Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın, 300 koyun, asgari ücret ve sigorta sağlanacağını ifade ettiği "Köye Geri Dönüş Projesi"nin ayrıntıları belli olmaya başladı. Bu proje doğal olarak herkesin dikkatini çekti ve tarım kesimini umutlandırdı.
Fakıbaba, bu projenin hedefiyle alakalı olarak, "Bizim amacımız, şu anda 45 milyon olan küçükbaş hayvan sayısını istediğimiz seviyeye getirmek, 16 milyon olan büyükbaş sayımızı da bir seviyeye getirmek" ifadelerini kullandı.
Ve Bakan Fakıbaba ayrıca Türkiye'nin gelecekte kesinlikle et ithal etmeyeceğini belirterek, "Et ihraç eden ülkelerden birisi haline geleceğiz" dedi.
Esnaf temsilcileri, 16 yıldır tarım ve hayvancılık politikaları belli olan AKP hükümetinin bu projesinden çok umutlanmış olacaklar ki, köyüne geri dönen çiftçi ailelere sağlanacak 300 baş damızlık koyun, asgari ücret ve sigorta desteğinden memnuniyet duyduklarını belirterek, "Bu projeyle et ithalatı bitecek, köyler yeniden canlanacak ve işsizlik oranı düşecek" diyorlar.
Ekonomiyi dışarıdan alınan borçla çevirme politikasında bir değişiklik var mı? Yok. AB politikalarında bir değişiklik var mı? Yok. En stratejik tarım ve hayvancılık ürünlerini dışarıdan ithal etme anlayışında bir değişme var mı? O da yok. Peki, nasıl olacak bu iş?
Dilerseniz işin aslını ortaya koyalım.
Öncelikle projeden herkes yararlanamayacak. Fakıbaba, projeyle ilgili olarak, "Bu proje herkese bedava koyun verilecek anlamına gelmiyor" dedi. Köyde yaşayan ve halen koyun yetiştiriciliği yapanlar bu proje desteklerinden yararlanamayacak. Sadece daha önce hayvancılık yapan, üretimi sürdüremediği için ağılını, toprağını bırakıp kente göç edenlerden tekrar köye dönmek isteyenler yararlanabilecek. Tabii, bunların birçoğu ağılını, toprağını satarak kente yerleşiyor, yani ellerinde ne ağıl kaldı ne de toprak?
Proje kapsamında verilecek olan 300 koyun bedava değil elbette? Projeye dahil olmak isteyen kişinin köydeki arazisi ipotek olarak alınacak, Ziraat Bankası'nın düşük faizli kredisinden yararlandırılarak, 300 baş koyun, 5 yıl vadeli kredi karşılığında temin edilecek. Yani köylü faizli bir borcun içine sokuluyor, eğer kaldıysa tarım arazisine de ipotek konuluyor.
Damızlık koyunun tanesinin ortalama 1000 TL olduğunu kabul edersek, bir çiftçiye 300 koyun için 300 bin liralık kredi kullandırılacak. Demek ki, köylünün projeden istifade edebilmesi için en az bu kadarlık arazisi olması gerekiyor. Ve kentten köye dönmek isteyen çiftçi 300 bin liralık bir faizli borcun altına imza atmış oluyor.
Uzmanlar, projeyi yürütecek olan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün elinde yeterli sayıda damızlık koyun olmadığını ifade ediyorlar. Dolayısıyla, bu projede ihtiyaç duyulan damızlık koyunlar dışarıdan ithal edilmek zorunda... Böyle bir durumda, yerli koyunculuk büyük darbe alır ve kısa zamanda hayvancılıkta büyük bir çöküş yaşanır.
Bu tür ipotekli kredilerde vade tamamlanmadan ürünlerin satılmasına müsaade edilmiyor. Yani alınan koyunlar 5 yıl içinde satılamayacak.
Projenin 2019'da yapılacak seçim öncesi devreye sokulacak olması, geleceğe yönelik kesin bir çözüm değil, seçimlik bir proje olduğunu gösteriyor.
