2002 seçimlerinden sonra bir Ramazan günü İtalya'ya giden Başbakan Erdoğan, İtalya Başbakanı 'dostu' Berlusconi ile 'öğle' yemeğinde bir araya gelmiş ve ebedi arkadaşlıklarının ilk temellerini atmıştı.
Erdoğan bu yemekte AB dava(!)sına ne kadar bağlı olduğunu göstermek için "Avrupa ile Katolik nikahı kıydık" cümlesini sarfetmiş ve geri dönüşün olmayacağını mecazi bir dille belirtmişti.
Bilindiği üzere katolik nikahından sonra boşanmak, (kendilerine göre) büyük günahı gerektiren bir durum.
Aradan 2,5 yıl geçti, AB başımıza bir sürü çorap ördü, tavizler istendi, verildi, başka tavizler istendi, derken hiç hesapta olmayan Papa'nın ölümü ve nikah bozuldu.
Sayın Aytunç Altındal'ın da açıklamasında değindiği bu olay, hükümet tarafından pek açık edilmese de, Altındal'a göre "Nikah burada bozuldu ve Türkiye cariye durumuna düştü."
Peki neydi Türkiye'yi bu sımsıkı nikahtan alaşağı eden ve cariye durumuna düşüren şey?
Tabii ki yeni papa, eski nazi; "Papa Ratzi."
İlk olarak yeni Papa'nın Türkiye'yi sevmediği, hatta laik olan hiçbir şeyi sevmediği haberleri geldi.
Öyle ki, laik olan Fransa'ya bile ateş püskürüyordu yeni papa.
Sonra Erdoğan'la olan sürtüşmesi kritik edildi ve Erdoğan'ın yumuşak bir manevrayla yeni Papa'ya "bu siyasettir, geri adım atılabilir" şeklinde bir atıfta bulunması ve sonrası çeşitli senaryolar...
Papa'nın Türkiye'yi en çok zorlayacak yönünün ise, aşırı derecede dinci, yani radikal olması ve inançlarından zerre kadar taviz vermeyecek bir yapıda olması gösteriliyordu.
Hıristiyan alemini dahi ikiye bölen yeni Papa, bu karakteriyle AB ve Türkiye arasında oynanan danışıklı dövüşlere de ışık tutacak, cümle yerindeyse 'şikeleri deşifre edecek' gibi görünüyor.
Dinin siyasetteki inisiyatifinin artırılması gerektiğini savunan yeni Papa Ratzinger, en başta Avrupa Anayasası'nda Hıristiyan kimliğinin vurgulanmamasına isyan ediyor.
Yani Avrupa Anayasası sırıl sıklam Hıristiyanlık kokmalı diyor Ratzi.
Peki nasıl olacak bu iş!
Bir yanda Avrupa Anayasası'nın her satırında Hıristiyanlık temasının işlenmesi gerektiğini belirten yeni Papa Ratzinger, bir yanda 12 havariyi temsil eden AB bayrağındaki 12 yıldızı deşifre etmeden altın tabakta Türkiye'ye sunmaya çalışan AB kurmayları ve başka bir yanda da bütün hüsn-ü zannıyla (siz ona başka bir şey diyebilirsiniz) "yok canım, AB bir Hıristiyan kulübü olmadığını ispatlamak istiyorsa bizi almak zorunda" diyen AB sevdalısı bir başbakan.
AB kurmayları bir yandan Papa'yı tatmin edebilecek radikal kararlar almaya çalışırken, bir yandan da Türkiye'yi avucundan kaçırmayacak girişimlerde bulunmak zorunda.
Tabii bu arada Papa'nın Türkiye'ye verilebilecek vaatlere müdahale etmesi de olasılık dahilinde.
İşler arap saçı yani.
Görünen o ki, Tayyip Bey diğer hayati meselelerde olduğu gibi gayr-i ihtiyari bu hayati(!) meseleyi de soğumaya bırakmak zorunda kalacak.
Netice olarak, Erdoğan'ın katolik nikahını bozan yeni Papa, gün gelecek kapalı kartları açık edecek, gün gelecek radikal bir Hıristiyan olarak İslamiyeti yargılamaya kalkacak, belki de gün gelecek -o gün inşallah gelmez- zamanında şeriat tamtamlığı yapan bazı kimseleri 'laik'likle suçlayacak.
Kim bilir!
Erdoğan bu yemekte AB dava(!)sına ne kadar bağlı olduğunu göstermek için "Avrupa ile Katolik nikahı kıydık" cümlesini sarfetmiş ve geri dönüşün olmayacağını mecazi bir dille belirtmişti.
Bilindiği üzere katolik nikahından sonra boşanmak, (kendilerine göre) büyük günahı gerektiren bir durum.
Aradan 2,5 yıl geçti, AB başımıza bir sürü çorap ördü, tavizler istendi, verildi, başka tavizler istendi, derken hiç hesapta olmayan Papa'nın ölümü ve nikah bozuldu.
