AKP'li Türkiye içeride terörle meşgul olurken, dış politikada ise fiyasko üstüne fiyasko yaşıyor. Türkiye'nin bu siyasi acziyeti, Osmanlı Devleti'ni "hasta adam" dedirten son dönemlerindeki Mebuslar Meclisi'ni andırıyor.
AKP'li Türkiye'nin dış politikada iki ana hedefi; birincisi ABD ile stratejik müttefiklik; ikincisi ise AB'ye üye olma?
Çoğu AB ülkesinin yanında, en yakın olduğumuz iddia edilen Almanya'nın parlamentosunda da soykırım tasarısı onaylanınca, AB ile işlerin yerlerde süründüğü açıkça görüldü. Bu şartlar altında vize serbestisi de gözükmüyor.
Yani AKP'nin dış politikasının birinci ayağı devre dışı kalmış durumda?
Peki, ya ABD ile stratejik müttefiklik ne durumda?
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'ye hitaben, "Ya biz, ya PYD?" dedi; ABD ise hiç tereddüt etmeden "PYD" cevabını verdi.
Erdoğan, "PYD asla Fırat'ın batısına geçemez, buna müsaade etmeyiz" dedi; PYD şu anda Fırat'ın batısında, ABD'nin hava desteğiyle üç taraftan Menbiç'e operasyon yapıyor.
Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu, "ABD YPG konusunda bize garanti verdi" dedi, Erdoğan, Menbiç harekâtına 450 YPG'linin ve 2 bin 500 Arabın katıldığını söyledi; İngiliz The Times gazetesinde önceki gün yer alan haberde ise Menbiç'e ilerleyen koalisyon güçlerinin PYD'lilerden oluştuğu ifade edildi.
Yani siyasiler ne dese havada, ne tutsa elinde kalıyor.
AKP'li Türkiye'yi ne takan var, ne sesini duyan. Siyasilerimiz sadece milletimizin gözünü boyayabiliyor ama dışarıda esameleri okunmuyor.
Türkiye'nin dün Saddam döneminde Irak'la, Suriye işgalinden önce de Esad'la son derece önemli ilişkileri vardı ve Türkiye bu ilişkiler sebebiyle bölgede büyük itibar sahibiydi.
Şimdi geldiğimiz noktaya bakın, bizler gölge dövüşü yaparken, körler, sağırlar birbirimizi ağırlarken; ABD'si, PYD'si, Peşmergesi, İsrail'i, Irak'ta atı alan Üsküdar'ı geçiyor.
Dün hinterlandımız olan coğrafyada tek söz sahibi olmayan ülke Türkiye?
AB'ye üyelik, ABD'ye müttefiklik uğruna sayemizde tüm komşu ülkeler talan ediliyor, parçalanıyor.
İşin asıl ilginç tarafı, uyguladığı dış politika iflas üstüne iflas yaşayan AKP'li Türkiye, komşu ülkelerde yaşanan terörün de baş müsebbibi olarak ilan ediliyor.
Hem de bizi bu belaların içine atan sözde müttefiklerimiz tarafından?
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan "Terörizm 2015 Ülkeler Raporu"?
Bakın bu raporda neler söyleniyor:
"Türkiye, Suriye ve Irak'ta IŞİD ve diğer örgütlere katılmak isteyen yabancı terör savaşçılarının geçişini sağlayan transit ülke?"
"Türkiye, terör örgütü üyelerinin yetiştiği kaynak ülke?"
Yanlış okumadınız, ABD, Türkiye'yi terörizmin kaynak ülkesi olarak açıklıyor.
Siyasilerimiz teröristlerin yetiştiği yerin Suriye olduğunu söyleseler de, stratejik müttefik ABD, hazırladığı resmi raporunda, bu konuda Türkiye'yi suçluyor.
Dikkat ederseniz, Menbiç'e yapılan operasyonlarla ilgili olarak gerek yabancı basında gerekse Türk basınının yandaşlar da dahil tamamında "IŞİD'in ikmal yollarının kesilmesi" amacından bahsediyorlar. Ve bu ikmalin adresi olarak da IŞİD'in elinde olan Türkiye sınırındaki 98 kilometrelik hattı gösteriyorlar.
Yani ne demek istiyorlar, IŞİD bütün ihtiyaçlarını Türkiye üzerinden temin ediyor ve yapılan bütün operasyonlar bu ikmali kesmeye yönelik.
Hala anlamıyor musunuz? ABD raporlarında Türkiye'nin teröristler için kaynak ülke olarak ifade edilmesi, IŞİD'in Türkiye'den beslendiğinin sürekli gündem edilmesi sizce tesadüf mü?
Zaten operasyonlarla sıkışan IŞİD, kaçıp yerleşeceği bir yer arıyor, Kilis ve Gaziantep'e yoğunlaşmasının nedeni bu, kendine mekan açıyor.
Peşinden de Büyük İsrail koridorunu terör bahanesiyle oluşturmaya çalışan ABD ve Peşmerge güçleri geliyor.
Terör süpürüyor, Peşmerge yerleşiyor, Büyük İsrail pazılı netleşiyor.
Yaşanan tablo bu iken, siyasilerimiz hala "ABD bize söz verdi", "AB bize muhtaç" modunda?
Bu gerçekleri gören ve bu konularda bizleri defalarca uyaran liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'la ve BTP kadrolarında bir ve beraber olmadığımız müddetçe bu zifiri karanlık tablo daha da derinleşecek ve bu güzelim vatan ayağımızın altından kayıp gidecektir.
