ABD'nin başını çektiği Batı dünyasının İslam coğrafyası üzerinde üç savaş senaryosu var: Şii-Sünni çatışması şeklinde mezhepsel bir savaş, Türk-Kürt çatışması şeklinde etnik bir savaş ve bu iki bölgesel savaşla darmadağın olmuş, kan gölüne dönmüş olan İslam coğrafyasını ABD ve İsrail adına silip süpürecek olan bir Armageddon (Kıyamet) savaşı?
Haçlı Batı, Mesih'in bu savaşın neticesinde geleceğine inandığı için, İsrail ise Mesih geldikten sonra Büyük İsrail Devleti kurulacağına inandığı için bu projenin içinde?
ABD ise bütün bu projelerin üstünde, Prof. Dr. Haydar Baş'ın önemle altını çizdiği gibi, küresel iklim şartlarının Amerika kıtasını olumsuz hale getirmesi sebebiyle bu coğrafyayı kendisine vatan seçtiği için bu projeyi ortaya koyuyor. ABD, Şii-Sünni çatışmasının başlaması için Sünni NATO, diğer ifadeyle Arap NATO'su projesini hayata geçiriyor. ABD Başkanı Trump'ın ilk yurt dışı ziyareti Suudi Arabsitan'aydı ve ana gündem buydu. Amerikan Washington Post, Wall Street Journal gazeteleri, Alman Die Welt gazetesi ve daha birçok Batılı gazeteler Trump'ın bu ziyaretinin amacının Şii İran'a karşı bir Sünni NATO oluşturmak olduğunu yazdılar.
Washington Post'ta yer alan haberde, Suudi Arabistan ziyaretiyle Trump'ın bu süreci resmen başlattığı, bu planın en büyük adımının büyük silah anlaşması olduğunu, Arap NATO'su projesinin başında ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın yer aldığı ve sıkı durun, burası çok önemli, Arap NATO'sunun "önce Amerika" ilkesine uygun olacağı belirtildi.
Yani Sünni İslam ülkelerinden bir Arap birliği kuruluyor, projeyi teklif eden İsrail, projenin başında Yahudi kökenli ABD Dışişleri Bakanı var, ismi Sünni NATO, ya da Arap NATO'su, sloganı "önce Amerika", amacı Müslüman ve Şii İran'a karşı mücadele yürütmek ve de ABD'nin bölgesel çıkarlarına hizmet edip, İsrail'in güvenliğini sağlamak? Soru şu: çıkacak olan bölgesel bir mezhepsel savaştan Sünni blokun galip gelmesini isterler mi? 1980'li yıllarda İran-Irak savaşında örneğini gördüğümüz gibi ABD'nin amacı bir tarafı galip getirmek değil, iki tarafın da uzun süre birbirini kırmasını sağlamak?
Irak'ı aleni olarak destekleyen ABD'nin, İran'a da silah sattığını unutmayalım. Yine aynı şey olacak, maksat Sünni'yi kazandırmak değil, Sünni ya da Şii fark etmez Müslüman'ın birbirini kırması?
ABD, etnik savaş için de gerek Barzani'nin peşmergesini, gerekse Suriye'nin kuzeyinde bulunan terör örgütü YPG'yi destekliyor, hem silah, hem de askeri yardımlarda bulunuyor. Kobani sürecinden bu yana gayri resmi bir şekilde YPG'ye her türlü desteği veren ABD, Trump'ın YPG'ye resmen silah yardımının önünü açan kararnamesinden sonra bu desteği daha da artırdı. ABD'nin sadece 15-20 Mayıs tarihleri arasında YPG'ye 100 tırlık silah, mühimmat ve askeri yardım yaptığı açıklandı.
Bu tırlarda, ABD yapımı çoklu roketatar rampaları, 80 ve 120 milimetre havan, MK19 bombaatar, M4 Cabrine ve M16 piyade tüfekleri, Humwee tipi askeri araçlar, Cougar tipi zırhlı personel taşıyıcılar var. Ve de Türkiye'nin parasıyla talep ettiği halde bir türlü alamadığı, ABD'nin bize satmadığı FGM-148 Javelin tanksavar füzeleri var. NATO ülkesiyiz, ABD'nin sözde müttefikiyiz adamlar bize parasıyla bile satmıyor, Türkiye'nin terör örgütü olarak belirttiği YPG'ye ise hibe ediyorlar. Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifade ettiği gibi, yıllardır ABD'siz olmaz diyorlardı, peki, ABD ile oluyor muymuş? Alın size pratik, uygulama boyutunda bir cevap?
