Masamın üzerinde Ege'nin bir bölgesel gazetesinin 12 sayfalık 'tarımın sesi' eki var. Hangi sayfasını açsanız çiftçinin isyanıyla karşılaşıyorsunuz. Köylüye bir dokun bin ah dinle? Bağrı yanık, eli öpülesi, milletin efendisi köylü gerçekten perişan, çaresiz, bitap durumda?Salihli ilçesi Çapaklı köyünden Süleyman Gökçer; doğru ürün politikası yapsınlar diyor ve ekliyor "en büyük sorunumuz ürün para etmiyor, ne eksek ziyan ediyoruz. Geçen yıla nazaran ürün fiyatları % 30-40 geriledi. Kredileri ödeyemedik, bu sene traktörümü satıp kredi ödedim."Çiftçi Hüseyin Kavas, Tarım Bakanı'nın çalışmalarını beğenmediklerini söyleyerek şöyle devam ediyor: "Sahip olduğumuz araziler holdinglerin eline geçiyor.Arkasında yabancılar var. Dışarıdan ürün ithal etmesinle, hayvancılığımız tekelleşiyor. Teşvikler büyük işletmelere geçiyor."Vedat Ülker ise bu kadar ihmal edilen ve zora düşürülen çiftçinin sandıkta bunun hesabını ülkeyi yönetenlere sorulacağını hatırlatıyor.Çiftçi Ender Gökçen, en çok Tarım Kredi Kooperatiflerinden aldığı krediden dertli. 2004'te aldığım 2 milyar 200 milyon liralık kredi faizi ile birlikte 4 milyar 400 milyon oldu. Benim bu sene üründen 11 milyar lira zararım oldu. Borcum var ve avukata verecek param yok. İcra gelecek evime. Kendim bu sene 1 milyar bile kazanamadım ama ameleye 15 milyar verdim, bunun neresi adalet! İşte sayın okuyucu Anadolu'nun bağrı yanık köylü milleti böyle. Bizim bütün suçumuz tarım yapmak mı diye soran ve çözümü ortaya koyan Hulusi Akseki olayı bam telinden yakalıyor: "Dünya kadar borcumuzun olduğu söyleniyor. Sen bir şey üretip dışarıya satmazsan nasıl ödenecek o kadar borç?"Anadolu'nun eli öpülesi köylü milleti çözümü bam telinden yakalarken, seçip Ankara'ya gönderdiği muhteremler çözüm adına bir şeyler koyabilmişler mi ortaya acaba? Yoksa onlar AB'nin emriyle çiftçi nüfusunu 4/1'lere indirmenin hesabındalar mı? Üretmemenin, tüketmemenin çetelesini mi tutmaktalar. Bu muhteremler bilmezler mi, Avrupa'da ve ABD'de üretimden dolayı tüm ürün dallarında silolar ve soğuk hava depoları tıkabasa doludur? Adamlar bu ürünleri gelişmiş ve az gelişmekte olan ülkelere pazarlarlar. Köylüsü yeter ki üretsin, katma değer sağlasın, her konuda onu destekler ve önünü açarlar.Gel gelelim bizim ülkemize; üreticisini cezalandıran, elini kolunu bağlayan bir ülke dünyada var mıdır acaba Allah aşkına. Tarım köylüsüne ve çiftçiye biçilen bu ceza Allah'a reva mı?..Üretsen bir türlü üretmezsen bir türlü? Köylü milleti iki arada bir derede.Ankara'daki muhteremlere tavsiyemiz; mecliste' üç noktalı' konuşup birbirlerine sataşacaklarına üretimin önünden engelleri kaldırıp çantalarını ellerine alıp dünya turuna çıkarak köylünün ürettiklerini pazarlasınlar. Ülke tarımını zirveye taşıyıp tavan yaptırsınlar ve bu aziz milletin duasını alsınlar.Tabi bu arada bu işlerin nasıl yapılacağını, yolunu, yordamını bir 'Milli Ekonomi Modeli' kitapçığı alarak, okuyarak da öğrenebilirler.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Adem Birinci / diğer yazıları
- Hz. Fatıma'yı incitmek / 27.03.2025
- Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum / 23.03.2025
- Kadir gecesi / 21.03.2025
- “Bana sorun” / 18.03.2025
- İmam Ali’nin dilinden Hz. Peygamber / 15.03.2025
- Gayretullah’a dokunmak… / 13.03.2025
- Ben vermekle emrolundum / 06.03.2025
- Her hususta zirve şahsiyet İmam Ali / 28.02.2025
- Allah’ın selam yolladığı Hz. Hatice / 26.02.2025
- Ümmü Eymen anamız / 24.02.2025
- Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum / 23.03.2025
- Kadir gecesi / 21.03.2025
- “Bana sorun” / 18.03.2025
- İmam Ali’nin dilinden Hz. Peygamber / 15.03.2025
- Gayretullah’a dokunmak… / 13.03.2025
- Ben vermekle emrolundum / 06.03.2025
- Her hususta zirve şahsiyet İmam Ali / 28.02.2025
- Allah’ın selam yolladığı Hz. Hatice / 26.02.2025
- Ümmü Eymen anamız / 24.02.2025