ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye ziyaretini çok iyi irdelemek gerekir. Suriye gündemin gizli ipuçları bu ziyarette yatmaktadır.
Clinton yaptığı bu ziyarette mevkidaşı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile temaslarda bulundu.
Clinton’ın Davutoğlu ile yaptığı görüşmeden sonra, “Esad’ın düşüşünü hızlandırmaya çalıştıklarını” ifade etmesi oldukça önemliydi.
Esad’ın düşüşünü kim hızlandırmak istiyor? ABD…
Bunun için nereye geliyor? Türkiye’ye…
Baştan beri ifade ettiğimiz gibi Suriye yönetimiyle uğraşan terör gruplarının arkasında ABD’nin açık bir desteği var ve ABD, Suriye’deki kaosa direkt kendi girmek istemiyor, oyununu Türkiye üzerinden oynuyor.
Clinton’ın, AKP hükümetine bayram değil, seyran değil yaptığı övgüler de dikkat çekici… Clinton, Suriye’den kaçanlara Türkiye’de yaşam imkanı tanındığı için Türkiye’ye övgüler dizdi.
İfadeler aynen şöyle: “Şu aşamada Türkiye’nin yaptıklarını ne kadar övsem yetmez. Burada durmak bilmeyen şiddete karşı Türkiye’nin yaptıkları çok önemli”
Soru şu: Irak’ta ve Afganistan’da Müslümanlara yaptığı zulümler, işkenceler ve katliamlar malum olan ABD’nin dışişleri bakanı kalkıyor, Müslüman bir ülkenin görünüşte halkı olan insanlara sahip çıktığı için Türkiye’ye övgüler diziyor, sizce de bunda bir gariplik yok mu?
Buradan iki sonuç çıkıyor, ya ABD değişti, Müslüman oldu ya da Suriye’den kaçanların Suriye halkıyla hiçbir alakası yok.
Elbette ki birincisi mümkün olmayacağına göre, ikincisi doğru.
Suriye’de, orduyla çarpışanlar ABD çıkarları için savaşıyor; Suriye’den kaçanlar ABD çıkarları için kaçıyor ve gerek savaşanlara gerekse kaçanlara her türlü maddi manevi desteği sağlayan Türkiye bütün bunları ABD çıkarları için yapıyor.
Tabii ki böyle bir itaatkarlık ve hizmetkarlıktan sonra kalkıp da ABD Dışişleri Bakanı Türkiye’yi yerden yere vurmaz, göklere çıkarır.
Yalnız bir nükteyi kaçırmayalım, ABD’nin Türkiye balonuna hava basması, yarın daha kolay patlatabilmek içindir.
Clinton’ın şu sözlerini de dikkatli okumalıyız:
“Bugün, Amerikan ve Türk ekipleri arasında notlarımızı paylaştık ve ortak bir operasyonel resim ortaya koymak istedik. Bu sayede kendi aramızdaki işbirliğini iyileştirmeyi, arttırmayı ve şiddeti durdurmak isteyen herkesle işbirliği yapabilmeyi sağlamayı amaçlıyoruz. Dışarıdan da Suriye’deki şiddettin durabilmesi için elimizden gelen baskıyı devam ettireceğiz. Dün Washington’da İran-Hizbullah-Suriye arasındaki bağlantıların kesilmesi için gerekli adımların atılması kararlaştırıldı ki bu sayede Esad rejimi daha erken bir şekilde gidebilsin.”
Yani ABD ve Türkiye Suriye konusunda beraber hareket ediyorlar. Clinton’ın şiddeti durdurmaktan kastının savaşı körüklemek olduğunu söylememe gerek yok herhalde…
Çünkü Suriye’de başında beri taşkınlık çıkartan ABD destekli terör grupları, çekingen davranan, ateşkese uyan da Suriye ordusudur.
Bence ABD’nin asıl hedefi şu cümlede gizli: “Dün Washington’da İran-Hizbullah-Suriye arasındaki bağlantıların kesilmesi için gerekli adımların atılması kararlaştırıldı…”
Çünkü bölgenin en güçlü ülkelerinden olan Türkiye BOP potasında erimiş vaziyette, gücünü işgalleri önlemeye değil, işgallerin amacına ulaşmasına harcıyor.
Ortadoğu coğrafyasında gerek ABD’nin gerekse asıl proje sahibi İsrail’in menfur emellerine dur diyebilecek bir İran, bir Suriye bir de Lübnan’daki Hizbullah var.
Şimdi de Türkiye’nin de desteğiyle bu sağlam kaleleri de yok etmek istiyorlar. Ama bunda muvaffak olamayacaklarını şimdiden söylemek isterim.