Bunlar uzmanların yapmış olduğu değerlendirmeler, projenin nasıl olacağı net olarak 23-24 Şubat tarihlerinde açıklanacak.
Hükümet bir taraftan böyle projeler açıklayıp bununla yerli hayvancılığı kalkındıracağını ifade ederken, diğer taraftan kasaplık sığır, karkas et ve lop et ithalatı tam gaz devam ediyor.
Et ve Süt Kurumu 100 bin baş kasaplık sığır ithal etmek için ihale açtı. İhale 19 Şubat 2018 tarihinde Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü'nde yapılacak. İhaleye yerli ve yabancı firmalar teklif verebilecek. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Bir taraftan ithalat artarak devam ederken, bu durum mevcut hayvan üreticilerini dahi perişan ederken, bu perişanlığa sunduğumuz projelerle yenilerini ilave etmenin mantığı nedir?
Eğer maliyetler düşürülmez, besiciye pazar imkanı sunulmaz ve de ithalatın önü kesilmezse, sonuç 300 koyun karşılığı ipotek edilen arazilerin de köylünün elinden çıkması olacaktır. Hatta işin içinde faiz olduğu için bununla da kurtulamayacaklardır.
Çözüm mü diyorsunuz? Bugüne kadar size Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yıllardır çözümü anlatıyor, bizler anlatmaya çalışıyoruz; dinlediniz mi?
Sayın Baş, hayvancılıkta maliyetlerin nasıl azaltılacağını, nasıl finanse edileceğini, yüzde 100 yerli hayvancılığın nasıl yapılacağını, dünyanın en büyük hayvan ihracatçısı nasıl olunacağını, tarım köylüsünün nasıl gerçek "efendi" olacağını anlattı, anlattı, anlattı?
Bu çözümlerin dünya çapında kitabını yazdı Sayın Baş: Milli Ekonomi Modeli?
Elin Sibiryalısı duydu, Şililisi, Brezilyalısı duydu, Çinlisi, Hintlisi duydu, duymakla kalmadı uyguladı, faydasını gördü ama siz kulaklarınızı tıkadınız, duymazdan geldiniz.
Şimdi umutlanın bakalım, nereye kadar umutlanacaksınız.
Fakıbaba, bu projenin hedefiyle alakalı olarak, "Bizim amacımız, şu anda 45 milyon olan küçükbaş hayvan sayısını istediğimiz seviyeye getirmek, 16 milyon olan büyükbaş sayımızı da bir seviyeye getirmek" ifadelerini kullandı.
Ve Bakan Fakıbaba ayrıca Türkiye'nin gelecekte kesinlikle et ithal etmeyeceğini belirterek, "Et ihraç eden ülkelerden birisi haline geleceğiz" dedi.
Esnaf temsilcileri, 16 yıldır tarım ve hayvancılık politikaları belli olan AKP hükümetinin bu projesinden çok umutlanmış olacaklar ki, köyüne geri dönen çiftçi ailelere sağlanacak 300 baş damızlık koyun, asgari ücret ve sigorta desteğinden memnuniyet duyduklarını belirterek, "Bu projeyle et ithalatı bitecek, köyler yeniden canlanacak ve işsizlik oranı düşecek" diyorlar.
Ekonomiyi dışarıdan alınan borçla çevirme politikasında bir değişiklik var mı? Yok. AB politikalarında bir değişiklik var mı? Yok. En stratejik tarım ve hayvancılık ürünlerini dışarıdan ithal etme anlayışında bir değişme var mı? O da yok. Peki, nasıl olacak bu iş?
Dilerseniz işin aslını ortaya koyalım.
Öncelikle projeden herkes yararlanamayacak. Fakıbaba, projeyle ilgili olarak, "Bu proje herkese bedava koyun verilecek anlamına gelmiyor" dedi. Köyde yaşayan ve halen koyun yetiştiriciliği yapanlar bu proje desteklerinden yararlanamayacak. Sadece daha önce hayvancılık yapan, üretimi sürdüremediği için ağılını, toprağını bırakıp kente göç edenlerden tekrar köye dönmek isteyenler yararlanabilecek. Tabii, bunların birçoğu ağılını, toprağını satarak kente yerleşiyor, yani ellerinde ne ağıl kaldı ne de toprak?