Böyle stratejik bir vatan, bu kadar gafleti taşımaz.
AKP'li Türkiye'nin dış politikada iki ana hedefi; birincisi ABD ile stratejik müttefiklik; ikincisi ise AB'ye üye olma?
Çoğu AB ülkesinin yanında, en yakın olduğumuz iddia edilen Almanya'nın parlamentosunda da soykırım tasarısı onaylanınca, AB ile işlerin yerlerde süründüğü açıkça görüldü. Bu şartlar altında vize serbestisi de gözükmüyor.
Yani AKP'nin dış politikasının birinci ayağı devre dışı kalmış durumda?
Peki, ya ABD ile stratejik müttefiklik ne durumda?
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'ye hitaben, "Ya biz, ya PYD?" dedi; ABD ise hiç tereddüt etmeden "PYD" cevabını verdi.
Erdoğan, "PYD asla Fırat'ın batısına geçemez, buna müsaade etmeyiz" dedi; PYD şu anda Fırat'ın batısında, ABD'nin hava desteğiyle üç taraftan Menbiç'e operasyon yapıyor.
Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu, "ABD YPG konusunda bize garanti verdi" dedi, Erdoğan, Menbiç harekâtına 450 YPG'linin ve 2 bin 500 Arabın katıldığını söyledi; İngiliz The Times gazetesinde önceki gün yer alan haberde ise Menbiç'e ilerleyen koalisyon güçlerinin PYD'lilerden oluştuğu ifade edildi.
Yani siyasiler ne dese havada, ne tutsa elinde kalıyor.
AKP'li Türkiye'yi ne takan var, ne sesini duyan. Siyasilerimiz sadece milletimizin gözünü boyayabiliyor ama dışarıda esameleri okunmuyor.
Türkiye'nin dün Saddam döneminde Irak'la, Suriye işgalinden önce de Esad'la son derece önemli ilişkileri vardı ve Türkiye bu ilişkiler sebebiyle bölgede büyük itibar sahibiydi.
Şimdi geldiğimiz noktaya bakın, bizler gölge dövüşü yaparken, körler, sağırlar birbirimizi ağırlarken; ABD'si, PYD'si, Peşmergesi, İsrail'i, Irak'ta atı alan Üsküdar'ı geçiyor.
Dün hinterlandımız olan coğrafyada tek söz sahibi olmayan ülke Türkiye?
AB'ye üyelik, ABD'ye müttefiklik uğruna sayemizde tüm komşu ülkeler talan ediliyor, parçalanıyor.
İşin asıl ilginç tarafı, uyguladığı dış politika iflas üstüne iflas yaşayan AKP'li Türkiye, komşu ülkelerde yaşanan terörün de baş müsebbibi olarak ilan ediliyor.
Hem de bizi bu belaların içine atan sözde müttefiklerimiz tarafından?
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan "Terörizm 2015 Ülkeler Raporu"?
Bakın bu raporda neler söyleniyor:
"Türkiye, Suriye ve Irak'ta IŞİD ve diğer örgütlere katılmak isteyen yabancı terör savaşçılarının geçişini sağlayan transit ülke?"
"Türkiye, terör örgütü üyelerinin yetiştiği kaynak ülke?"
Yanlış okumadınız, ABD, Türkiye'yi terörizmin kaynak ülkesi olarak açıklıyor.
Siyasilerimiz teröristlerin yetiştiği yerin Suriye olduğunu söyleseler de, stratejik müttefik ABD, hazırladığı resmi raporunda, bu konuda Türkiye'yi suçluyor.
Dikkat ederseniz, Menbiç'e yapılan operasyonlarla ilgili olarak gerek yabancı basında gerekse Türk basınının yandaşlar da dahil tamamında "IŞİD'in ikmal yollarının kesilmesi" amacından bahsediyorlar. Ve bu ikmalin adresi olarak da IŞİD'in elinde olan Türkiye sınırındaki 98 kilometrelik hattı gösteriyorlar.
Yani ne demek istiyorlar, IŞİD bütün ihtiyaçlarını Türkiye üzerinden temin ediyor ve yapılan bütün operasyonlar bu ikmali kesmeye yönelik.
Hala anlamıyor musunuz? ABD raporlarında Türkiye'nin teröristler için kaynak ülke olarak ifade edilmesi, IŞİD'in Türkiye'den beslendiğinin sürekli gündem edilmesi sizce tesadüf mü?
Zaten operasyonlarla sıkışan IŞİD, kaçıp yerleşeceği bir yer arıyor, Kilis ve Gaziantep'e yoğunlaşmasının nedeni bu, kendine mekan açıyor.
Peşinden de Büyük İsrail koridorunu terör bahanesiyle oluşturmaya çalışan ABD ve Peşmerge güçleri geliyor.
Terör süpürüyor, Peşmerge yerleşiyor, Büyük İsrail pazılı netleşiyor.
Yaşanan tablo bu iken, siyasilerimiz hala "ABD bize söz verdi", "AB bize muhtaç" modunda?
Bu gerçekleri gören ve bu konularda bizleri defalarca uyaran liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'la ve BTP kadrolarında bir ve beraber olmadığımız müddetçe bu zifiri karanlık tablo daha da derinleşecek ve bu güzelim vatan ayağımızın altından kayıp gidecektir.
Böyle stratejik bir vatan, bu kadar gafleti taşımaz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025