Anlamayana davul-zurna?
Füze kalkanı konusu bölgemizle ilgili, bizimle ilgili, İran ile ilgili?Ama Lizbon zirvesinde İran'ın adı zikredilmedi ki?Doğru, adı zikredilmedi; ama kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit, dendi.Nitekim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül meseleye açıklık getirdi:"Savunma sistemi, balistik kapasiteye karşı kuruluyor. Bir ülkeye karşı değil? Bu kapasite hangi ülkede varsa veya nerede varsa ona karşı! Bugün bir ülkede olabilir, yarın başka bir ülkede çıkabilir. Doğru olan herhangi bir ülkeyi hedef almadan bu kapasiteye karşı savunma sistemi oluşturulmasıdır."Gül'ün konuşmasından İsrail'in nükleer başlıklı füzelerini anlayan oldu mu zirvede!? Olmadı.Sarkozy, biz kediye kedi deriz, projenin hedefi İran'dır, dedi. Fransa Cumhurbaşkanı, bunu derken; öteki üyeler, hayır canım, ne İran'ı, nereden çıktı İran, mı dediler?! Demediler.Tebessüm edip geçtiler? Hepsinin içlerindeki kine Sarkozy tercüman oldu.Gül ve AKP ekibi, milletimizi bu "yok" ile avutmaya çalışıyorlar:İran'ın adı yok! ***Ne sürprizler yaşadı milletimiz!
Türk milleti, Irak'ta tezgahlanan vahşi işgal benzeri bir operasyonu ve bombardımanı kapı komşumuzda, avlumuzda tekrar yaşamak istemiyor. Ankara'nın böyle bir işgale, gizli veya açık stratejik ortakçı olmasını istemiyor! Ankara'dakiler ise, İran'ın ismi verilmesin, nitekim verilmedi, isim kayda geçmesin, saman altından su yürüsün, diplomasisiyle ilerliyor.Bu anlayış, daha feci yanlışlara davetiye çıkartıyor. Irak ve Afganistan'da yaşanan dram zaten herkese yetiyor? Müslüman toprağı ve kanı üstüne diplomasi oyunu oynanmaz!Ankara, milletimizin iliklerine kadar yaşadığı bu "vazgeçilmez gerçeği" yüreğinde hissetmeli!Cumhurbaşkanı Gül'ün, İran'a yönelik, Irak benzeri muhtemel bir operasyondaki endişesi ne üstüne biliyor musunuz: Göç olayı, güvenlik zaafı, ekonomik sorunlar! Bunlardan söz ediyor. Irak işgali öncesinde de benzer konuşmalara şahit oldu millet.Ankara'nın maalesef perspektifi bu, bakış açısı bu kadar!O zaman, Ankara'nın bu endişeleri üç-beş dolara giderilsin; görün gümbürtüyü, diyenleri haklı çıkartıyor!Geçmiş tecrübe, geleceğin gidişatını gösteriyor? 800 milyon dolar -1 milyar dolar karşılığında "işgalcilerle pazarlık"ları medyaya yansıyan bir diplomasi anlayışı var Ankara'da!BOP işgalcisi ABD'nin kafasında ise, kuyruğu birbirine değmeyen elli tane tilki dolanıyor.Irak'ın işgali öncesinde medya ve sair toplum mühendisliği vasıtasıyla servis edilen "kimyasal silah ve kimyasal Ali" mavallarını hatırlayın?ABD, benzer bir "kâbus"u pazarlıyor. Israrla İran tehdidinden söz ediliyor. Kamuoyu oluşturuluyor. Başkan Barack Obama "İlk defa, hem ABD, hem Avrupa'daki tüm NATO topraklarını ve nüfusunu kapsayacak güce sahip bir füze savunma yeteneğinin geliştirilmesi konusunda anlaşmaya vardık" diyor.Bu cümlesiyle NATO'yu nasıl kullandığını açık veriyor Başkan! ***AB'den post çıkmaz!
Gül, NATO zirvesinden AB postu çıkartmaya çalıştı.Bu arada Ege'deki "12 mil" işi bile Yunanistan'ın talepleri doğrultusunda pişiriliyor; ama AB razı gelmiyor. Ne kadar taviz kopartırsak o kadar kârdır diye düşünüyor Batı.Nitekim öyle de oldu?Henüz Gül ve Ankara'dakiler, AB nümayişleriyle ayran kabartmak üzere idiler ki, bir de ne görelim? AB, Rum Kesimini önümüze getirdi."İstanbul'da bir liman ile Türkiye Hava Sahası'nın transit kullanımı hiçbir engel çıkarılmadan AB'ye üye 27 ülkeye açılsın."26'sına zaten açık? 27.sine açılsın; yani Rum Kesimine açılsın!Buna karşılık, 15-16 Aralık'taki AB Zirvesi'nde, Rum Kesimi'nin Aralık 2009'da veto ettiği altı başlıktan 2-3 kritik fasıl müzakereye açılacakmış.Rum Kesimi buna garanti verecekmiş... "Enerji' ile "adalet, temel hak ve özgürlükler" fasıllarının müzakereye açılmasına!Rum karşısındaki omurgasız vaziyetimize bakın?Hakkını teslim edelim Cumhurbaşkanı Gül, "AB sözlerini tutmuyor. Size güvenimiz kalmadı" demiş kulislerde!Orada öyle; milletimize gelince, AB'yi zemzemle yıkanmış diye hazmettirmeye çalışıyorlar.Türkiye'nin düşürüldüğü hale bakın, Allah aşkına!Bütün fasıllar açılsa ne yazar!?Çöken ve batan AB'den Türkiye'nin ne kârı olacak?!
***Bu kafayla, tecrit odası bile paklamaz Türkiye'yi
Fonlanmış aydın homurdanmalar doğal: Türkiye, bölgesinden ve dünyadan tecrit mi olsun? Elbette hayır?Lakin Türkiye, at gözlüğünden kurtulsun... Etrafını görsün. Bölgesini değerlendirsin. Kendi akrabası olan ülkelere açılsın. Topraklarımız üzerinde iştah kabartmayan devletlere yanaşsın? İşbirliği yapsın!Bu dünyalar on tane Türkiye'ye her bakımdan yeter de artar? Pazar olarak da, kaynak olarak da, insan gücü ve sermaye olarak da.Asıl "tecrit", Türkiye olarak bizim, kendi tarihi hinterlandımızdan ve asaletimizden kopartılarak, çöken Haçlı'ya ve işgalci ABD'ye emir kulu yapılmamızdır. Bu öyle bir tecrittir ki, bu tecrite yakalanmış Türkiye'yi "tecrit odası" bile paklayamaz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019