İslam dünyasına fitne sokmak isteyenlerin en çok korktukları şey, Müslümanların bütün ayrılıkları bir kenara koyarak tek bilek tek yürek olmasıdır.
Müslümanların birliği, fitne ateşini hızla söndürür ve tekrar alevlenmesinin önünü keser.
Bugün Deccal fitnesinin zuhur ettiği, BOP kapsamında Müslümanların arasına her türlü ayrılık tohumlarının ekilmeye çalışıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Ve “bugünün en önemli hizmeti nedir” diye sorulursa elbette ki “birliği ve beraberliği temin etmektir” deriz.
İşte bu tarihi ve önemli hizmeti geçtiğimiz Pazar günü İcmal Gençliği gerçekleştirdi.
Alevi’si, Sünni’si, Caferi’si, Şii’si İstanbul Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde Ehl-i Beyt çatısı altında tek bilek tek yürek oldu.
Alevi, Sünni, Şii, Caferi tüm temel kaynak eserlerde Ehl-i Beyt “Nuh’un gemisi” olarak ifade ediliyor, ancak binenlerin kurtulacağı, binmeyenlerin ise helak olacağı belirtiliyor. Buradan da net olarak anlaşılıyor ki, bir ve beraber olunabilecek tek çatı Ehl-i Beyt’in çatısıdır.
İcmal Gençliği bunu ispatladı. Sünni kesimden gelen ilim adamları başta Prof. Dr. Haydar Baş olmak üzere Ehl-i Beyt’in faziletinden bahsettiler ve Ehl-i Beyt’i gönülden seven Şii, Alevi ve Caferi kardeşlerimize methiyeler dizdiler.
Şii ve Caferi alimleri ise gerek sohbetleriyle gerekse verdikleri hediyelerle –Kerbela toprağı, Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikar, Hz. Ali’nin sandığının örtüsünden parça vs- Prof. Dr. Haydar Baş’a ve izleyicilere duygu dolu anlar yaşattılar.
Sayın Baş, özellikle Sünni kesimde çokça tartışılan, “Şii kaynaklarında neden ravi zinciri yok” mevzunu detaylı olarak izah etti. Kısaca ifade etmek gerekirse, Peygamber Efendimiz Hz. Ali dışında hiçbir sahabeye hadis yazma yetkisi vermemişti. Bu sebeple Sünni kesimin rivayet ettiği hadisler 200-250 yıl sonra ancak toparlanabildi ve doğal olarak ravi zincirlerinin güvenirliğine azami derecede dikkat edildi.
Şii kesim ise hadislerini direkt olarak Ehl-i Beyt imamlarından, Onlar da Hz. Ali’nin Peygamber Efendimizden (SAV) direkt olarak rivayet ettiği, yazdığı ve bir sandık içinde sakladığı eserlerinden aldılar. Hz. Ali, Hz. Peygamberden (SAV) duyduğunu ve gördüğünü yazdığı için ve hadis yazma yetkisi de bizzat dinin kaynağı olan Hz. Peygamber tarafından verildiği için bu hadislerin kaynağında ravi zincirine gerek yoktu.
Esasen incelendiğinde, araştırıldığında ve karşılıklı olarak art niyet göstermeden istişare edildiğinde problemmiş gibi gözüken her şeyin kendiliğinden çözüldüğü görülmektedir.
Bugüne kadar çıkan bütün fitnelerin asıl sebebi iki Müslüman’ın arasında bir üçüncü kişinin olması ve Müslümanların bu fitnecilere bir şekilde kanıp birbirlerini hakkıyla dinlememeleridir. Sünni alimler kendi temel kaynaklarına gerçekleri bulmak için samimi bir gözle baktıklarında, tüm Ehl-i Sünnet alimlerinin Ehl-i Beyt konusunda Şii dünyasından farklı düşünmediğini göreceklerdir.
Hz. Ali’nin Peygamber Efendimizin vasisi, vekili, halifesi olduğunu ifade eden Gadir Hum hutbesinin 200’ün üzerinde temel Ehl-i Sünnet eserinde de var olduğu bir gerçektir.
Bizler bu gerçeği Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ehli- Beyt külliyatıyla öğrendik.
Bu gerçekler çoğunlukla da siyasi sebeplerden dolayı gizlendi ve sanki en temel konularda ayrılık varmış gibi bütün kesimler birbirine hasım edilmeye çalışıldı.
İcmal Gençliğinin organize ettiği ve Prof. Dr. Haydar Baş’ın onur konuğu olarak tarihi bir konuşma yaptığı Ehl-i Beyt Gecesi, işte bütün bu oyunları bozdu.
Bu programda, Şii, Sünni, Alevi, Caferi herkes kucaklaştı, gönüller bir oldu ve Allah için gözyaşları sel oldu, sevgi ve muhabbet zirvelere çıktı.
Gönüllerin Ehl-i Beyt sevdasında bir olduğu bir atmosferde, Şii-Sünni, Alevi-Sünni çatışması hayali kuranlar elbette hüsrana uğrayacaklardır.
