"Söz ortanındır, kim üzerine alınırsa ona kalır" demiş atalar.
Bazen ortaya konuşmak, birebir muhatabıyla konuşmaktan çok daha etkilidir çünkü muhatabın bilinmeyen benzerlerine de hitab eder orta sözü, düşüncesiyle ortaya söyleyeceğim sözümü...
Cefâlı bir ömür yaşadım, safâm olsun!
Bulduklarıma sevinmemeyi, kaybettiklerime şükretmeyi öğrendim kolay olmadı ?ama olsun? şükürler olsun.
Adına tecrübe veya deneyim denilen kazanım, edine?bildiklerimin en pahalısı oldu bedeli ömrüm oldu çünkü...
Affederek cezalandırmayı öğretmenliğimde uygulayarak öğrendim ve öğrettim.
Fedakârlığı, dayanılmaz işkencelerden sonra verilen onlarca yıllık cezayı yüksünmeden kabullenip yatarak ve bildiği fâili söylemeyerek büyüyenlerden öğrendim...
Tekliğin ilahi bir sıfat olduğunu, beşerin tekliğe tahammülünün zorluğunu hücrelerdeki kalabalıklarımdan öğrendim...
En kızdıklarımı, en fazla öfkelendiklerimi affederek cezalandırıp, severek ödüllendirmeyi, canım dediklerimin yatırdıkları manevî falakalarda öğrendim!
Şikâyetlenmeyi sevmiyorum Dostlar!
Gıybetten korkuyor, dedikodudan nefret ediyorum!
Peki, siz söyleyin ya ben ne yapmalıyım?
İnlesem acıyacak üzüleceksiniz; ünlesem sesime ses verebilmek için hançerelerinizi patlatacaksınız ve ben sizi işitsem de duyamayacağım çünkü aramızda mesafe var!
"Ben yüksek ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" diye görevini açıklayan; "Herkes sevdiklerine sevdiğini söylesin" diye sevmeyi ve sevgiyi ikrarı öğütleyen Hz. Peygamber in(s.a.a.), çok sevdiği Amcası Hz. Hamza'yı (r.a.) şehit eden, yetmez gibi mübarek ciğerlerini sökerek çiğneyen Hind ve Vahşi'nin, Kelime?i Şehâdet getirdikleri için canlarını bağışlayıp; "Ama bir süre gözüme görünmesinler" buyruğundaki insanlığı, insaniliği kavramaya uğraşıyorum!
Zorlanıyorum tabi...
Biliyorum ayrılıkta azap var!
Biliyorum, bizi önce parçalayıp, ayırıp?ayrıştırıp sonra aç canavarlar sofrasına yem etmek isteyen senaryolar sahneleniyor!
Biliyorum bu yabancı ve düşman senaristin çok iyi rol yapan aktristleri?artistleri var!
Bu çok başarılı "..gibi"lerden ABD'nin; "Bizim çocuklar"ın başı Netekim General'in, "Karıştır?Barıştır" yanılgısında, affettiklerimin hatırına affettiğim, bağrıma basmak için iki?üç kere ziyaretine gittiğim, hâlâ gelmesini beklediğim ve artık bir süre gözüme görünmemesini istediğim, kızdıklarım var!
Hani; "Şeytan da cennetten rubailer okur"muş ya!
Önce rubai okuduğunu duydum, sonra okuduğu rubaileri elimden geldiğince duyurmaya çalıştım, "Komünist Gardaşım!" ilan ettim, göğsümü gere gere...
"Ya Rabbi! Ben yanılayım ama benim dahlimle dostlarımın yanılmasına, yanıltılmasına izin verme!" diye yalvardım içimde fırtınalar kopara kopara!
"Müslüman olsan şarap içmezsin, Hıristiyan olsan haça s.çmazsın!" diye kargaya atfen söylenen meşhur darbı mesel var ya!
Aynı karga fıtratlı şarap içen, haça s.çan, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir sarhoşla muhatabım galiba!
Canımı acıtıyor bile bile canı acımayası!
"Beşer, şaşar" hüsn?ü kabulünden hareketle yaptıkları beşerîdir, ummadığı yerlerden ve kişilerden aldığı alkışlarla esrimiştir, "Sarhoşun defteri okunmaz" diyerek görmezden, duymazdan gelmeye çalıştım ama çok çırpınıyordu gördüm, çok bağırıyordu duydum!