Clinton yaptığı bu ziyarette mevkidaşı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile temaslarda bulundu.
Clinton’ın Davutoğlu ile yaptığı görüşmeden sonra, “Esad’ın düşüşünü hızlandırmaya çalıştıklarını” ifade etmesi oldukça önemliydi.
Esad’ın düşüşünü kim hızlandırmak istiyor? ABD…
Bunun için nereye geliyor? Türkiye’ye…
Baştan beri ifade ettiğimiz gibi Suriye yönetimiyle uğraşan terör gruplarının arkasında ABD’nin açık bir desteği var ve ABD, Suriye’deki kaosa direkt kendi girmek istemiyor, oyununu Türkiye üzerinden oynuyor.
Clinton’ın, AKP hükümetine bayram değil, seyran değil yaptığı övgüler de dikkat çekici… Clinton, Suriye’den kaçanlara Türkiye’de yaşam imkanı tanındığı için Türkiye’ye övgüler dizdi.
İfadeler aynen şöyle: “Şu aşamada Türkiye’nin yaptıklarını ne kadar övsem yetmez. Burada durmak bilmeyen şiddete karşı Türkiye’nin yaptıkları çok önemli”
Soru şu: Irak’ta ve Afganistan’da Müslümanlara yaptığı zulümler, işkenceler ve katliamlar malum olan ABD’nin dışişleri bakanı kalkıyor, Müslüman bir ülkenin görünüşte halkı olan insanlara sahip çıktığı için Türkiye’ye övgüler diziyor, sizce de bunda bir gariplik yok mu?
Buradan iki sonuç çıkıyor, ya ABD değişti, Müslüman oldu ya da Suriye’den kaçanların Suriye halkıyla hiçbir alakası yok.
Elbette ki birincisi mümkün olmayacağına göre, ikincisi doğru.
Suriye’de, orduyla çarpışanlar ABD çıkarları için savaşıyor; Suriye’den kaçanlar ABD çıkarları için kaçıyor ve gerek savaşanlara gerekse kaçanlara her türlü maddi manevi desteği sağlayan Türkiye bütün bunları ABD çıkarları için yapıyor.
Tabii ki böyle bir itaatkarlık ve hizmetkarlıktan sonra kalkıp da ABD Dışişleri Bakanı Türkiye’yi yerden yere vurmaz, göklere çıkarır.
Yalnız bir nükteyi kaçırmayalım, ABD’nin Türkiye balonuna hava basması, yarın daha kolay patlatabilmek içindir.
Clinton’ın şu sözlerini de dikkatli okumalıyız:
“Bugün, Amerikan ve Türk ekipleri arasında notlarımızı paylaştık ve ortak bir operasyonel resim ortaya koymak istedik. Bu sayede kendi aramızdaki işbirliğini iyileştirmeyi, arttırmayı ve şiddeti durdurmak isteyen herkesle işbirliği yapabilmeyi sağlamayı amaçlıyoruz. Dışarıdan da Suriye’deki şiddettin durabilmesi için elimizden gelen baskıyı devam ettireceğiz. Dün Washington’da İran-Hizbullah-Suriye arasındaki bağlantıların kesilmesi için gerekli adımların atılması kararlaştırıldı ki bu sayede Esad rejimi daha erken bir şekilde gidebilsin.”
Yani ABD ve Türkiye Suriye konusunda beraber hareket ediyorlar. Clinton’ın şiddeti durdurmaktan kastının savaşı körüklemek olduğunu söylememe gerek yok herhalde…
Çünkü Suriye’de başında beri taşkınlık çıkartan ABD destekli terör grupları, çekingen davranan, ateşkese uyan da Suriye ordusudur.
Bence ABD’nin asıl hedefi şu cümlede gizli: “Dün Washington’da İran-Hizbullah-Suriye arasındaki bağlantıların kesilmesi için gerekli adımların atılması kararlaştırıldı…”
Çünkü bölgenin en güçlü ülkelerinden olan Türkiye BOP potasında erimiş vaziyette, gücünü işgalleri önlemeye değil, işgallerin amacına ulaşmasına harcıyor.
Ortadoğu coğrafyasında gerek ABD’nin gerekse asıl proje sahibi İsrail’in menfur emellerine dur diyebilecek bir İran, bir Suriye bir de Lübnan’daki Hizbullah var.
Şimdi de Türkiye’nin de desteğiyle bu sağlam kaleleri de yok etmek istiyorlar. Ama bunda muvaffak olamayacaklarını şimdiden söylemek isterim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Trump planı mı, Mısır planı mı? / 15.03.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Trump planı mı, Mısır planı mı? / 15.03.2025