Müslümanların birliği, fitne ateşini hızla söndürür ve tekrar alevlenmesinin önünü keser.
Bugün Deccal fitnesinin zuhur ettiği, BOP kapsamında Müslümanların arasına her türlü ayrılık tohumlarının ekilmeye çalışıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Ve “bugünün en önemli hizmeti nedir” diye sorulursa elbette ki “birliği ve beraberliği temin etmektir” deriz.
İşte bu tarihi ve önemli hizmeti geçtiğimiz Pazar günü İcmal Gençliği gerçekleştirdi.
Alevi’si, Sünni’si, Caferi’si, Şii’si İstanbul Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde Ehl-i Beyt çatısı altında tek bilek tek yürek oldu.
Alevi, Sünni, Şii, Caferi tüm temel kaynak eserlerde Ehl-i Beyt “Nuh’un gemisi” olarak ifade ediliyor, ancak binenlerin kurtulacağı, binmeyenlerin ise helak olacağı belirtiliyor. Buradan da net olarak anlaşılıyor ki, bir ve beraber olunabilecek tek çatı Ehl-i Beyt’in çatısıdır.
İcmal Gençliği bunu ispatladı. Sünni kesimden gelen ilim adamları başta Prof. Dr. Haydar Baş olmak üzere Ehl-i Beyt’in faziletinden bahsettiler ve Ehl-i Beyt’i gönülden seven Şii, Alevi ve Caferi kardeşlerimize methiyeler dizdiler.
Şii ve Caferi alimleri ise gerek sohbetleriyle gerekse verdikleri hediyelerle –Kerbela toprağı, Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikar, Hz. Ali’nin sandığının örtüsünden parça vs- Prof. Dr. Haydar Baş’a ve izleyicilere duygu dolu anlar yaşattılar.
Sayın Baş, özellikle Sünni kesimde çokça tartışılan, “Şii kaynaklarında neden ravi zinciri yok” mevzunu detaylı olarak izah etti. Kısaca ifade etmek gerekirse, Peygamber Efendimiz Hz. Ali dışında hiçbir sahabeye hadis yazma yetkisi vermemişti. Bu sebeple Sünni kesimin rivayet ettiği hadisler 200-250 yıl sonra ancak toparlanabildi ve doğal olarak ravi zincirlerinin güvenirliğine azami derecede dikkat edildi.
Şii kesim ise hadislerini direkt olarak Ehl-i Beyt imamlarından, Onlar da Hz. Ali’nin Peygamber Efendimizden (SAV) direkt olarak rivayet ettiği, yazdığı ve bir sandık içinde sakladığı eserlerinden aldılar. Hz. Ali, Hz. Peygamberden (SAV) duyduğunu ve gördüğünü yazdığı için ve hadis yazma yetkisi de bizzat dinin kaynağı olan Hz. Peygamber tarafından verildiği için bu hadislerin kaynağında ravi zincirine gerek yoktu.
Esasen incelendiğinde, araştırıldığında ve karşılıklı olarak art niyet göstermeden istişare edildiğinde problemmiş gibi gözüken her şeyin kendiliğinden çözüldüğü görülmektedir.
Bugüne kadar çıkan bütün fitnelerin asıl sebebi iki Müslüman’ın arasında bir üçüncü kişinin olması ve Müslümanların bu fitnecilere bir şekilde kanıp birbirlerini hakkıyla dinlememeleridir. Sünni alimler kendi temel kaynaklarına gerçekleri bulmak için samimi bir gözle baktıklarında, tüm Ehl-i Sünnet alimlerinin Ehl-i Beyt konusunda Şii dünyasından farklı düşünmediğini göreceklerdir.
Hz. Ali’nin Peygamber Efendimizin vasisi, vekili, halifesi olduğunu ifade eden Gadir Hum hutbesinin 200’ün üzerinde temel Ehl-i Sünnet eserinde de var olduğu bir gerçektir.
Bizler bu gerçeği Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ehli- Beyt külliyatıyla öğrendik.
Bu gerçekler çoğunlukla da siyasi sebeplerden dolayı gizlendi ve sanki en temel konularda ayrılık varmış gibi bütün kesimler birbirine hasım edilmeye çalışıldı.
İcmal Gençliğinin organize ettiği ve Prof. Dr. Haydar Baş’ın onur konuğu olarak tarihi bir konuşma yaptığı Ehl-i Beyt Gecesi, işte bütün bu oyunları bozdu.
Bu programda, Şii, Sünni, Alevi, Caferi herkes kucaklaştı, gönüller bir oldu ve Allah için gözyaşları sel oldu, sevgi ve muhabbet zirvelere çıktı.
Gönüllerin Ehl-i Beyt sevdasında bir olduğu bir atmosferde, Şii-Sünni, Alevi-Sünni çatışması hayali kuranlar elbette hüsrana uğrayacaklardır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025