Geçenlerde Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan yaptığı konuşmada, "Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması Anayasa'yı tamamen anlamsız ve işlevsiz hale getirebilir" dedi.
Bu cümle tek başına, "Hukuk Devleti" olmanın ne kadar uzağında kaldığımızı ispatlamaya yeter de artar bile.
Bunu sizin anlayacağınız şekilde izah edeyim; kolunuz var ama tutamıyorsunuz, ayaklarınız var yürüyemiyorsunuz!
Ne yazık ki çoğumuz Hukuk Devleti ilkesinin hava kadar, su kadar elzem olduğunu anlamaktan çok ama çok uzaktayız.
Aslında devlet ile hukuk adeta ikiz ve ayrılmaz kardeş gibidir. Biri olmayınca diğeri de yok olmaya mahkûmdur.
Hukukun ortadan kalktığı bir devletin vatandaşları, birbirine ve devletine karşı olan saygısını ve güvenini ne kadar devam ettirebilir?
O devlette asayiş ve emniyet ne hale gelir hiç düşündünüz mü?
Devlet denilen varlık, varlığını en başta adalet olmak üzere adalet temelinde işleyen müesseseleri ile devam ettirebilir.
Bu sebepledir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Mustafa Kemal Atatürk, hiçbir zaman kendini öne çıkartmamış, neredeyse tüm gayretini devletin temel kurumlarının yerleşmesi için sarf etmiştir.
Şimdi ise milletimiz zannediyor ki bu temel müesseseler devre dışı bırakılırsa özgürlüklerine kavuşacaklar, dinlerini çok daha zirvede yaşayacaklar ve şaşaalı günler gelecek.
Daha da vahimi, Hukuk Devletinin çökmesini şeriatın gelmesi gibi algılayan o kadar çok cahil var ki!
Göreceksiniz bunun tam tersi olacak ve çoktan beri olmaya başladı bile.
Hatır için, menfaat karşılığında veya üst makamların baskısı ve korkutması ile hukuka aykırı olduğunu bile bile yanlış karar veren hakimlerin ve savcıların oluşturduğu adalet mekanizması ne kadar büyük bir tehlike ise hukukun verdiği kararları, siyasi iktidarın işine gelmediği için uygulamaktan imtina eden devlet kurumları da o kadar büyük bir tehlikedir.
Ne yazık ki Ak Partisi iktidarı ile birlikte adalet mekanizması en çok tartışılan ve en fazla güven kaybeden kurumların başında yer almaktadır.
Yasalar ve adalet mekanizmasının temel kurumları sürekli değiştirilirken hakim ve savcılar neredeyse tamamen iktidar yanlıları arasından seçilerek her şey kontrol altına alınmaya çalışılıyor.
Liyakat, yeterlilik ve başarı kriterleri tamamen yok farz ediliyor.
Emanet, ehlinin elinden alınıyor.
Yine de her şeye rağmen işlemeye ve ayakta kalmaya çalışan adalet mekanizmasının en tepe kurumu olan Anayasa Mahkemesi kararları, ancak ve ancak iktidarın işine gelirse uygulanıyor.
Doğal olarak da Anayasa Mahkemesi Başkanı isyan etme noktasına gelmiş durumda: Anayasamız tamamen işlevsiz hale gelebilir!
Bu isyan, yaşanan çöküşün alarm zilidir!
- Cem Yılmaz ve Cilalı Güldürü Devri / 29.08.2022
- Bırakın beni milleti uyandırın / 24.08.2022
- Aramıza katılmanızı bekliyoruz / 16.08.2022
- Suriye’nin kuzeyi mi, Büyük İsrail’in kilidi mi? / 01.08.2022
- 15 Temmuz ve alınmayan dersler / 19.07.2022
- Adalet yoksa zulüm vardır / 21.06.2022
- Polemikten beslenen siyaset / 09.05.2022
- Haydar Baş ve Aşk / 14.04.2022
- AK-YÜZBİM / 12.04.2022