Proje kapsamında verilecek olan 300 koyun bedava değil elbette? Projeye dahil olmak isteyen kişinin köydeki arazisi ipotek olarak alınacak, Ziraat Bankası'nın düşük faizli kredisinden yararlandırılarak, 300 baş koyun, 5 yıl vadeli kredi karşılığında temin edilecek. Yani köylü faizli bir borcun içine sokuluyor, eğer kaldıysa tarım arazisine de ipotek konuluyor.
Damızlık koyunun tanesinin ortalama 1000 TL olduğunu kabul edersek, bir çiftçiye 300 koyun için 300 bin liralık kredi kullandırılacak. Demek ki, köylünün projeden istifade edebilmesi için en az bu kadarlık arazisi olması gerekiyor. Ve kentten köye dönmek isteyen çiftçi 300 bin liralık bir faizli borcun altına imza atmış oluyor.
Uzmanlar, projeyi yürütecek olan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün elinde yeterli sayıda damızlık koyun olmadığını ifade ediyorlar. Dolayısıyla, bu projede ihtiyaç duyulan damızlık koyunlar dışarıdan ithal edilmek zorunda... Böyle bir durumda, yerli koyunculuk büyük darbe alır ve kısa zamanda hayvancılıkta büyük bir çöküş yaşanır.
Bu tür ipotekli kredilerde vade tamamlanmadan ürünlerin satılmasına müsaade edilmiyor. Yani alınan koyunlar 5 yıl içinde satılamayacak.
Projenin 2019'da yapılacak seçim öncesi devreye sokulacak olması, geleceğe yönelik kesin bir çözüm değil, seçimlik bir proje olduğunu gösteriyor.
Bunlar uzmanların yapmış olduğu değerlendirmeler, projenin nasıl olacağı net olarak 23-24 Şubat tarihlerinde açıklanacak.
Hükümet bir taraftan böyle projeler açıklayıp bununla yerli hayvancılığı kalkındıracağını ifade ederken, diğer taraftan kasaplık sığır, karkas et ve lop et ithalatı tam gaz devam ediyor.
Et ve Süt Kurumu 100 bin baş kasaplık sığır ithal etmek için ihale açtı. İhale 19 Şubat 2018 tarihinde Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü'nde yapılacak. İhaleye yerli ve yabancı firmalar teklif verebilecek. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Bir taraftan ithalat artarak devam ederken, bu durum mevcut hayvan üreticilerini dahi perişan ederken, bu perişanlığa sunduğumuz projelerle yenilerini ilave etmenin mantığı nedir?
Eğer maliyetler düşürülmez, besiciye pazar imkanı sunulmaz ve de ithalatın önü kesilmezse, sonuç 300 koyun karşılığı ipotek edilen arazilerin de köylünün elinden çıkması olacaktır. Hatta işin içinde faiz olduğu için bununla da kurtulamayacaklardır.
Çözüm mü diyorsunuz? Bugüne kadar size Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yıllardır çözümü anlatıyor, bizler anlatmaya çalışıyoruz; dinlediniz mi?
Sayın Baş, hayvancılıkta maliyetlerin nasıl azaltılacağını, nasıl finanse edileceğini, yüzde 100 yerli hayvancılığın nasıl yapılacağını, dünyanın en büyük hayvan ihracatçısı nasıl olunacağını, tarım köylüsünün nasıl gerçek "efendi" olacağını anlattı, anlattı, anlattı?
Bu çözümlerin dünya çapında kitabını yazdı Sayın Baş: Milli Ekonomi Modeli?
Elin Sibiryalısı duydu, Şililisi, Brezilyalısı duydu, Çinlisi, Hintlisi duydu, duymakla kalmadı uyguladı, faydasını gördü ama siz kulaklarınızı tıkadınız, duymazdan geldiniz.
Şimdi umutlanın bakalım, nereye kadar umutlanacaksınız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025