Sayın Aytunç Altındal'ın da açıklamasında değindiği bu olay, hükümet tarafından pek açık edilmese de, Altındal'a göre "Nikah burada bozuldu ve Türkiye cariye durumuna düştü."
Peki neydi Türkiye'yi bu sımsıkı nikahtan alaşağı eden ve cariye durumuna düşüren şey?
Tabii ki yeni papa, eski nazi; "Papa Ratzi."
İlk olarak yeni Papa'nın Türkiye'yi sevmediği, hatta laik olan hiçbir şeyi sevmediği haberleri geldi.
Öyle ki, laik olan Fransa'ya bile ateş püskürüyordu yeni papa.
Sonra Erdoğan'la olan sürtüşmesi kritik edildi ve Erdoğan'ın yumuşak bir manevrayla yeni Papa'ya "bu siyasettir, geri adım atılabilir" şeklinde bir atıfta bulunması ve sonrası çeşitli senaryolar...
Papa'nın Türkiye'yi en çok zorlayacak yönünün ise, aşırı derecede dinci, yani radikal olması ve inançlarından zerre kadar taviz vermeyecek bir yapıda olması gösteriliyordu.
Hıristiyan alemini dahi ikiye bölen yeni Papa, bu karakteriyle AB ve Türkiye arasında oynanan danışıklı dövüşlere de ışık tutacak, cümle yerindeyse 'şikeleri deşifre edecek' gibi görünüyor.
Dinin siyasetteki inisiyatifinin artırılması gerektiğini savunan yeni Papa Ratzinger, en başta Avrupa Anayasası'nda Hıristiyan kimliğinin vurgulanmamasına isyan ediyor.
Yani Avrupa Anayasası sırıl sıklam Hıristiyanlık kokmalı diyor Ratzi.
Peki nasıl olacak bu iş!
Bir yanda Avrupa Anayasası'nın her satırında Hıristiyanlık temasının işlenmesi gerektiğini belirten yeni Papa Ratzinger, bir yanda 12 havariyi temsil eden AB bayrağındaki 12 yıldızı deşifre etmeden altın tabakta Türkiye'ye sunmaya çalışan AB kurmayları ve başka bir yanda da bütün hüsn-ü zannıyla (siz ona başka bir şey diyebilirsiniz) "yok canım, AB bir Hıristiyan kulübü olmadığını ispatlamak istiyorsa bizi almak zorunda" diyen AB sevdalısı bir başbakan.
AB kurmayları bir yandan Papa'yı tatmin edebilecek radikal kararlar almaya çalışırken, bir yandan da Türkiye'yi avucundan kaçırmayacak girişimlerde bulunmak zorunda.
Tabii bu arada Papa'nın Türkiye'ye verilebilecek vaatlere müdahale etmesi de olasılık dahilinde.
İşler arap saçı yani.
Görünen o ki, Tayyip Bey diğer hayati meselelerde olduğu gibi gayr-i ihtiyari bu hayati(!) meseleyi de soğumaya bırakmak zorunda kalacak.
Netice olarak, Erdoğan'ın katolik nikahını bozan yeni Papa, gün gelecek kapalı kartları açık edecek, gün gelecek radikal bir Hıristiyan olarak İslamiyeti yargılamaya kalkacak, belki de gün gelecek -o gün inşallah gelmez- zamanında şeriat tamtamlığı yapan bazı kimseleri 'laik'likle suçlayacak.
Kim bilir!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ender Karabulut / diğer yazıları
- Sistem yanlış / 08.12.2020
- "Ben PKK'yı bitireyim, sen Kürdistan'ı tanı" / 19.12.2007
- PKK'ya af devlet politikası mı? / 06.12.2007
- Kürt' sorunu mu, 'Terör' sorunu mu / 24.11.2007
- Erdoğan ABD'ye neden gitti? / 22.12.2006
- Tebrikler Paşam! / 09.12.2006
- 50 milyon "Ortaçağ" kafalı! / 07.12.2006
- Papa'ya tepkimiz(!) çok komik oldu / 01.12.2006
- Deniz bitti! / 30.11.2006
- Papa ne yaptı, biz ne yapıyoruz! / 29.11.2006
- "Ben PKK'yı bitireyim, sen Kürdistan'ı tanı" / 19.12.2007
- PKK'ya af devlet politikası mı? / 06.12.2007
- Kürt' sorunu mu, 'Terör' sorunu mu / 24.11.2007
- Erdoğan ABD'ye neden gitti? / 22.12.2006
- Tebrikler Paşam! / 09.12.2006
- 50 milyon "Ortaçağ" kafalı! / 07.12.2006
- Papa'ya tepkimiz(!) çok komik oldu / 01.12.2006
- Deniz bitti! / 30.11.2006
- Papa ne yaptı, biz ne yapıyoruz! / 29.11.2006