Bir yerden bir yere gelenlere, hele sonradan gelenlere niye yeterince ihtiram gösterilmez anlamaya başladım!
Öğrenmek böylesine zor ve pahalı bir kazanım işte!
Yine aklı kesenlerimin; "Yapma! Cısss!" uyarılarını duymamış, duyduysam inanmamış ve elimi ateşe sokup canımı yakmışım eyvah!
"Ummadık taş, yarar baş" diye uyarmışlar, duymamışım duyduysam da inanmamışım ve el sapanıyla atılmış taşa kafa atmışım, başımı yarmışım eyvah!
Sözün hikmetinden ve gücünden haberdarız ya..
Ağızdan çıkıncaya kadar sahibinin olan, ağızdan çıktıktan sonra sahibine sahiplenen sözün kudretinden haberdar birisi olarak, yakın zaman içerisinde birkaç kere methettiğim, hatta adını duyurmak için müstakil bir yazı yazdığım biri, beşerî davranışlarıyla canımı acıtıyor!
Ve birkaç kere "iyi" diye tarif ettiğim bu beşer hakkında, "kötü" demek hakkımı kaybettim biliyorum!
Bir süre gözüme görünmesin diyesim var ama galiba; "Çalıyı dolaşmak" tercihimi kullanacağım!..
"Acı, acıyı; su sancıyı keser" miş ya!
Acımı tercih ettiğim bir acıyla unutmaya, Muharrem?Matem Ayı'nda olmamız hasebiyle de Kerbelâ'da susuz kalmışçasına içim yanarken tuz yalamayı tercih edeceğim!...
Ve galiba bundan sonra, sonradan gelenlere geliş sıralarına göre kıdem tavrı takınarak muamele edecek ve bizden olmayana "bizdenmiş gibi" davranarak bizimkilerin yanılmasına sebeplik etmeyeceğim...
Arabeske bağlayıp dolaşacağım;
"Canım dediklerim canımı aldı,
Gönül sarayımı yıkıp gittiler!" Diye...
Başıma gelecek olan en kötü şeyin ise çok sevdiğim yalnızlığım olacağını bildiğim için de bu davranışımda çok katı olacağım.
"BAŞ, BAŞ'A BAĞLI BAŞ DA ALLAH'A" Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
Bazen ortaya konuşmak, birebir muhatabıyla konuşmaktan çok daha etkilidir çünkü muhatabın bilinmeyen benzerlerine de hitab eder orta sözü, düşüncesiyle ortaya söyleyeceğim sözümü...
Cefâlı bir ömür yaşadım, safâm olsun!
Bulduklarıma sevinmemeyi, kaybettiklerime şükretmeyi öğrendim kolay olmadı ?ama olsun? şükürler olsun.
Adına tecrübe veya deneyim denilen kazanım, edine?bildiklerimin en pahalısı oldu bedeli ömrüm oldu çünkü...
Affederek cezalandırmayı öğretmenliğimde uygulayarak öğrendim ve öğrettim.
Fedakârlığı, dayanılmaz işkencelerden sonra verilen onlarca yıllık cezayı yüksünmeden kabullenip yatarak ve bildiği fâili söylemeyerek büyüyenlerden öğrendim...
Tekliğin ilahi bir sıfat olduğunu, beşerin tekliğe tahammülünün zorluğunu hücrelerdeki kalabalıklarımdan öğrendim...
En kızdıklarımı, en fazla öfkelendiklerimi affederek cezalandırıp, severek ödüllendirmeyi, canım dediklerimin yatırdıkları manevî falakalarda öğrendim!
Şikâyetlenmeyi sevmiyorum Dostlar!
Gıybetten korkuyor, dedikodudan nefret ediyorum!
Peki, siz söyleyin ya ben ne yapmalıyım?
İnlesem acıyacak üzüleceksiniz; ünlesem sesime ses verebilmek için hançerelerinizi patlatacaksınız ve ben sizi işitsem de duyamayacağım çünkü aramızda mesafe var!
"Ben yüksek ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" diye görevini açıklayan; "Herkes sevdiklerine sevdiğini söylesin" diye sevmeyi ve sevgiyi ikrarı öğütleyen Hz. Peygamber in(s.a.a.), çok sevdiği Amcası Hz. Hamza'yı (r.a.) şehit eden, yetmez gibi mübarek ciğerlerini sökerek çiğneyen Hind ve Vahşi'nin, Kelime?i Şehâdet getirdikleri için canlarını bağışlayıp; "Ama bir süre gözüme görünmesinler" buyruğundaki insanlığı, insaniliği kavramaya uğraşıyorum!
