19 yıldır milletçe doyasıya kutladığımız bir milli bayram hatırlamıyorum.
Yoktan var edilmiş olan, Türkiye Cumhuriyeti devletinde milli bayramlar cami kürsülerinde büyük bir projenin gereği olarak konuşulmuyor.
Atatürk denmiyor, çaycısına kadar rahmet okunuyor.
İçten kutlamalar yapılmıyor, zoraki yapıldığını çocuklar bile kolayca anlayabiliyor.
Ne zaman milli mücadeleden bahsedilse, hemen 15 Temmuz ruhu diye bir ikiz kurtuluş formülü ile birleştiriliyor.
Atatürk'ten kazara bahsedecek olsalar, ardından veya önünden tüm padişahlara rahmet okunuyor.
Sıkıştıklarında binalarına Atatürk posterleri asıyorlar, ama aradan biraz geçince kaldır at depoya.
Doyasıya kutlamak bazen sokaklara dökülerek de olmaz.
Anlam yüklü olmalı, manasını bilen ve yaşayanlarla kutlanmalı.
Ama, Hoca Atatürk Haydar Baş'la birlikte aynı zaman diliminde hem milli ve hem de dini bayramları doyasıya hep bir ölçü çerçevesinde yaşadığımızı da belirtmek isterim.
"Milli bayramlarını kutlamayan milletler, dini bayramlarını da kutlayamaz" şeklindeki muhteşem tespit ona aittir.
Ve yine; "Evlerinize Türk bayrağı asın. Eğer bunu yapmazsanız başka ülkelerin askerleri gelir kendi bayrağını asarlar" sözü de Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e aittir.
O bir Atatürk aşığıydı.
Atatürk'ten bahsetmediği tek bir sohbetine şahit olmadım.
Zaten "Hoş Geldin Atatürk" eserini kaleme alarak, Türk milletini Atasıyla kucaklaştırmış Hoca Atatürk idi o.
Sanki Atatürk'le aynı dönemde yaşamışçasına onu anlatırken daima gözleri nemlenirdi.
Atatürk'ün aleyhinde konuşan birini bırakın, kalbinden bile geçirse o kişiyi bulunduğu yere yaklaştırmazdı.
Yetiştirdiği kadronun tamamı Atatürkçüydü.
Onun tanımına göre; "ATATÜRK VATANDIR."
Atatürk bu milletin inancı, izzeti ve şerefiydi.
Bugünlerde BTP kongrelerinde izlettirilen Atatürk konulu Haydar Baş Bey'e ait konuşmalar ise, insanın bağrını bir kurşun gibi delip geçiyor adeta.
"Anıtkabir'e giderken mutlaka abdestli olun. Bilin ki bir Allah dostunun huzuruna varıyorsunuz" ifadesi, Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bir insan tarafından böylesine eşsiz ve veciz bir şekilde terennüm ediliyordu.
Katıldığı bir çok programda, Andımızı topluca yüksek sesle okuturdu.
Milli mücadelede Atatürk'ün Conkbayırı'nda askerlere verdiği emri her defasında anlatırken gözlerinden yaşların aktığına tanıklık ederdik.
Türk milleti ilk kez ondan öğrenmişti ATA'sının Ehl-i Beyt soyundan geldiğini.
7 yaşında Kur'an'ı ezberleyip, 8 yaşında hafız olduğunu da.
O'nun la birlikte böylesine bir devre tanıklık etmek bizler için şereflerin en yücesi, izzetlerin ötesinde bir şeydi.
İşte Türk milleti ATA'sını bu kadar iyi anlayan, yaşayan ve yaşatan Haydar Hoca'sını maalesef anlayamadı ve elinden kaçırdı gitti.
"Ben sizden oy dilenmeye değil, sizi kurtarmaya geldim.Bana imkan verin bütün dünyayı kalkındırayım. Bunları yapmak için görevli olmak lazım. Bu iş için görevli olan benim neden anlamıyorsunuz" şeklindeki haklı sitemi, gök kubbede yankılanmaya devam ediyor.
"Elveda fakirlik, hoş geldin zenginlik."
"Kainat devleti Türkiye'yi kurmaya var mısınız?"
Evet dostlarım…
Kaçan kaçmaz, kaçırılır.
Giden gitmez, gönderilir.
Her alıp verdiğimiz nefeste, "Yok mu bizi kurtaracak kimse!" diye söylenmemiz hiç de samimi değil.
Kurtarıcıyı zifiri karanlık gibi örtenlerle iş birliği yapılmıştır.
İşte onun "Türkiye'yi zifiri karanlık günler bekliyor" öngörüsünün ayak seslerini her gün duymuyor musunuz ekranlarda?
Atatürk'ü farklı kılan harp okulundan aldığı eğitim değildir.
Farklı oluşu; onun seçilmiş, sevilmiş yüce bir insan olmasından kaynaklıdır.
Türk milletini kurtaracak olan irade, ancak seçilmiş ve görevli biri olabilir.
Bakın Türk'ün tarihine görürsünüz.
Seçilmişler yazılanı değil, gönüllerinden geleni süzerek konuşurlar.
Konuşurken de tebessüm ederler.
Bugün bakın siyasi arenada kim tebessüm ederek ve çok güzel çözüm odaklı konuşuyor.
Hiç şüpheniz olmasın ki bu isim, Z kuşağının dilinden en iyi anlayan, sorunlarını bilen ve onları çözme bilgi, birikim ve iradesine sahip olan, BTP Lideri Hüseyin Baş'tır.
Bu cümleyi kuran ben denizin, 30 yıllık bir araştırmacı-gazeteci kimliği ile gözlem, bilgi ve sahaya dayalı bu tespitleri yaptığımın çok iyi bilinmesini isterim.
Kainat devleti projesinin mimarı, Milli Ekonomi Modeli'nin müellifi olan büyük devrimci lider Prof. Dr. Haydar Baş'ın sahip olduğu tüm bu fikri miras, onun hamur teknesinde yoğrulmuş olan genç, çağdaş ve Atatürkçü lider Hüseyin Baş tarafından imkan verildiği taktirde kusursuz olarak hayata geçirilecektir.
Bundan zerre kuşkum yoktur.
Bundan sizin de asla kuşkunuz olmasın.
- TÜRK milletine ters kelepçe! / 01.04.2025
- Türkler Ehl-i Beyt ile akrabadır / 31.03.2025
- Türk’ler Ehl-i Beyt İslam’ını kabul etmiştir / 30.03.2025
- İktidar çok tehlikeli oynuyor! / 26.03.2025
- Suriye için tek çözüm: Atatürk modeli / 25.03.2025
- Ne ekersen onu biçersin! / 24.03.2025
- Muhalefete tarihi görev: TEK ÇATI altında birleşin / 23.03.2025
- Türkiye’de sadece TÜRK’ler vardır! / 19.03.2025
- Ebu Suud’un Alevi katliamı fetvası / 18.03.2025