ABD, bir taraftan YPG'ye silah ve mühimmat desteği verirken, diğer taraftan da militan sayısını artırmaya çalışıyor. Şu an 60 bin militana sahipler bunu Haziran itibarıyla 100 binin üzerine taşıyacaklar. Bunun açıklamasını geçtiğimiz günlerde yapmışlardı. Bağımsızlık peşinde koşan Barzani'nin peşmergesi de 2003'lü yıllarda 100 bin civarındaydı, net rakam bilinmemekle beraber 150-200 bin civarında olduğunu rahmin ediyorum.
Peki, Türk Silahlı Kuvvetleri ne kadar? Sözleşmeli personelle birlikte 350 bin civarında? Tehlikenin büyüklüğünü görebiliyor musunuz? İşte size ABD'nin ikinci savaş senaryosu, etnik bir çatışma? Yine bir tarafı galip getirme amaçlı değil, Türkiye'nin de içinde bulunduğu İslam coğrafyasını etnik bir çatışmayla kan gölüne çevirmek, Türk ve Kürt'ün birbirini kırmasını sağlamak?
ABD, bir taraftan da başta da ifade ettiğimiz gibi terör saldırılarıyla Batı dünyasını yeni ve kapsamlı bir Haçlı seferine hazırlıyor. Trump'ın Vatikan ziyaretini de bu kapsamda değerlendirmek lazım.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey, bu tehlikeler konusunda yıllardır milletimizi ayıktırmaya çalışıyor. "Türk-Kürt çatışması, Şii-Sünni çatışması çıkarmak istiyorlar" diyor. "Haçlı seferleri halen devam ediyor" diyor. Sadece uyarmakla kalmıyor, aynı zamanda, birlik ve beraberlik çalışmalarıyla, "bir kolumu kesseniz Türk kanı akar, diğer kolumu kesseniz Kürt kanı akar, bizler aynı dedenin torunlarıyız, kardeşiz" diyerek, üniter yapı vurgusu yaparak, vatandaşlık maaşı gibi Batının ayrımcılık planlarını bozacak projeler geliştirerek, Şii-Sünni kardeşliği vurgusu yaparak, "Ortak paydamız Ehl-i Beyt'tir" diyerek, bunun eserlerini ortaya koyarak, birlik ve beraberliğin ekonomi temeli olan Milli Ekonomi Modeli'ni sunarak çözümlerini de yıllardır bir bir ifade ediyor.
O'nu görmezden geldiğimiz her gün Kıyamet ateşine bir adım daha yaklaştığımız gündür. Milet olarak, zifiri karanlık kuyudan tek çıkışımız Prof. Dr. Haydar Baş'la beraber olmaktır.
Haçlı Batı, Mesih'in bu savaşın neticesinde geleceğine inandığı için, İsrail ise Mesih geldikten sonra Büyük İsrail Devleti kurulacağına inandığı için bu projenin içinde?
ABD ise bütün bu projelerin üstünde, Prof. Dr. Haydar Baş'ın önemle altını çizdiği gibi, küresel iklim şartlarının Amerika kıtasını olumsuz hale getirmesi sebebiyle bu coğrafyayı kendisine vatan seçtiği için bu projeyi ortaya koyuyor. ABD, Şii-Sünni çatışmasının başlaması için Sünni NATO, diğer ifadeyle Arap NATO'su projesini hayata geçiriyor. ABD Başkanı Trump'ın ilk yurt dışı ziyareti Suudi Arabsitan'aydı ve ana gündem buydu. Amerikan Washington Post, Wall Street Journal gazeteleri, Alman Die Welt gazetesi ve daha birçok Batılı gazeteler Trump'ın bu ziyaretinin amacının Şii İran'a karşı bir Sünni NATO oluşturmak olduğunu yazdılar.
Washington Post'ta yer alan haberde, Suudi Arabistan ziyaretiyle Trump'ın bu süreci resmen başlattığı, bu planın en büyük adımının büyük silah anlaşması olduğunu, Arap NATO'su projesinin başında ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın yer aldığı ve sıkı durun, burası çok önemli, Arap NATO'sunun "önce Amerika" ilkesine uygun olacağı belirtildi.
Yani Sünni İslam ülkelerinden bir Arap birliği kuruluyor, projeyi teklif eden İsrail, projenin başında Yahudi kökenli ABD Dışişleri Bakanı var, ismi Sünni NATO, ya da Arap NATO'su, sloganı "önce Amerika", amacı Müslüman ve Şii İran'a karşı mücadele yürütmek ve de ABD'nin bölgesel çıkarlarına hizmet edip, İsrail'in güvenliğini sağlamak? Soru şu: çıkacak olan bölgesel bir mezhepsel savaştan Sünni blokun galip gelmesini isterler mi? 1980'li yıllarda İran-Irak savaşında örneğini gördüğümüz gibi ABD'nin amacı bir tarafı galip getirmek değil, iki tarafın da uzun süre birbirini kırmasını sağlamak?