Zorlanıyorum tabi...
Biliyorum ayrılıkta azap var!
Biliyorum, bizi önce parçalayıp, ayırıp?ayrıştırıp sonra aç canavarlar sofrasına yem etmek isteyen senaryolar sahneleniyor!
Biliyorum bu yabancı ve düşman senaristin çok iyi rol yapan aktristleri?artistleri var!
Bu çok başarılı "..gibi"lerden ABD'nin; "Bizim çocuklar"ın başı Netekim General'in, "Karıştır?Barıştır" yanılgısında, affettiklerimin hatırına affettiğim, bağrıma basmak için iki?üç kere ziyaretine gittiğim, hâlâ gelmesini beklediğim ve artık bir süre gözüme görünmemesini istediğim, kızdıklarım var!
Hani; "Şeytan da cennetten rubailer okur"muş ya!
Önce rubai okuduğunu duydum, sonra okuduğu rubaileri elimden geldiğince duyurmaya çalıştım, "Komünist Gardaşım!" ilan ettim, göğsümü gere gere...
"Ya Rabbi! Ben yanılayım ama benim dahlimle dostlarımın yanılmasına, yanıltılmasına izin verme!" diye yalvardım içimde fırtınalar kopara kopara!
"Müslüman olsan şarap içmezsin, Hıristiyan olsan haça s.çmazsın!" diye kargaya atfen söylenen meşhur darbı mesel var ya!
Aynı karga fıtratlı şarap içen, haça s.çan, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir sarhoşla muhatabım galiba!
Canımı acıtıyor bile bile canı acımayası!
"Beşer, şaşar" hüsn?ü kabulünden hareketle yaptıkları beşerîdir, ummadığı yerlerden ve kişilerden aldığı alkışlarla esrimiştir, "Sarhoşun defteri okunmaz" diyerek görmezden, duymazdan gelmeye çalıştım ama çok çırpınıyordu gördüm, çok bağırıyordu duydum!
Bir yerden bir yere gelenlere, hele sonradan gelenlere niye yeterince ihtiram gösterilmez anlamaya başladım!
Öğrenmek böylesine zor ve pahalı bir kazanım işte!
Yine aklı kesenlerimin; "Yapma! Cısss!" uyarılarını duymamış, duyduysam inanmamış ve elimi ateşe sokup canımı yakmışım eyvah!
"Ummadık taş, yarar baş" diye uyarmışlar, duymamışım duyduysam da inanmamışım ve el sapanıyla atılmış taşa kafa atmışım, başımı yarmışım eyvah!
Sözün hikmetinden ve gücünden haberdarız ya..
Ağızdan çıkıncaya kadar sahibinin olan, ağızdan çıktıktan sonra sahibine sahiplenen sözün kudretinden haberdar birisi olarak, yakın zaman içerisinde birkaç kere methettiğim, hatta adını duyurmak için müstakil bir yazı yazdığım biri, beşerî davranışlarıyla canımı acıtıyor!
Ve birkaç kere "iyi" diye tarif ettiğim bu beşer hakkında, "kötü" demek hakkımı kaybettim biliyorum!
Bir süre gözüme görünmesin diyesim var ama galiba; "Çalıyı dolaşmak" tercihimi kullanacağım!..
"Acı, acıyı; su sancıyı keser" miş ya!
Acımı tercih ettiğim bir acıyla unutmaya, Muharrem?Matem Ayı'nda olmamız hasebiyle de Kerbelâ'da susuz kalmışçasına içim yanarken tuz yalamayı tercih edeceğim!...
Ve galiba bundan sonra, sonradan gelenlere geliş sıralarına göre kıdem tavrı takınarak muamele edecek ve bizden olmayana "bizdenmiş gibi" davranarak bizimkilerin yanılmasına sebeplik etmeyeceğim...
Arabeske bağlayıp dolaşacağım;
"Canım dediklerim canımı aldı,
Gönül sarayımı yıkıp gittiler!" Diye...
Başıma gelecek olan en kötü şeyin ise çok sevdiğim yalnızlığım olacağını bildiğim için de bu davranışımda çok katı olacağım.
"BAŞ, BAŞ'A BAĞLI BAŞ DA ALLAH'A" Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017