.
Gece yatsı namazından sonra vapurun salonunda iki Hatm-i şerif ve bir Mevlid okundu. Sabahleyin Gelibolu'ya geldik.
Büyük bir kalabalık bizi iskelede karşıladı. Sonra, otobüslere binilerek Şehit Mehmet Çavuş Abidesi'ne gidildi.
Etraf bayraklar ve defne dallarıyla süslenmiş; kadın, erkek çok büyük bir kalabalık etrafı doldurmuştu.
On hafız hep bir ağızdan önce tekbir aldık. Sonra tevşih (güfteleri Hz. Peygamber'i konu alan ilâhiler) okundu. Sonra da hafızlar sırayla kürsüye çıkıp Mevlid'i okumaya başladık.
Ben Veladet Bahri'ni okurken kapalı ve bulutlu olan hava birden bozdu ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Ben okumaya, hiç kesmeden devam ettim.
En sonunda, İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi çok güzel bir dua ile Mevlidi bağlatıp şehitlerimizin mezarlarını da ziyaret edip, İstanbul'a döndük.
Ertesi akşam Dolmabahçe Sarayı'nda Ata'nın huzuruna çıkıp Mevlid'i etraflıca anlattım.
Ayağa kalktı ve heyecanla elini masaya vura vura "Aferin hafızım, aferin sana. Din ve vazife ciddiyetini herkese göstermişsin, yağmurda bile görevine devam etmişin. Aferin sana, aferin sana!" diye beni defalarca tebrik etmiş ve kutlamışlardı" (Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul, Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, s. 164-165, Truva Yayınları 2009, 8. baskı).
Gazi Paşa'nın bu imanı, İngiliz imalatı Nakşilerin, Nurcuların ve kırmızı fesli katırların kulağına öyle kar suyu kaçırıyor ki, adeta huysuzlaşıp saldırganlaşıyorlar.
Halbuki candan bir mü'min, samimi bir Türk evladı Atatürk'teki bu iman duruşuna sevinir, bayram eder.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019