Bugün yazıma bu soruyla başladım.
Sayın Dışişleri Bakanı Türk basınına demeç verirken içte ve dışta çok etkili bir kişi gibi konuşuluyor.
Ama işin aslı artık öyle değil.
‘Artık’ diyorum, çünkü bakanlığa ilk adım attığı günlerdeki popülaritesi kalmadı Sayın Davutoğlu’nun.
Mesela stratejik derinlik havaları bugün yerini fiyaskolara bırakmış durumda.
Dışişleri’nde Türkiye’nin geldiği durum bu fiyaskoya en önemli örnek olarak önümüzde duruyor.
Davutoğlu’na Suriye’nin kuzeyinde kontrolü elinde tutan, PKK’nın bu ülkedeki uzantısı olduğunu herkesin bildiği PYD’nin Suriye muhalefetine katılması üzerine bir soru yöneltilmiş.
Bu soruya Davutoğlu, “PYD’nin Suriye muhalefetine katılması söz konusu değil” diye cevap vermiş.
Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bu ifadesinden sonra Suriye’nin kuzeyinde Barzani ve PKK kontrolünde bir PYD yapılanması olmayacak diye düşünüp rahat uyumalı mıyız?
Öyle ya koskoca Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu oldukça net konuşuyor.
Sizi bilmem ama ben Davutoğlu’nun açıklamalarına rağmen rahat değilim.
Çünkü kimse Türkiye’yi ve Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nı ciddiye almıyor.
Eğer ciddiye alınıyor olsaydı, Suriye’deki muhaliflerin başına Hıristiyan George Sabra getirilirken Türkiye’nin görüşü sorulurdu.
Türkiye’nin görüşünün alındığını iddia edenler varsa bu çok daha kötü bir durumdur. Çünkü o zaman bir Hıristiyan’ın Suriye’deki muhalefetin başına geçmesini Türkiye sağladı demektir.
Sözünü hiç kimseye dinletemeyen ve ciddiye alınmayan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu da kimse ciddiye almamaktadır.
Bundan dolayı Sayın Davutoğlu’nun “PYD’nin Suriye muhalefetine katılması söz konusu değil” ifadesinin hiçbir anlamı yoktur. Suriye muhalefetine kimin katılacağına Sayın Davutoğlu değil, artık George Sabra, yani ABD karar vermektedir.
ABD’nin Suriye’yi hedef tahtasına oturtmasının altında yatan sebepleri az çok okumayı başarabilen herkes, Suriye’nin kuzeyinde kurulması düşünülen yapı için PYD’ye çok önemli bir görev verildiğini anlayacaktır.
Bu görevi PYD’ye ABD vermiştir, bundan dolayı ABD’nin kontrolündeki Suriye muhalefeti PYD’yi asla göz ardı etmez.
Hala anlatamadıysam bir de şöyle deneyelim:
Irak kimin kontrolünde?
ABD’nin.
PKK nerede barınıyor?
Kuzey Irak’ta.
Peki, ABD bizim müttefikimiz değil mi?
Sözde de olsa öyle.
O zaman Türkiye’ye rağmen bugün PKK nasıl Kuzey Irak’ta hâla varlığını sürdürebiliyorsa PYD de Ahmet Davutoğlu istediği kadar kakafoni yapsın, Suriye’nin kuzeyinde misyonunu tamamlayana kadar varlığını sürdürecektir.
Misyonu nedir diye soran olursa, Barzani’nin misyonu neyse PYD’nin misyonu da odur.
Sayın Dışişleri Bakanı Türk basınına demeç verirken içte ve dışta çok etkili bir kişi gibi konuşuluyor.
Ama işin aslı artık öyle değil.
‘Artık’ diyorum, çünkü bakanlığa ilk adım attığı günlerdeki popülaritesi kalmadı Sayın Davutoğlu’nun.
Mesela stratejik derinlik havaları bugün yerini fiyaskolara bırakmış durumda.
Dışişleri’nde Türkiye’nin geldiği durum bu fiyaskoya en önemli örnek olarak önümüzde duruyor.
Davutoğlu’na Suriye’nin kuzeyinde kontrolü elinde tutan, PKK’nın bu ülkedeki uzantısı olduğunu herkesin bildiği PYD’nin Suriye muhalefetine katılması üzerine bir soru yöneltilmiş.
Bu soruya Davutoğlu, “PYD’nin Suriye muhalefetine katılması söz konusu değil” diye cevap vermiş.
Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bu ifadesinden sonra Suriye’nin kuzeyinde Barzani ve PKK kontrolünde bir PYD yapılanması olmayacak diye düşünüp rahat uyumalı mıyız?
Öyle ya koskoca Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu oldukça net konuşuyor.
Sizi bilmem ama ben Davutoğlu’nun açıklamalarına rağmen rahat değilim.
Çünkü kimse Türkiye’yi ve Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nı ciddiye almıyor.
Eğer ciddiye alınıyor olsaydı, Suriye’deki muhaliflerin başına Hıristiyan George Sabra getirilirken Türkiye’nin görüşü sorulurdu.
Türkiye’nin görüşünün alındığını iddia edenler varsa bu çok daha kötü bir durumdur. Çünkü o zaman bir Hıristiyan’ın Suriye’deki muhalefetin başına geçmesini Türkiye sağladı demektir.
Sözünü hiç kimseye dinletemeyen ve ciddiye alınmayan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu da kimse ciddiye almamaktadır.
Bundan dolayı Sayın Davutoğlu’nun “PYD’nin Suriye muhalefetine katılması söz konusu değil” ifadesinin hiçbir anlamı yoktur. Suriye muhalefetine kimin katılacağına Sayın Davutoğlu değil, artık George Sabra, yani ABD karar vermektedir.
ABD’nin Suriye’yi hedef tahtasına oturtmasının altında yatan sebepleri az çok okumayı başarabilen herkes, Suriye’nin kuzeyinde kurulması düşünülen yapı için PYD’ye çok önemli bir görev verildiğini anlayacaktır.
Bu görevi PYD’ye ABD vermiştir, bundan dolayı ABD’nin kontrolündeki Suriye muhalefeti PYD’yi asla göz ardı etmez.
Hala anlatamadıysam bir de şöyle deneyelim:
Irak kimin kontrolünde?
ABD’nin.
PKK nerede barınıyor?
Kuzey Irak’ta.
Peki, ABD bizim müttefikimiz değil mi?
Sözde de olsa öyle.
O zaman Türkiye’ye rağmen bugün PKK nasıl Kuzey Irak’ta hâla varlığını sürdürebiliyorsa PYD de Ahmet Davutoğlu istediği kadar kakafoni yapsın, Suriye’nin kuzeyinde misyonunu tamamlayana kadar varlığını sürdürecektir.
Misyonu nedir diye soran olursa, Barzani’nin misyonu neyse PYD’nin misyonu da odur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024