Kötülüklerin kol gezdiği bir dünyada yaşadığımız inkâr edilemeyecek bir gerçektir. En yakınımızdan en uzağımıza varıncaya kadar yaşadığımız olaylara baktığımızda, fikir ve davranışlarda kötülüğün hâkim olduğunu görürüz. Tabi ki bu da sosyal yaşantımızı etkilemekte, kötülük cereyanlarından fertten topluma etkileşim olmaktadır. Sosyal hayatın halini bir benzetme ile anlatmak istersek; etrafımız alev alev yanan bir yangın ortamını andırmaktadır? Yaşamak zorunda olduğumuz bu ortamda, bu şartlar altında nasıl rahat edebiliriz ki? Ortamın bu halinden mutlaka zarar görüyoruz. En az yangının ya sıcağından, ya dumanından, ya da görüntüsünden rahatsızlık duyuyoruz? Bulunduğumuz ortamın yangın yeri yerine, bir gülistan olmasını kim istemez?Güllük gülistanlık bir ortam dururken, kim yangını tercih eder ki? Evet, ama güllük gülistanlık bir ortam da öyle kolay elde edilmeyeceği herkesçe malumdur. Emek gerek, gayret gerek, güzel niyet gerek; yangını güle, Gülizar'a çevirmek için? İşte bu emeğin kutsiyetini, önemini belirtmek için Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) Efendimiz, kötülüklerin ortadan kaldırılması için ortaya konacak gayreti imanla mukayese etmiş ve çok ciddi bir ikazla uyarmaya çalışmıştır: "Kim bir münkâratla (Allah ve Resulünün hoşnut olmadığı, kötülük) karşılaştığında, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin; ki, bu imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78- Riyazü's Salihin 186) Hemen arkasından gelen bir hadisi şerifte (a.g.e.187) de kalbiyle değiştirme ciheti bulunmayanların çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya oldukları haber verilir. "bu kadarcığı da bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile iman yoktur" buyrulmuştur. Rüyazü's Salihin tercümesinde (Erkam yayınları) "dinin kötülük, haram, günah, yasak kabul ettiğini, kalben böyle kabul etmeyenin imanının gideceği" haber verilmiştir. Hemen herkes yaşadığı ortamdan, yaşadığı olaylardan rahatsızlığını farklı şekillerde dile getirmektedir. Ama maalesef iş çabaya gelince bu konuda gayret ortaya koyanlar azınlıkta kalmaktadırlar. Evet, bu konuda rahatsızlık duyanların, yaşadığımız dünyanın, barış ve huzur ortamı olmasını isteyenlerin, mutlaka bir çaba ortaya koyması gerekmektedir? Eliyle, diliyle, kalbiyle?Bazıları da var ki bırakın çaba ortaya koymayı, kalben rahatsızlık bile duymayıp kötülüğe destek olmaktadır. Ne yapalım onlar da kendi elleriyle dünyada hüsran, ahirette cehennemi tercih etmişlerdir... Ne demişler atlarımız; "ne ekersen onu biçersin".
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Kıldığımız namaz, bizi kötülüklerden alıkoymuyorsa? / 12.04.2025
- Namaz kılmak bütün Müslümanlara farzdır / 11.04.2025
- Namaz kulun Allah’a en yakın olduğu haldir / 08.04.2025
- Fatiha suresindeki Allah ile kul arasındaki sır / 07.04.2025
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Namaz kılmak bütün Müslümanlara farzdır / 11.04.2025
- Namaz kulun Allah’a en yakın olduğu haldir / 08.04.2025
- Fatiha suresindeki Allah ile kul arasındaki sır / 07.04.2025
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025