Irak'ı aleni olarak destekleyen ABD'nin, İran'a da silah sattığını unutmayalım. Yine aynı şey olacak, maksat Sünni'yi kazandırmak değil, Sünni ya da Şii fark etmez Müslüman'ın birbirini kırması?
ABD, etnik savaş için de gerek Barzani'nin peşmergesini, gerekse Suriye'nin kuzeyinde bulunan terör örgütü YPG'yi destekliyor, hem silah, hem de askeri yardımlarda bulunuyor. Kobani sürecinden bu yana gayri resmi bir şekilde YPG'ye her türlü desteği veren ABD, Trump'ın YPG'ye resmen silah yardımının önünü açan kararnamesinden sonra bu desteği daha da artırdı. ABD'nin sadece 15-20 Mayıs tarihleri arasında YPG'ye 100 tırlık silah, mühimmat ve askeri yardım yaptığı açıklandı.
Bu tırlarda, ABD yapımı çoklu roketatar rampaları, 80 ve 120 milimetre havan, MK19 bombaatar, M4 Cabrine ve M16 piyade tüfekleri, Humwee tipi askeri araçlar, Cougar tipi zırhlı personel taşıyıcılar var. Ve de Türkiye'nin parasıyla talep ettiği halde bir türlü alamadığı, ABD'nin bize satmadığı FGM-148 Javelin tanksavar füzeleri var. NATO ülkesiyiz, ABD'nin sözde müttefikiyiz adamlar bize parasıyla bile satmıyor, Türkiye'nin terör örgütü olarak belirttiği YPG'ye ise hibe ediyorlar. Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifade ettiği gibi, yıllardır ABD'siz olmaz diyorlardı, peki, ABD ile oluyor muymuş? Alın size pratik, uygulama boyutunda bir cevap?
ABD, bir taraftan YPG'ye silah ve mühimmat desteği verirken, diğer taraftan da militan sayısını artırmaya çalışıyor. Şu an 60 bin militana sahipler bunu Haziran itibarıyla 100 binin üzerine taşıyacaklar. Bunun açıklamasını geçtiğimiz günlerde yapmışlardı. Bağımsızlık peşinde koşan Barzani'nin peşmergesi de 2003'lü yıllarda 100 bin civarındaydı, net rakam bilinmemekle beraber 150-200 bin civarında olduğunu rahmin ediyorum.
Peki, Türk Silahlı Kuvvetleri ne kadar? Sözleşmeli personelle birlikte 350 bin civarında? Tehlikenin büyüklüğünü görebiliyor musunuz? İşte size ABD'nin ikinci savaş senaryosu, etnik bir çatışma? Yine bir tarafı galip getirme amaçlı değil, Türkiye'nin de içinde bulunduğu İslam coğrafyasını etnik bir çatışmayla kan gölüne çevirmek, Türk ve Kürt'ün birbirini kırmasını sağlamak?
ABD, bir taraftan da başta da ifade ettiğimiz gibi terör saldırılarıyla Batı dünyasını yeni ve kapsamlı bir Haçlı seferine hazırlıyor. Trump'ın Vatikan ziyaretini de bu kapsamda değerlendirmek lazım.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey, bu tehlikeler konusunda yıllardır milletimizi ayıktırmaya çalışıyor. "Türk-Kürt çatışması, Şii-Sünni çatışması çıkarmak istiyorlar" diyor. "Haçlı seferleri halen devam ediyor" diyor. Sadece uyarmakla kalmıyor, aynı zamanda, birlik ve beraberlik çalışmalarıyla, "bir kolumu kesseniz Türk kanı akar, diğer kolumu kesseniz Kürt kanı akar, bizler aynı dedenin torunlarıyız, kardeşiz" diyerek, üniter yapı vurgusu yaparak, vatandaşlık maaşı gibi Batının ayrımcılık planlarını bozacak projeler geliştirerek, Şii-Sünni kardeşliği vurgusu yaparak, "Ortak paydamız Ehl-i Beyt'tir" diyerek, bunun eserlerini ortaya koyarak, birlik ve beraberliğin ekonomi temeli olan Milli Ekonomi Modeli'ni sunarak çözümlerini de yıllardır bir bir ifade ediyor.
O'nu görmezden geldiğimiz her gün Kıyamet ateşine bir adım daha yaklaştığımız gündür. Milet olarak, zifiri karanlık kuyudan tek çıkışımız Prof. Dr. Haydar Baş'la beraber olmaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025