Ülkemizden yükselen "dövize hayır" sloganları hayra alamettir.
Hele "TL'ye destek" gayretleri de takdire şayandır.
İşte bu gayretler bizim milletimizin 'büyük millet' olmasının da göstergeleridir. Fakat üzülerek itiraf edeyim, bu gayretlerin sonuç getirmesi paramızın bu gayretlerle kurtarılması mümkün değildir. Gerek millet bağlamında, gerekse devlet bağlamında ki gerekçelerden dolayı mümkün değildir.
Bir kere görülen köy kılavuz istemez. Dolardaki, dövizdeki artış sürati hepimizin malumudur. Ülkemizdeki enflasyon oranları da hepimizin yaşadığı bir realitedir.
Enflasyonun, hiperenflasyon seviyesinde yaşandığı ülkemizde insanlar otomatikman tasarruflarını değeri kaybolan; mum gibi gözlerinin önünde eriyen parada bırakmak istememektedir. O halde öncelikle enflasyonun düşürülmesi gerekmektedir. Hükümetin ise aldığı tedbirlere baktığımızda enflasyonu düşürmesi mümkün değildir. Evet enflasyon düşüyor gibi görülse de bu enflasyonist piyasalardaki durgunluktan dolayıdır. Bunun adı da "stagflasyon" dur. Yani ekonomik çöküşün bir adım öncesidir.
İşte bu şartlarda millet kendini korumak için parasını dövize endekslemektedir. Üstelik dövize endekslemekle Amerikanın çoğu karşılıksız bastığı kağıt parçalarına para değeri kazandırmaktadır. Bir bakıma sömürge hukuku geçerli olmaktadır.
Bir taraftan paranız sürekli değer kaybedecek diğer taraftan vatandaşı döviz almaması için özendireceksiniz. Bu da mümkün değildir. İsterseniz piyasalardaki döviz hareketini takip edin, isterseniz de resmi ve gayri resmi tasarruflarda ki döviz oranını izleyin; ne kadar haklı olduğumuz görülecektir.
Vatandaş TL'deki değer kaybının doğrudan gelirine yansıdığını, servetinin eridiğini görmektedir.
İşte bu aşamada vatandaş hükümetten ümidini kesmiş olacak ki ferdi çözümler peşinde koşmaktadır.
Artık vatandaş ferdi çözümlerin de fayda sağlamadığını görmüştür. Çünkü kamarası ne kadar mükemmel olursa olsun, gemi battığı zaman kendi kamarası da bu akıbetten kurtulamayacaktır.
Son günlerde yaşanan "dolara hayır" kampanyaları ile vatandaş TL'nin onurunun korunması için "genel tedbirler" alınmasını istemektedir.
Vatandaş millet olma, beraber yaşama bilinci ve arzusu neticesinde milli paramızın değerinin yükseltilmesini istemektedir.
Gelelim çözüme;
Çözümün millet ayağı dün hazır olduğu gibi bugün de hazırdır. Millet masumdur,
sabırlıdır, gayretlidir. Fakat çözümden sorumlu hükümet bu konuda yeterli değildir. Yeterli olmadığını da bu kadar hükümetleri döneminde ispatlamışlardır.
Çözüm yeniden Kuvay-i Milliye ruhunda ve söylemindedir. Prof. Dr. Haydar Baş Beyin açıklamalarını, çözümlerini yeniden gözden geçirince göreceksiniz.
Yıllardan beri feveran etmektedir. Ülkemizin içine düştüğü badireden kurtulmanın yollarını izah etmektedir. Prof. Dr. Haydar Baş Bey mevcut enflasyonun maliyet enflasyonu olduğunu ama hükümetin çözümlerini tam aksi istikamette aldığını talep enflasyonu kurallarını uyguladığını defaten ifade etmektedir.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey dalgalı kurdaki maksadın Türk Lirasını tedavülden çekmeye dönük olduğunu yıllardan beri ifade etmektedir. Dövizi canavar haline getiren sebeplerin hükümetin yanlış enflasyon politikası ve hala geçerli olan dalgalı kur uygulaması olduğunu ifade etmektedir.
Yine Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ifade ettikleri diğer sebep hükümetin üretimin engellenmeye dönük politikalarıdır.
Gelişen şartlar Prof. Dr. Haydar Baş Beyi hep haklı çıkartmaktır.
TL'nin değerini yükseltmek istiyorsak;
Enflasyonu düşürmek istiyorsak;
Ülkemizin onurunu dimdik ayağa kaldırmak istiyorsak dahası Türkiye Cumhuriyeti
Devletimizi dünyada lider ülke konumuna taşımak istiyorsak adres açıktır o da dünyaca fikirleri kabul edilmiş olan Prof. Dr. Haydar Baş Beyin çözüm reçeteleridir.
Bu reçetelerin uygulanması için ona destek vermek ise tarihi bir sorumluluktur.
Hele "TL'ye destek" gayretleri de takdire şayandır.
