İsrail'in Filistin'deki işgal ve katliamını canlı yayınlarda seyrediyorsunuz herhalde. Belki de arasıra, şu dünyaya nizamat veren global aktörler bu "naklen katliam"ı görmüyorlar mı, diye içinizden geçiriyorsunuzdur. Siz iç geçirmeye devam edin, ama oralardan tık yok.
Maalesef Türkiye'yi düzmece soykırım iddialarıyla uluslararası platformda köşeye sıkıştırmak isteyenler, İsrail'in Filistin'de uyguladığı "capcanlı soykırımı" yıllardan beri görmezlikten geliyorlar; üç maymun rolünü oynuyorlar. Hatta konjonktüre göre teşvik ediyorlar. İnsanlar, sokak ortalarında canlı yayın karelerinde görülecek biçimde tek kurşunla yere indiriliyor; fakat global güçler, görmedim, duymadım, bilmiyorum diyorlar.
Türk Milleti'nin adeta "insanlığa rahmet ve adalet timsali" elinin çektirildiği coğrafyalardaki bu hazin tablolar, Haçlı medeniyeti ile bizim medeniyetimiz arasındaki farkın çok önemli göstergeleridir. Önceki gün Balkanlarda, dün Asya'da, bugün Ortadoğu'da adeta nöbetleşe yaşanan bu görüntüler, dünyanın bizim medeniyetimize, bizim koordinasyonumuza, bizim adaletimize, bizim muhafızlığımıza ne kadar muhtaç olduğunun ifadesidir.
Bugün çok kültürlülük, çok dinlilik, dinlerarası diyalog ve sair namlar altında katedilen yollar, Haçlı kültürünün dünyanın tek kültürü haline getirilmesi, geriye kalanların ise kökünün kazınması için ince kıyım soykırıma tabi tutulmasıdır. Dolayısıyla global güçlerin terör tanımı, kendi Haçlı varlıklarına ve kültürlerine yönelik taarruzlardır. Soykırımın tanımı da aynı kategoride mütalaa edilir.
Maalesef bu kavram değişimlerinin yanısıra bireysel ve toplumsal karakter değişimleri de hızlandırıldı. Nitekim bir zamanların salon mücahitlerinin ABD'de CIA'nin Ortadoğu eski Temsilcisi Graham Fuller'in, onun Musevi lobidaşı Henry J. Barkey'in, ABD'li meşhur Morton Abramowitz'in, Washington Institute'nun uzmanlarından Alan Makovsky'nin lobisel seanslarından geçenler, hamamdan "evreka, evreka" diye fırlayan Archimedes gibi Atlantik ötesinden "değiştim değiştim" diye fırlamakla kalmadılar. Bu değişen yenilikçilerimizin terör tanımı da globalleşerek gözleri, Filistin'de tanklara karşı taş fırlatan çocukları terörist olarak görmeye başladı.
Washington'da kendisine yöneltilen "Bunlar sizce terörist bir midir?" türünden sorulara Tayyip Erdoğan'ın "Bu konu benim bilgi alanıma girmiyor. Eğer terörizme bulaşmışsa teröristtir'' şeklindeki cevabı oldukça dikkatimi çekmişti. Yanında Musevi lobidaşı Henry J. Barkley olduğu için öyle konuşmuştur, diye düşünenler de olabilir. Fakat ben, yenilikçilerin gölgesindeki Yeni Şafak'tan Nazif Gürdoğan'ın Kudüs'le ilgili globalleşmiş yazısını görünce hem yenilikçilere, hem de Filistinlilere doğrusu çok acıdım.
Gürdoğan beş-on gün önceki makalesinde aynen diyor ki: Kudüs Museviler'in, Hristiyanlar'ın ve Müslümanlar'ın değil, 'İbrahim Milleti'nin başkentidir. Kim onu tek başına sahip olmaya kalkarsa, "Mukaddes Beyt"in mirası altında ezilmekten kurtulamaz. Çünkü Kudüs 'İbrahim Milleti'nin ortak mirasıdır.
İşte globallik bu, çok kültürlü-çok dinli küresel anlayış bu. Bu demektir ki, Kudüs'e sahip çıkmaya kalkışan Filistinli'nin İsrail tarafından başının ezilmesi "ortak miras" hukukunun gereğidir. Anladınız mı, bu global ortak miras hukukunu? Filistin'de İsrail'in hangi hukuk çerçevesinde iş gördüğünü? Siz, şimdi bu yenilikçi ve değişimcilerin hengi lobiden bağırdıklarını fark edemiyor musunuz?
Son üç-beş yıldan beri sıklıkla Harran Bölgesi için, tarihi Mezopotamya bölgesi için ve Suriçi İstanbul için de aynı "ortak miras hukuku"ndan bahsedildiğini bilmiyor musunuz? "İbrahimi dinler" Şanlıurfa'da buluşturulmadı mı? Dahası, medeniyetlerin beşiği olan tüm Anadolu için aynı huktuktan dem vurulduğundan haberdar değil misiniz?
Bu vahim lakırdılardan hala haberdar değilseniz, korkarım Filistin'deki masumlar gibi yarın Anadolu topraklarında da milyorlarca masum "ortak miras hukuku"nun kurbanı olacaktır.
