Türk halk müziğini oluşturan eserlerin bir çoğu halk ve divan edebiyatımızın şairlerinin ve ulu ozanların yazdıkları, çalıp söyledikleridir.
Şairler, ulu ozanlar ve halk için cenk eden yiğitlerin kahramanlık ve mertlik konularını işledikleri şiirleri manzum eserleridir.
Halkın acısını, yaşadığı baskıları, gördüğü zulümleri, gurbetteki sıla hasretini şiirlerinde yansıtmışlardır.
Ama büyük bir çoğunluğu bu dünyanın fani, baki olanın yüce Mevla olduğunu anlatmışlardır.
Dillerinin döndüğünce...
Kimi zaman saz ile,
Kimi zaman cümbüş ile,
Kimi kavala söylemiş deyişlerini,
Kimi karlı dağlara...
Kimi zindanlardan haykırmış yüreğinin sesini,
Kimi darağacı yolunda...
Ama ortak bir noktaları var; o da boyun eğmemişler.
Serden geçmişler, sırdan geçmemişler.
Bedel ödeyen halkın sesi olmuşlardır.
Sadece sesi olmakla kalmamış, yanmış, yakılmış, sürülmüş ve de halkı için darağacına çekilmişlerdir.
Sen yanmasan, ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa diyen de var,
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan diyen de...
Arap atlar yakın eder ırağı, yüce dağdan aşan yollar bizimdir diyen var.
Benden selam olsun Bolu Beyine,
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır diyen de vardı.
Kimi zaman Karacoğlan oldu, sesin sahibi,
Kimi zaman Dadaloğlu,
Kimi zaman Köroğlu oldu adı, çığıran yüreğinin ateşini.
Nazım oldu çağladı dizeler.
Hepsi de halkının cenk meydanındaki acı inlemelerinin dışa vurumuydu.
Bu topraklar çok zaman gördü, şahid oldu, cefakar anaların yürekli yiğitlerine .
Türk zorda kalmadan analar bir yiğit doğurmaz .
Halk müziğimizde en çok kahramanlık yiğitlik ve mertlik konularının yanında, ölüm ve hakikat konuları çok işlenmiştir.
Ben de ananonim olan bir türkü ile gündeme dair gönlümden geçenleri betimlemeye çalışayım.
Ezrail serime çöktüğü zaman
Kırılır kanadım kol yavaş yavaş
Mevlam nasip etsin din ile iman
Akar gözlerimden sel yavaş yavaş.
Bu dünyada ettiğimizden sorumluyuz. Öteki tarafta Yüce Mevlam huzuruna kul hakkına girmeden çıkmayı nasip eylesin.
Hak la ilahe illallah diyerek gitmek şerefine nail eylesin.
Ölüm var...
Mezarım üstüne dikerler taşı
Kimi gölgesinde saklarsın başı
Baba oğlu görmez kardaş kardaşı
Gider geri dönmez yol yavaş yavaş
İş işten geçmeden bu dünyadan götüreceklerini bir kere daha düşün
Senin de bir mezarın olacak, tren gitti mi geri gelmez.
Geç kalma,
hakikat için yaşa,
Unutma diyor.
Yüksek uçan gönül yorulur bir gün
Mizan terazisi kurulur bir gün
Herkesin ettiği sorulur bir gün
Döner mi yarabbim dil yavaş yavaş
Bir gün herkes aslına döndürelecektir. Hesap günü herkes için.
Isıcak ılıman suyun koyarlar
İyi kötü elbiseni soyarlar
Meslekiyem öldüğümü duyarlar
Girer salacama el yavaş yavaş
Sen de öleceksin
Bu dünyada geride kalan
bir hoş sedan olacak.
İnsanoğlu fani
Ve hüvel bakii...
Sağduyulu ve sakin olmak ümidi ile,
Saygılarımla...
- Gebze Hamamı / 26.03.2025
- Öğrenciye ücretsiz süt ve yemek / 25.03.2025
- P e l i t l i / 24.03.2025
- Diploma / 22.03.2025
- 'Müsilaj' deniz kirliliği / 20.03.2025
- Gebze'nin yörükleri / 19.03.2025
- 14 Mart Tıp Bayramı / 18.03.2025
- Dolar 43 TL, Euro 46 TL / 15.03.2025
- Trafik ve otopark çilesi / 13.03.2025