İşte bu gayretler bizim milletimizin 'büyük millet' olmasının da göstergeleridir. Fakat üzülerek itiraf edeyim, bu gayretlerin sonuç getirmesi paramızın bu gayretlerle kurtarılması mümkün değildir. Gerek millet bağlamında, gerekse devlet bağlamında ki gerekçelerden dolayı mümkün değildir.
Bir kere görülen köy kılavuz istemez. Dolardaki, dövizdeki artış sürati hepimizin malumudur. Ülkemizdeki enflasyon oranları da hepimizin yaşadığı bir realitedir.
Enflasyonun, hiperenflasyon seviyesinde yaşandığı ülkemizde insanlar otomatikman tasarruflarını değeri kaybolan; mum gibi gözlerinin önünde eriyen parada bırakmak istememektedir. O halde öncelikle enflasyonun düşürülmesi gerekmektedir. Hükümetin ise aldığı tedbirlere baktığımızda enflasyonu düşürmesi mümkün değildir. Evet enflasyon düşüyor gibi görülse de bu enflasyonist piyasalardaki durgunluktan dolayıdır. Bunun adı da "stagflasyon" dur. Yani ekonomik çöküşün bir adım öncesidir.
İşte bu şartlarda millet kendini korumak için parasını dövize endekslemektedir. Üstelik dövize endekslemekle Amerikanın çoğu karşılıksız bastığı kağıt parçalarına para değeri kazandırmaktadır. Bir bakıma sömürge hukuku geçerli olmaktadır.
Bir taraftan paranız sürekli değer kaybedecek diğer taraftan vatandaşı döviz almaması için özendireceksiniz. Bu da mümkün değildir. İsterseniz piyasalardaki döviz hareketini takip edin, isterseniz de resmi ve gayri resmi tasarruflarda ki döviz oranını izleyin; ne kadar haklı olduğumuz görülecektir.
Vatandaş TL'deki değer kaybının doğrudan gelirine yansıdığını, servetinin eridiğini görmektedir.
İşte bu aşamada vatandaş hükümetten ümidini kesmiş olacak ki ferdi çözümler peşinde koşmaktadır.
Artık vatandaş ferdi çözümlerin de fayda sağlamadığını görmüştür. Çünkü kamarası ne kadar mükemmel olursa olsun, gemi battığı zaman kendi kamarası da bu akıbetten kurtulamayacaktır.
Son günlerde yaşanan "dolara hayır" kampanyaları ile vatandaş TL'nin onurunun korunması için "genel tedbirler" alınmasını istemektedir.
Vatandaş millet olma, beraber yaşama bilinci ve arzusu neticesinde milli paramızın değerinin yükseltilmesini istemektedir.
Gelelim çözüme;
Çözümün millet ayağı dün hazır olduğu gibi bugün de hazırdır. Millet masumdur,
sabırlıdır, gayretlidir. Fakat çözümden sorumlu hükümet bu konuda yeterli değildir. Yeterli olmadığını da bu kadar hükümetleri döneminde ispatlamışlardır.
Çözüm yeniden Kuvay-i Milliye ruhunda ve söylemindedir. Prof. Dr. Haydar Baş Beyin açıklamalarını, çözümlerini yeniden gözden geçirince göreceksiniz.
Yıllardan beri feveran etmektedir. Ülkemizin içine düştüğü badireden kurtulmanın yollarını izah etmektedir. Prof. Dr. Haydar Baş Bey mevcut enflasyonun maliyet enflasyonu olduğunu ama hükümetin çözümlerini tam aksi istikamette aldığını talep enflasyonu kurallarını uyguladığını defaten ifade etmektedir.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey dalgalı kurdaki maksadın Türk Lirasını tedavülden çekmeye dönük olduğunu yıllardan beri ifade etmektedir. Dövizi canavar haline getiren sebeplerin hükümetin yanlış enflasyon politikası ve hala geçerli olan dalgalı kur uygulaması olduğunu ifade etmektedir.
Yine Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ifade ettikleri diğer sebep hükümetin üretimin engellenmeye dönük politikalarıdır.
Gelişen şartlar Prof. Dr. Haydar Baş Beyi hep haklı çıkartmaktır.
TL'nin değerini yükseltmek istiyorsak;
Enflasyonu düşürmek istiyorsak;
Ülkemizin onurunu dimdik ayağa kaldırmak istiyorsak dahası Türkiye Cumhuriyeti
Devletimizi dünyada lider ülke konumuna taşımak istiyorsak adres açıktır o da dünyaca fikirleri kabul edilmiş olan Prof. Dr. Haydar Baş Beyin çözüm reçeteleridir.
Bu reçetelerin uygulanması için ona destek vermek ise tarihi bir sorumluluktur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Kızılderililerden Ortadoğu'ya aynı senaryo / 15.02.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Kızılderililerden Ortadoğu'ya aynı senaryo / 15.02.2025