Bugün sınırlara, bayrağa, sancağa, böylesi büyük bir milli orduya ne gerek var diyenler, işte bu hukuk çerçevesinde konuşuyorlar. Bilmem anlatabildim mi?
Maalesef Türkiye'yi düzmece soykırım iddialarıyla uluslararası platformda köşeye sıkıştırmak isteyenler, İsrail'in Filistin'de uyguladığı "capcanlı soykırımı" yıllardan beri görmezlikten geliyorlar; üç maymun rolünü oynuyorlar. Hatta konjonktüre göre teşvik ediyorlar. İnsanlar, sokak ortalarında canlı yayın karelerinde görülecek biçimde tek kurşunla yere indiriliyor; fakat global güçler, görmedim, duymadım, bilmiyorum diyorlar.
Türk Milleti'nin adeta "insanlığa rahmet ve adalet timsali" elinin çektirildiği coğrafyalardaki bu hazin tablolar, Haçlı medeniyeti ile bizim medeniyetimiz arasındaki farkın çok önemli göstergeleridir. Önceki gün Balkanlarda, dün Asya'da, bugün Ortadoğu'da adeta nöbetleşe yaşanan bu görüntüler, dünyanın bizim medeniyetimize, bizim koordinasyonumuza, bizim adaletimize, bizim muhafızlığımıza ne kadar muhtaç olduğunun ifadesidir.
Bugün çok kültürlülük, çok dinlilik, dinlerarası diyalog ve sair namlar altında katedilen yollar, Haçlı kültürünün dünyanın tek kültürü haline getirilmesi, geriye kalanların ise kökünün kazınması için ince kıyım soykırıma tabi tutulmasıdır. Dolayısıyla global güçlerin terör tanımı, kendi Haçlı varlıklarına ve kültürlerine yönelik taarruzlardır. Soykırımın tanımı da aynı kategoride mütalaa edilir.
Maalesef bu kavram değişimlerinin yanısıra bireysel ve toplumsal karakter değişimleri de hızlandırıldı. Nitekim bir zamanların salon mücahitlerinin ABD'de CIA'nin Ortadoğu eski Temsilcisi Graham Fuller'in, onun Musevi lobidaşı Henry J. Barkey'in, ABD'li meşhur Morton Abramowitz'in, Washington Institute'nun uzmanlarından Alan Makovsky'nin lobisel seanslarından geçenler, hamamdan "evreka, evreka" diye fırlayan Archimedes gibi Atlantik ötesinden "değiştim değiştim" diye fırlamakla kalmadılar. Bu değişen yenilikçilerimizin terör tanımı da globalleşerek gözleri, Filistin'de tanklara karşı taş fırlatan çocukları terörist olarak görmeye başladı.
Washington'da kendisine yöneltilen "Bunlar sizce terörist bir midir?" türünden sorulara Tayyip Erdoğan'ın "Bu konu benim bilgi alanıma girmiyor. Eğer terörizme bulaşmışsa teröristtir'' şeklindeki cevabı oldukça dikkatimi çekmişti. Yanında Musevi lobidaşı Henry J. Barkley olduğu için öyle konuşmuştur, diye düşünenler de olabilir. Fakat ben, yenilikçilerin gölgesindeki Yeni Şafak'tan Nazif Gürdoğan'ın Kudüs'le ilgili globalleşmiş yazısını görünce hem yenilikçilere, hem de Filistinlilere doğrusu çok acıdım.
Gürdoğan beş-on gün önceki makalesinde aynen diyor ki: Kudüs Museviler'in, Hristiyanlar'ın ve Müslümanlar'ın değil, 'İbrahim Milleti'nin başkentidir. Kim onu tek başına sahip olmaya kalkarsa, "Mukaddes Beyt"in mirası altında ezilmekten kurtulamaz. Çünkü Kudüs 'İbrahim Milleti'nin ortak mirasıdır.
İşte globallik bu, çok kültürlü-çok dinli küresel anlayış bu. Bu demektir ki, Kudüs'e sahip çıkmaya kalkışan Filistinli'nin İsrail tarafından başının ezilmesi "ortak miras" hukukunun gereğidir. Anladınız mı, bu global ortak miras hukukunu? Filistin'de İsrail'in hangi hukuk çerçevesinde iş gördüğünü? Siz, şimdi bu yenilikçi ve değişimcilerin hengi lobiden bağırdıklarını fark edemiyor musunuz?
Son üç-beş yıldan beri sıklıkla Harran Bölgesi için, tarihi Mezopotamya bölgesi için ve Suriçi İstanbul için de aynı "ortak miras hukuku"ndan bahsedildiğini bilmiyor musunuz? "İbrahimi dinler" Şanlıurfa'da buluşturulmadı mı? Dahası, medeniyetlerin beşiği olan tüm Anadolu için aynı huktuktan dem vurulduğundan haberdar değil misiniz?
Bu vahim lakırdılardan hala haberdar değilseniz, korkarım Filistin'deki masumlar gibi yarın Anadolu topraklarında da milyorlarca masum "ortak miras hukuku"nun kurbanı olacaktır.
Bugün sınırlara, bayrağa, sancağa, böylesi büyük bir milli orduya ne gerek var diyenler, işte bu hukuk çerçevesinde konuşuyorlar. Bilmem anlatabildim mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019