Dinlerarası diyalog faaliyetlerinin bir işgal projesi olduğunu ve amacının, yaşanan ya da yaşanacak bir işgale karşı milli direnci kırmak olduğunu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yıllardır ifade etmektedir.
Ve bunun böyle olduğunu 15 Temmuz'da bir örneğini gördük.
Peki, dinlerarası diyalog fitnesi konusunda bu acı tecrübeden ders alınarak bir önlem alındı mı? Maalesef hayır…
FETÖ'nün bıraktığı yerden aynen devam ediliyor.
Hem siyaset, hem de milli eğitim düzleminde…
Dinlerarası diyalogla en başta yapılmak istenen Hz. Peygamber'in (s.a.v) ve Ehl-i Beyt'inin devre dışı bırakılmak istenmesidir. Bunun için de Ehl-i Kitab'ın yani Hıristiyan ve Yahudilerin de cennetlik olduğu yalanını ortaya attılar.
Gerekçe olarak sundukları delil, Bakara suresi 62'inci ayet: "Şüphe yok ki, Mü'minler ile Yahudilerden ve Hıristiyanlar ile Sabiilerden herhangi kimseler Allah Teala'ya, ahiret gününe iman edip salih amellerde bulunmuş olurlarsa, onlar için Rableri katında mükâfatlar vardır. Ve kendilerine asla korku yoktur. Ve onlar mahzun da olmayacaklardır."
Halbuki bir ayeti delil olarak gösterebilmek için onun nüzül sebebini, yani hangi olay sebebiyle, kim ya da kimler için indiğini bilmek zorundasınız.
Kafanıza göre, bu ayet şu anlama geliyor deyip, sapkın görüşlerinize kaynak üretemezsiniz.
Peki, bu ayet-i kerimenin iniş sebebi nedir?
Bu ayet Selman-ı Farisi ve arkadaşları hakkında nazil olmuştur.
Hz. Selman, Hz. Resul'ün huzuruna gelerek geldiği yerdeki arkadaşlarının ibadetlerinden ve çalışmalarından bahsetti ve "Ya Resulüllah! Onlar namaz kılarlar, oruç tutarlar, Sana iman ederler ve Senin hak peygamber olduğuna şehadet ederlerdi" dedi.
Hz. Peygamber, "Ya Selman! Onlar cehennem ehlidirler" buyurdu. Bunun üzerine Allah (cc), bu ayet-i celileyi inzal buyurdu. (Kur'an ve Sünnet Işığında Büyük İslam İlmihali Namaz, Prof. Dr. Haydar Baş, s.283)
Selman'ın arkadaşları, Hz. Peygamberin hak peygamber olduğunu biliyorlar, tasdik ediyorlar, O'nun yanında yer almak, O'na biat etmek istiyorlar ama yaşlı oldukları için gidemiyorlar, Hz. Selan'ın gitmesini, O'na biat etmesini tavsiye ediyorlar.
Hatta Hz. Peygamber'in, bir peygamberlik işareti olarak, hediyeyi kabul edeceğini, ama sadakayı kendi adına kabul etmeyeceğini, arkadaşlarına dağıtacağını da ifade ediyorlar.
Burada tevhid inancına sahip ve Hz. Peygamberi kabul eden insanlardan bahsediliyor; teslis inancına sahip, Hz. Peygamber'i dışlayanlardan değil…
Dinlerarası diyalog, bunun kültürel açılımı olan kültürlerarası diyalog, siyasi açılımı olan medeniyetler ittifakı gibi faaliyetlerin, dinimizde asla yerinin olmadığını, Ehl-i Kitap'la diyalog yapılamayacağını, onlara ancak hak ve son din olan İslam'ın tebliğ edilebileceğini Hz. Peygamber'in hadis-i şeriflerinden anlamaktayız.
İşte size bir örnek:
İbn Hacer-i Askalani, Ahmed b. Hanbel, İbn Ebi Şeybe ve Bezzaz'ın Hz. Cabir'den rivayetlerine göre; Hz. Ömer kitap ehli olan bazı kimselerden elde ettiği bir kitabı Peygamber Efendimize (s.a.v) getirip onu okuyunca (veya okumak isteyince) Hz. Peygamber (s.a.v) kızmış ve şöyle ikaz buyurmuştur:
"And olsun ki, Ben size bu dini bembeyaz ve tertemiz olarak getirdim. (Din konusunda) onlara hiçbir şey sormayın. Çünkü onlara sorarsanız, icabında hak olan bir şey söylerler de siz onun yalan olduğunu söylersiniz veya batıl bir şey söylerler de siz onu tasdik edersiniz. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim, eğer Musa hayatta olmuş olsaydı, Bana uymaktan başka bir yolu olmazdı." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, s.387)
Demek ki, Peygamber Efendimizi (s.a.v) kabul etmek; O'na tâbi olmakla mümkündür. Resulullah Efendimizi kabul etmenin tezahürü ise, O'na gelen ahkâm-ı İlahiyyeyi yaşamaktır. (A.g.e, Prof. Dr. Haydar Baş, s.283)
Hz. Musa ve Hz. İsa'nın bile Hz. Peygamber'e tabi olmaktan başka yolu olmayacağına göre, bugünün Ehl-i Kitab'ıyla hangi diyalogu yapacaksın?
Geçmişten gelen ya da günümüzde ortaya atılan fitnelerden korunabilmemiz için Hz. Peygamber'e ve Ehl-i Beyt'e sımsıkı sarılmalıyız.
Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın Ehl-i Beyt Külliyatı, Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt tezi ve de Namaz İlmihali eseri bize doğru bir yol haritası olacaktır.
Dini, doğru kaynaklardan öğrenmeliyiz ki, oyun kuranların oyunları bozulsun.
Zira Sayın Baş'ın ifadesiyle, "dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün teminatıdır."
Dini, bizlere "diyalog" mantığıyla dayatıldığı gibi yanlış öğrenirsek, üzerimizde işgal hesabı kuranların tuzağına düşmüş oluruz. Dini inandığımızı ve yaşadığımızı zannederiz ama bu din bizi bırakın Allah'a yaklaştırmayı, tam tersi fersah fersah uzaklaştırır.
Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurduktan sonra Elmalılı Hamdi Yazır Hocaya tefsir yazdırması, ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi'ye bir hutbe kitabı hazırlatması, bu konuya verdiği önemi göstermektedir.
Sayın Baş'ın Hoş Geldin Atatürk eseri bu çalışmalara geniş yer ayırmıştır.
Doğruya ancak doğru yolla ulaşılır, O da Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt'inin yoludur, bu yol Nuh'un Gemisi'dir, tutunulacak tek iptir.
Bunun dışındakiler tamamen batıldır ve batıl olanla da asla doğruya ulaşılamaz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025